Monthly Archives: Temmuz 2015

E-ticarette Organik Tarım İle Yer Almanın Avantajları

downloadSon yıllarda dikkat çeken konulardan biri olan organik tarım üretimde kimyasal girdi kullanmadan, üretimden tüketime kadar her aşaması kontrollü ve sertifikalı tarımsal üretim biçimidir. Ekolojik tarımın amacı; toprak ve su kaynakları ile havayı kirletmeden, çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığını korumaktır. Daha geniş anlamda çevreyi korumayı amaçlayan, doğadan aldığını doğaya geri veren, tarımın sürekliliğini sağlamayı hedefleyen ve hatta çalışanlarının menfaatlerini korumaya başlayan toplu bir felsefenin ürünü, bir yaşam biçimi. Elbette hepimiz uzun ve sağlıklı bir yaşam sürmek isteriz. Sağlıklı yaşamanın en kolay ve zahmetsiz yolu tükettiğimiz gıda maddeleridir.

Fakat günümüzde, sağlıklı tüketim ürünlerini bulmak hemen hemen imkânsız hale gelmiştir. Bir tüketim ürününe sağlıklı diyebilmek için, doğal yollarla sofralarımıza ulaşması gerekmektedir. Üretim sürecinde, hasat zamanında, paketleme ve bize ulaşana kadar geçen süreçte, ürünlerin hiç bir koruyucu madde kullanılmadan oluşturulması, o ürünün ne kadar organik olduğunu belirler. Türkiye’de organik üretim konusunda ciddi çalışmalar yapılsa da tüketen birey sayısı çok düşük bunun sebeplerinden en önemlisi organik ürünlerin diğerlerine göre pahalı olması. Aslında durum sanıldığı gibi değil. Ülkemizdeki organik tarım pazarı dış pazara, yani ihracata yönelik olarak oluşturulmuş durumda. İç pazarın talepleri son birkaç yıldır yeni yeni ortaya çıkmaya başladı. Organik gıdaların çok yüksek fiyatlarla satılmasının temel nedeni bu. Siz de bu tür ürünler yetiştirerek hem sağlıklı beslenip hem de para kazanabilirsiniz. Özellikle https://buypasa.com gibi siteler üzerinden ücretsiz online mağaza açıp e-ticaretin avantajlarını kullanabilir, organik ürünlerinizi tüm dünyaya pazarlama şansı bulabilirsiniz.

http://onedio.com/haber/e-ticarette-organik-tarim-ile-yer-almanin-avantajlari-554572

Yerli ve Yabancı Grupların Ada Keyfi

2015-686-216 Temmuz’da Giresun Adası turlarına başlayan turizm teknesi ilk günden itibaren tüm seferleri dolu olarak turlarını düzenliyor. Adanın turizme açılmasıyla birlikte , Giresun halkı yılardır uzaktan seyrettiği adasına kavuştuğunu belirten Sayın Valimiz Hasan Karahan, “ Yaz sezonuna denk getirdiğimiz tekne turları Giresun’a yaz tatili için gelen misafirler için de oldukça talep görmekte. Artık Giresun Adası Karadeniz turizminde hakettiği yeri alma yolunda ilerliyor” dedi.

Tekne turlarının Giresun’u oldukça hareketlendirdiğini dile getiren  Vali Karahan sözlerini şöyle sürdürdü; “Tekne tüm seferlerini dolu olarak gerçekleştirmekte. Hem Gündüz ve hem akşam seferleri oldukça talep görüyor. Giresun turizmi için çok yerinde bir karar olduğunu Giresun halkından da destek görüldüğünü görmek çok güzel. Ada hem Giresun’lu hem de sahil hattından geçen yolcular için bir görüntüden ibaretti. Artık Giresun halkı kendi ve misafirleri için keyifli bir gezi alanına sahip. Ayrıca tekne turunu sahil yolundan geçen yolcular bile merak edip kullanabiliyorlar.2 saatlik bir gezi programının içinde deniz,tarih, kültür birarada yaşatılıyor ve bu insanlarımız için çok keyifli. Giresun turizmine yönelik yapılan bu çalışma daha şimdiden  Karadeniz Bölgesine gelen yerli ve yabancı turlarında gözdesi haline geldi. Artık tur programlarına alınan Giresun Adası tekne gezisi, ön rezervasyonlarla uygun saatlerde gezginleri ağırlıyor. Mercan Turizm tarafından Bahreyn’den gelen ve  Metex etkinliklerinde sezon içinde 7 hafta süresince 5120 yatak rezervasyonu teyit edilen   Arap turistler Giresun Adasına her hafta düzenlenen turlarla ulaşıyorlar.  Denizin, serinliğin keyfine Karadeniz’de sınırsızca varabiliyorlar. Yaylaların olduğu kadar denizinde bir cennet olduğuna dair yorumları duyuyoruz. Giresun Adası’nın ilk yerli grubu Erdil Turizm ise sezon süresince her Salı günü Giresun Adası tekne turlarını program kapsamına aldı.  Gelen gruplar Karadeniz gezisi boyunca bu şekilde bir organizasyona rastlamadıklarını ve Karadeniz’i sadece yaylalarla değil denizle de harmanlayan bu çalışmanın oldukça başarılı oldu”

Geçtiğimiz yıllara nazaran Giresun’un artık daha çok turist ağırladığını vurgulayan Vali Karahan sözlerini şöyle tamamladı; “Tekne turu ile yapılan turizm atağının artık Giresun’u bir turizm merkezi haline getirebileceğini, acentelerin ve tur operatörlerinin Giresun’u denizi, yaylalarıyla birlikte kullanabileceğini vurguladı. Tekne turları ilerleyen sezonlarda Giresun’umuza otel, restaurant talepleriyle geri dönecek.”

