Monthly Archives: Kasım 2018

Destekleme Ödemeleri Ne Zaman? Tarım Destekleri Ne Zaman Ödenir?

Tarım ve hayvancılıkla uğraşan vatandaşların yararlanmak istedikleri ödemeler için sorgulamalar başladı. 2019 Tarım destekleri ne zaman hesaplara yatırılacak sorusuna yanıt arayan binlerce vatandaş, Ziraat Bankası üzerinden alacakları ödemelerin tarihlerini sorgulamaya devam ediyor. Peki, destekleme ödemeleri ne zaman yatırılacak? Bölgelere göre ürün bazında yapılan tarım destekleme ödemeleri, bu yıl da belirlenen tarih aralığında gerçekleşecek. TC Kimlik Numarasının son hanesine göre değişiklik gösterecek olan destekleme ödemeleri, bölgelerdeki ürünlere göre farklılık gösterecek.

DESTEKLEME ÖDEMELERİ NE ZAMAN YAPILACAK?

Bu yıl hesaplara ne zaman yatırılacağı resmi merciler tarafından henüz açıklanmayan tarım destekleri, geçtiğimiz yıl Ziraat Bankası tarafından; TC Kimlik Numarası 0-2 ile bitenler için 6 Nisan, TC Kimlik Numarası 4-6 ile bitenler için 13 Nisan, TC Kimlik Numarası 8 ile bitenler için 20 Nisan tarihinde yapılmıştı.

2017 yılında ise ödemeler; TC Kimlik Numarası 0 ile bitenler için 31 Mart 2017, TC Kimlik Numarası 2-4 arasında bitenler için 07 Nisan 2017, TC Kimlik Numarası 6-8 arasında bitenler için ise 14 Nisan 2017 tarihinde ödenmişti.Ödemelerin bu yıl da önceki yıllara yakın tarihlerde gerçekleştirilmesi bekleniyor.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/destekleme-odemeleri-ne-zaman-tarim-destekleri-ne-zaman-odenir-41016708

Tarım Savunmadan Daha Önemli

Tarım ve Orman Bakanı Bekir Pakdemirli, “Tarım savunmadan daha önemli. İstediğiniz kadar kılıcınız olsun, istediğiniz kadar topunuz olsun, istediğiniz kadar tüfeğiniz olsun. Birgün herkes bunların yenilemeyeceğini öğrenecek. Eğer gıdanız yoksa, gıda arz güvenliğiniz yoksa,kendi kendinize birçok alanda yetemiyorsanız bu önümüzdeki nesiller için çok büyük tehlikedir.” dedi. Pakdemirli, Doğu Akdeniz Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü’nde Tarım ve Orman Bakanlığı ile Kahramanmaraş Valiliği iş birliğinde düzenlenen, Tarım ve Orman Sektörü ile Buluşma Toplantısı’nda, Türk tarımını gelişimine ve ihtiyaçlarına ilişkin değerlendirmede bulundu.

Kahramanmaraş’ta çeşitli müjdeler verdiklerini belirten Pakdemirli, önümüzdeki günlerde daha hızlı çözümler üretmek için bölgelerde havza yönetim modeline geçeceklerini, burada Kahramanmaraş’ın yer alacağını ifade etti.

2050 yılında dünya nüfusunun 50 milyar olacağının öngörüldüğünü anlatan Pakdemirli, “1 milyar insan aşırı yoksul, 800 milyon insan aç ama bunun karşılığında da 600 milyon insanın obez.” diye konuştu.

40 ÜLKEDE GIDA 80 ÜLKEDE SU SIKINTISI

Her yıl 1 buçuk milyar ton gıda israfının yanında 40 ülkede gıda sıkıntısı, 80 ülkede su sıkıntısı çekileceğini belirten Pakdemirli, “2050 yılına kadar da gıda üretiminin dünyada yüzde 60 artırma mecburiyetimiz var. Bize ne dünyadan diyebilirsiniz ama aşağı yukarı tablo Türkiye’yi de koyduğumuz zaman benzer bir rapor çıkıyor.” ifadesini kullandı.

Türkiye’nin en az 20 yıl içerisinde üretimini yüzde 50 artırmak zorunda olduğuna işaret eden Pakdemirli, şunları söyledi:
“Ben her zaman tarım eşittir tarım büyüktür savunma diyorum. Tarım savunmadan daha önemli. İstediğiniz kadar kılıcınız olsun, istediğiniz kadar topunuz olsun, istediğiniz kadar tüfeğiniz olsun. Birgün herkes bunların yenilemeyeceğini öğrenecek. Eğer gıdanız yoksa, gıda arz güvenliğiniz yoksa, kendi kendinize birçok alanda yetemiyorsanız bu önümüzdeki nesiller için çok büyük tehlikedir. Gelecek nesillere doğru bir emanet bırakmak istiyorsak bu işi çok ciddi bir şekilde ele almamız gerekiyor.”

Dünyada tarımın önemine değinen Pakdemirli, çok büyük şirketlerin gelecek için satınalmalar yaptığını belirtti.

YERLİ TOHUM

“Dünyayı doyuran dünyanın lideri olacak.” ifadesini kullanan Pakdemirli, bu sebepten dolayı da tarımla ilgili bazı satın almalar yapıldığını, büyük firmaların birbirine alıp daha da devleştiğini anlattı.

Arazi toplulaştırmasını daha iyi bir konuma getirmek için çalışmalara başladıklarını bildiren Bakan Pakdemirli, şöyle devam etti:

“Ürün tarlada 1 lira, tüketicide 4 lira. Biz de diyoruz ki tarlada da 1 lira olmasın 2 liraya satsın üretici, tüketici de 4 liraya yemesin 3 liraya yesin. Bunu birbirine yaklaştıralım. Buradaki değer zincirinde herkes hakkaniyetli payını alsın ama fazladan bir şey olmasın. İsraf olmasın. Bu konuyla ilgili Hal Yasası üzerinde çalışıyoruz. Önümüzdeki günlerde Perakende Yasası’yla ilgili de yeni değişiklikler olabilir. Yerel ekonomiyi kalkındırmak anlamında eğer vatandaşımız Kahramanmaraş’taki zincir mağazaya arka tarlada ürettiği ürünü götürüp sattırabiliyorsa işte o zaman yerel ekonomiyi kalkındırmış oluruz.”

Yerli tohumu da çok önemsediğini, 150 bin tonlardan 1 milyon 50 bin tona 16 senede geldiklerini aktaran Pakdemirli, daha fazla gidilecek yol bulunduğunu kaydetti.Bakan Pakdemirli, “Yabancı firmalara para verdiğiniz zaman para yurt dışına gidiyor, yerli tohum üretenlere verdiğiniz zaman hem kar hem de katma değer ülkemizde kalıyor. Yerli tohumlar daha ucuz.” diye konuştu.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/tarim-savunmadan-daha-onemli-41013145

İstiridye Mantarı Yetiştiriciliği Ek Gelir Modeli Oldu

Doğada kavak ağaçlarında kendiliğinden yetişen ve son derece faydalı bir besin olan istiridye mantarının sofralardaki yeri giderek artıyor. İstiridye mantarı besin değeri bakımından kırmızı ete yakın olmasına rağmen fiyat olarak ona göre bir hayli ekonomik. Bu sebeple istiridye mantarına yüksek bir talep oluşmuş durumda. Talebi karşılamak amacıyla birçok yerde mantarhane kurulmaya devam ediyor.

Mantarhanelerin dışında ek gelir elde etmek isteyenler de istiridye mantarı yetiştiriciliği yapıyor. İzmir Torbalı’da istiridye mantarı üretimi yapan Erdal Gündük, çiftçilerin kavak kütüğünde istiridye mantarı yetiştirerek yüksek gelirli bir mahsul yetiştirebileceğini ve diğer ürünlerden daha çok kazanabileceğini söyledi. Basit ve pratik yöntemlerle herkesin istiridye mantarı yetiştirebileceğini belirten Gündük şöyle konuştu: “İstiridye mantarı pazar payı genişleyen yeni bir ürün.