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=15430

Toprak Organik Karbon Bilgi Sistemi Projesi Tamamlandı

Ülkesel Coğrafik Toprak Verimliliği ve Toprak Organik Karbon Bilgi Sistemi konulu panel yapıldı. 2010 yılında başlatılan ve başarıyla yürütülen Ülkesel Coğrafik Toprak Verimliliği ve Toprak Organik Karbon Bilgi Sistemi Projesi sonuçlandı. Dün düzenlenen Toprak Organik Karbon Bilgi Sistemi Paneli’yle projenin ortaya çıkışı ve gelişim aşamaları hakkında bilgiler verildi.

Toprak Gübre ve Su Kaynakları Merkez Araştırma Enstitüsü tarafından düzenlenen panele TAGEM Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak’ın yanı sıra FAO temsilcileri ve çok sayıda uzman katıldı.

Panelde bir konuşma yapan Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Doç. Dr. Masum Burak, Genel Müdürlükleriyle FAO’nun işbirliği içerisinde yürüttüğü projenin bugüne panel olarak yansımasının çok anlamlı olduğunu kaydetti.

Burak, 2012 yılında başlayan bu çalışmanın Türkiye’de bir ilk olarak ülkenin tüm topraklarının coğrafi özelliklerine bakılarak toprak verimliliği haritaları ve aynı zamanda organik karbon durumunun belirlenmesi projesi olduğunu kaydetti. FAO’nun da katkılarıyla yaklaşık 1 milyon TL’nin üzerinde bütçesi olan projenin BM’nin Uluslararası Toprak Yılı olarak ilan ettiği 2015 yılında sonuçlanmasının da ayrı bir önem arz ettiğini ifade etti.

Toprak ve Su Kaynakları Araştırmaları Daire Başkanı ve Ulusal Proje Koordinatörü Dr. Bülent Sönmez ise yaptığı konuşmada projeyle ilgili detaylı bilgiler verdi.

2010 yılında başlanan süreci bu yıl itibariyle tamamlamış olmaktan duydukları mutluluğu dile getiren Sönmez, “Projemiz Bakanlığımızın merkez ihtisas enstitüsü olarak Toprak Gübre ve Su Kaynakları Araştırma Enstitüsü tarafından yürürlüğe konulmuş bir projedir. Bu proje 2010 yılında hazırlandı.” dedi.

Sönmez, 2011 yılında kabul gören projenin 2012 yılında FAO ile yapılan görüşmeler neticesinde uluslararası bir nitelik kazandığını belirtti. Dr. Bülent Sönmez, temel amacın Türkiye’deki tarım topraklarının 0-30 santimetre derinliğindeki verimlilik durumunu yansıtacak olan toprak özelliklerinin, bazı makro mikro bitki besin elementlerinin ve toprak organik karbon içeriğinin coğrafi veri tabanını oluşturmak olduğunu kaydetti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD6695_toprak-organik-karbon-bilgi-sistemi-projesi-tamamlandi.html

 

Giresun’da Meryem Ana’ya Yunan İlgisi

Mağara içerisinde yer alan tarzda Türkiye’nin en büyük ikinci manastırı olan ve bir süre önce restorasyonu tamamlanan Meryem Ana Manastırı’nın ilk yabancı ziyaretçileri Yunanistan’dan geldi. Türkiye-Yunanistan Nüfus Mübadelesi ile Şebinkarahisar bölgesinden Yunanistan’a göç eden Rumların akrabalarının da yer aldığı 40 kişilik grup manastırı gezdi. Şebinkarahisar ilçesindeki Kayadibi köyünde kayalık bir tepedeki doğal mağara içerisine inşa edilen ve Ortodoks Rumlar tarafından kullanılan Meryem Ana Manastırı’na turistler ilgi gösterdi.

İl Kültür ve Turizm Müdürü Hulusi Güleç, manastırda gazetecilere yaptığı açıklamada, manastırın bir süre önce Kültür ve Turizm Bakanlığınca ören yeri ilan edildiğini söyledi.

Manastırın Kültür ve Turizm Bakanlığınca restorasyon çalışmaları yaptırıldığını belirten Güleç, “Bu süreç içerisinde biz de bu alana turist grupların gelmesi için bazı çalışmalar yaptık. O çalışmalarımız nihayet ilk meyvesini verdi. Bugün buraya ilk yabancı turist grubu olarak Yunanistan’ın Kavala kentinden 40 kişilik kafile geldi” dedi.

Güleç, ziyarete gelenlerin bir çoğunun dedelerinin bölgeden gittiğine işaret ederek, “1924 yılında mübadeleye kadar bu bölgede yaşamış Rumlar zaten bunlar. Göçle gittikten sonra Yunanistan’ın Kavala kentinde ikamet etmeye başlamışlar ve onların torunları, dedelerinin yaşadığı yerleri, Meryem Ana Manastırı’nı, Giresun’u merak edip kafileler halinde geliyor” diye konuştu.

Hristiyanlık dininin ilk gizli yayılmaya başladığı manastırlardan birisi

Manastırın ilk yapılış amacının Romalılardan gizlenmek olduğunu vurgulayan Güleç, sözlerini şöyle tamamladı:

“Hz. İsa Hristiyanlık dinini yaymaya başladığı zaman Romalılar buna bir engel oldular Yaklaşık 200 yıl Hristiyanlık dininin yayılmasını engellediler. Bu süreç içerisinde Hristiyanlar da kuytu köşelerde, gizli saklı yerlerde dinini yürütmeye çalıştılar. Burası da Hristiyanlık dininin ilk gizli yayılmaya başladığı manastırlardan birisi.”

http://www.haber61.net/giresunda-meryem-anaya-yunan-ilgisi-giresun-haberlerigiresun-haber-226869h.htm

Dünyanın İlk Yapay İnek Sütü Gelecek Yıl Raflarda

11Amerika’daki biyomühendisler, marketlere daha sürdürülebilir bir seçenek sunmak amacıyla genetiği değiştirilmiş mayadan dünyanın ilk yapay inek sütünü geliştiriyorlar. Bu senenin başlarında Muufri (Moo-free diye okunuyor) diye adlandırılan sentetik süt çalışmaları, Kaliforniya’da yaşayan biyomühendisler Perumal Gandhi ve Ryan Pandya tarafından gerçekleştiriliyor. Özel bir çeşit mayanın genetiği değiştirilerek süt proteni üretilerek elde edilen yapay inek sütünü mükemmelleştirmek için çalışmalara devam ediyorlar. Bu sistem soya, pirinç ve badem sütü çeşitleri dışında gerçek süt tadını muhafaza eden sütü üretmek için tasarlandı. Çünkü biyomühendisler soya bazlı dondurma ne kadar güzel olsa da asla süt bazlı dondurmanın popülaritesi ile eşleşmeyeceğini ifade ediyorlar, fakat ya Muufri dondurma tam tadı elde ederse?

Gandhi’nin National Geographic’e yaptığı açıklamaya göre; “Eğer çevreci olmayan ürünlerden yaptığımız beslenmemizi değiştirmek istiyorsak, orijinal ürünün daha iyisi ya da özdeşi olmak zorunda. Dünya inek bazlı sütten bitkisel bazlı süte geçiş yapmayacak“ şeklinde ifade ediyor.

Vegan Gandhi ve Pandya inekler, büyüme hormonları ve antibiyotikler ile beslendiği; boynuzları çıkartıldığı; kuyrukları kesildiği kalabalık süt ahırlarının ihtiyacının azaltılması için sütü icat ettiler. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü’ne göre, süt ürünleri dünyadaki yıllık sera gazı emisyonlarının yüzde üçünden sorumlu.

Neyse ki onlar için, sentetik inek sütü nispeten basit bir işlem. Yaklaşık yüzde 87’si sudan oluşuyor ve 20’den az bileşene sahip.

Muufri sütü, yapısını oluşturmaya yardımcı olacak altı protein ve zengin bir tat vermek için sekiz farklı yağ asidi içeriyor. İnsülin üretmek için ilaç firmalarının kullandığı aynı işlem kullanılarak süt yapılıyor. DNA, süt ineklerinden çıkartılır ve belirli dizileri, maya hücreleri içine yerleştirilir. İstenilen sıcaklıkta ve konsantrasyonlarda endüstriyel ölçekli petri kaplarına yerleştirilen maya kültürü büyür. Birkaç gün içinde maya, yeterli süt üretimi düzeyine gelir.

National Geographic’in haberine göre; mayadan oluşan Muufri sütü içindeki proteinlere rağmen; yağlar, sebzelerden oluşuyor. Süt yağlarının yapısını ve lezzetini yansıtmak için moleküler düzeyde küçük değişikler yapılıyor. Kalsiyum ve potasyum gibi mineraller ve şekerler ayrı alınıyor ve karışıma ekleniyor. Elbette bu, bütün besin değerlerinin ayarlanmış olduğu anlamına geliyor. Böylece bu yapay süt, normal sütten daha iyi olabilir.

Başlangıçta, Muufri sütün normal süte göre fiyatı daha pahalı olacak olsa da Gandhi ve Pandya üretimi büyüterek daha ucuz hale getirmeyi istiyor. Normal süt gibi bakteri içermediği için raf ömrü de daha uzun olacaktır. Araştırmacılar, gelecek yılın ortalarına doğru market raflarında bu yapay sütün yer almasını umut ediyorlar.

http://onedio.com/haber/dunyanin-ilk-yapay-inek-sutu-gelecek-yil-raflarda-550680