Hâlihazırdaki üretimi ise genelde mantarhanelerde ticari işletmeler tarafından gerçekleştiriliyor. Oysa küçük bir bahçede kolaylıkla üretim yapılabilir. İstiridye mantarı yetiştiriciliğinin çiftçiye öğretilmesi kolay bir süreç olduğu gibi işin kendisi de yüksek beden gücü gerektirmiyor. Üretim sürecine yaşlı, kadın ve engelli nüfus da dahil edilebilir.”

Çiftçi destek kuruluşlarının kırsalda kalkınmanın sağlanması ve ek gelir elde edilmesi amacıyla konuyla ilgili eğitimler verdiğini belirten Gündük, kendisinin de bu eğitimleri alarak işe başladığını söyledi. Bahçesinde 35 kavak kütüğüyle üretime başlayan Gündük yakın zamanda üretimi artıracağını da sözlerine ekledi.

https://www.dunya.com/gundem/erdogandan-halkbank-aciklamasi-haberi-431684?ref=page_infinite

Hibe Desteğiyle İş Kadını Oldu

Niğde’nin Dikilitaş köyünde, 33 yaşındaki Melek Akoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığının “Genç Çiftçilerin Desteklenmesi Programı” kapsamında aldığı hibeyle tavuk çiftliği kurdu.

Üç çocuk annesi Melek Akoğlu, devletten aldığı 30 bin lira hibe ile kendisine ait arazide, yumurta tavukçuluğu çiftliği kurarak, üretime başladı. Niğde Tarım ve Orman Müdürü Asım Baş ile Kırsal Kalkınma ve Örgütlenme Şube Müdürü Soner Kahraman, Akoğlu’nu çiftliğinde ziyaret etti.

Asım Baş, programın amacına ulaştığını belirterek, “Genç çiftçilerimizin başarısı gurur verici. Bakanlığımızın temel hedefi, yerinde istihdamı sağlamak, köyden göçü engellemek. Melek hanımın mücadelesi, projenin amacına ulaştığının en güzel örneği.” dedi. Melek Akoğlu da daha önce tarlalarda ırgat olarak çalıştığını ifade ederek, “Kendi işimi kurdum. Günlük kazancım 300 lira ile 500 lira. Köylülere sesleniyorum, lütfen köyünüzü terk etmeyin. Köy yerinde hayvancılık yapılır, tavukçuluk yapılır, her şeyi yapma imkanı var. Ben mücadele ettim ve kazandım. Bununla yetinmek istemiyorum. Hedefim, köy yerinde örnek bir kadın olmak. Bütün gençlere örnek olmak istiyorum.” diye konuştu.

https://www.tarimtv.gov.tr/index.php/tr/video-detay/hibe-destegiyle-is-kadini-oldu-10761

Kuraklığa Duyarlı Türkiye Toprak Haritası Projesi Tamamlandı

EGE Üniversitesi (EÜ) Ziraat Fakültesi ve Ege Teknopark’ta, kuraklıktan etkilenen tarlaların zararını tahmin etmek ve çiftçinin korunması için referans toprak verim gruplarının sınırlarının belirlenmesi amacıyla geliştirilen “Kuraklığa Duyarlı Türkiye Toprak Haritası” adlı proje tamamlandı. Tarımda arz ve talep dengesizliklerini ortadan kaldıracak bir yazılım yapıldı.

Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Beslenme Bölümü Toprak Bilimi Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Yusuf Kurucu aynı zamanda danışmanlığını yaptığı EÜ Teknopark’ta faaliyet gösteren AGROVISIO adlı firmayla ortak bir proje geliştirdi. “Kuraklığa Duyarlı Türkiye Toprak Haritası” adlı projeyle Prof. Dr. Yusuf Kurucu ve araştırma ekibi, kuraklıktan etkilenen tarlaların zararını tahmin etmek ve çiftçinin korunması için referans toprak verim gruplarının sınırlarının belirlenmesini amaçladı. Coğrafi bilgi sistemleri ve uydu görüntüleri kullanılarak hazırlanan projede, ürünlerin gelişim düzeyleri izlenip oluşturulan toprak verim grupları sınırlarını detaylandırıldı. Başarılı ekibi ziyaret eden EÜ Rektörü Prof. Dr. Necdet Budak, Prof. Dr. Yusuf Kurucu’dan danışmanlığını yaptığı yazılım projesiyle ilgili bilgi aldı.

‘TÜRKİYE’DE İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ NEDENİYLE KURAKLIK BEKLENEN BİR SONUÇ’

Kuraklığın Türkiye’de iklim değişikliğiyle beklenen bir sonuç olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Kurucu, çiftçinin tarımsal üretime devam edebilmesi için desteklenmesi gerektiğinin altını çizdi. Geliştirilen proje ile farklı uydu görüntülerinden yararlanılarak ihtiyaç duyulan ürünün çeşidi, hasar durumu, yetersiz gelişme ve rekolte bilgileri gibi detayların saptandığını söyleyen Prof. Dr. Kurucu, kuraklığa duyarlı toprak haritası oluşturduklarını kaydetti. Ürünü otomatik olarak takip eden sistemin, veri tabanının ilettiği bilgiyle çiftçiye uyarı gönderdiğini de ifade eden Prof. Dr. Kurucu, hazırlanan çok modüllü yazılımın, projeyi talep eden Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kurumuna teslim edildiğini ve patent başvurusunun yapıldığı dile getirdi.

PROJEYİ GELİŞTİRME ÇALIŞMALARI SÜRÜYOR
TARSİM’in, Türkiye için önemli bir kurum olduğunu ancak kurumun çiftçiye gerçekçi bir destek sağlayabilmesi için çiftçinin ne kadar hasarının olduğunu bilmesi gerektiğine dikkat çeken Prof. Dr. Kurucu, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Tarımda kuraklığa bağlı ürün kaybı bölgesel düzeyde ve toprak çeşitlerine bağlı olarak değişmektedir. Coğrafi Bilgi Sitemleri ve uzaktan algılama tekniği kullanılan projede çok parametreli ve kademeli sorgulama modellerini uygulayan bir yazılım geliştirdik. Teknopark’ta devam eden çalışmalarda ürünün spektral imzalarını geliştirdik, parsel bazında tarladaki ürünün çeşidini belirleyen ve fenolojik evresi boyunca gelişimlerini izleyen, köy, ilçe, il ve sonuçla ülke düzeyinde ve ürün bazında ekili alan ve ürün rekoltesini belirleyebilen bir yazılım.

‘KURAKLIĞA DUYARLI TOPRAK HARİTASINI TAMAMLADIK’ Coğrafi bilgi sistemleriyle birlikte uydu görüntülerini kullanarak ve Türkiye’nin kuraklığa duyarlı toprak haritasını tamamladık. Bunda toprağın tüm özelliklerini, eğimini, derinliğini, kirecini yani yaz aylarında suyu tutabilecek, bitkiye yeterli su bütçesi sağlayabilecek bütün parametreler dikkate alınarak topraklar gruplandı. Bunu tüm Türkiye için yapıp iller ve ilçeler düzeyinde TARSİM’in hizmetine sunmuş bulunuyoruz. Geliştirdiğimiz yazılım tarla bitkilerine şu an uygulanabilecek düzeye geldi. Gelişmeye devam ediyor. Yaptığımız çalışmalar yazılım, donanım ve tarım iş birliğiyle oluşturuldu. İkinci bir patent başvurusu da bunun arkasından gelecek. Çalışmamız ulusal düzeyde gerçekleştirilen bir yarışmada ödül aldı. Bu çalışmaları Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Orta Doğu Teknik Üniversitesi ve teknokentlerde yazılım ve donanım iş birliği ile gerçekleştiriyoruz. Çalışmalarımızı yaygınlaştırmaya devam edeceğiz.”

http://www.hurriyet.com.tr/yerel-haberler/izmir/kurakliga-duyarli-turkiye-toprak-haritasi-pro-41003980