Monthly Archives: Şubat 2019

Madımaklı Peynir, Otlu Peynire Rakip Oldu

SİVAS’ta yaşayan Birgül Canikligil (48), doğada kendi kendine yetişen ve yöreye özgü bir bitki olan madımak bitkisi içeren peynir yaptı. Peynirin patentini de alan Canikligil, Erzurum’un otlu peynirine rakip oldu. Kentteki bir kamu kuruluşunda çalışan ve çocukluğunun köyde geçtiğini söyleyen Birgül Canikligil bu nedenle tarım ile ilgisini koparmadı. Cumhuriyet Üniversitesi Sivas Meslek Yüksekokulu Organik Tarım Bölümü’nden mezun olan Canikligil, doğada kendi kendine yetişen ve yöreye özgü olan madımak bitkisiyle ilgilenmeye başladı. Bitkiyi 180 çeşit yemekte kullanan Canikligil, ayrıca madımaklı peynir üreterek patentini aldı. Erzurum’un otlu peynirine rakip olacağını iddia ettiği madımaklı peyniri seri üretime imkanı bulamayan Canikligil, isteyen işadamlarına patentini verebileceğini söyledi.

“TÜRKİYE’NİN BESİNİNİ ANADOLU’DAN TEMİN EDEBİLİRİZ”

Türkiye’de ilk defa Sivas’ta, Çiftçi Kadınlar Derneği’ni kuran Canikligil, klasik tarımdan modern tarıma geçmenin hayalini kurarak çiftçileri bilinçlendirdi. Sivas’ta daha önce bulunmayan ürünleri üretmeye başladıklarını ifade eden Canikligil “Çocukluğum çiftçi bir ailenin yanında geçti. Kırsal alanda zor şartlarda kendi emekleriyle yaşayan bir ailenin torunuyum. Onları gözlemleyerek yaşadığım için onlardan çok şey öğrenerek bugüne kadar geldim. Sivas’ta Çiftçi Kadınlar Derneği’ni kurdum. Bu derneği Türkiye’de ilk kez biz kurduk. Profesyonel bir ekibimiz var. Ekipte, kimyager, doktor, eğitmenler, ziraat mühendisleri var ve hepsi profesyonel. Ben tarım sevdalısıyım. Sivas’ta toprak adına, tarım adına neler yapılabilir diye değerlendirerek bu konuda uzman kişilerle yapmaya karar verdim. Arpa, buğday, yulaf gibi klasik ürünlerin dışında Sivas’ta üretilecek ne var, yüzölçümü bakımıdan Türkiye’nin ikinci büyük ili bu yüzölçümünde, bu topraklarda yapılabilecek ürünler olmalı ve biz Türkiye’nin besinini Anadolu’dan temin edebiliriz diye hayal ettim. Hayal ettiğim kadar da varmış. Sivas’ta biz üretilebilecek ürünler içerisinde neler olur derken karpuz, kavun, armut, farklı domates çeşitlerine girdik, biber çeşitlerine girdik, sonra çörek otu ürettik” dedi.

“MADIMAKLI PEYNİR, OTLU PEYNİRE RAKİP”

Madımak bitkisini peynir üretiminde kullanmaya karar verdiğini söyleyen Canikligil, “Sivaslılar yaz geldiği zaman herkesin sofrasında mutlaka bir defa da olsa pişmesi gerektiği kanaatinde olurlar. Ben de bu yörenin çocuğu olduğumdan dolayı bahara girerken evimize giren ilk yeşillik madımak olurdu. Bu otun nasıl toplandığını, neler yapıldığını bildiğim için bende severim. Madımak üzerine kendimi geliştirmek istedim. Bu konuda yıllardır çalışıyorum. Farklı yemeklerde kullanıldığını biliyordum. Ben de madımak içeren yaklaşık 180 çeşit yemek ürettim. Bunlardan 110 tanesinin tarifini yazacağım kitabıma koyuyorum. İnşallah çok kısa zamanda kitabım da çıkacak. Başka ne eksik kaldı derken otlu peynire rakip olsun diye madımaklı peynir ürettik. Zaten otlu peynirden aşinalığımız olduğu için madımağı peynirin içerisine koyduk” dedi.

“TADINI ÇOK BEĞENİYORLAR”

Madımaklı peyniri tadanların çok beğendiğini ifade eden Canikligil “Madımaklı peynirimiz özel bir ürün. Bence çok güzel oldu, tadılmasını tavsiye ederim. Üretimi yok, ben bunun patentini aldım. Arzu ederim ki işadamlarımızdan birisi üretsin, ben patentini seve seve veririm. Madımaklı peynirimiz artık yemek literatüründe yerini alsın isterim. İşimin yoğunluğundan ben kimseye duyuramadım. Tadını çok beğeniyorlar. Madımak nötr bir bitki olduğu için çok fazla aromalı değil, yendiği zaman da insanın ağzında kötü tat bırakan bir bitki olmadığından dolayı keyifle yenilebiliyor” ifadelerini kullandı.

Canikligil, madımakla ilgili Cumhuriyet Üniversitesi ile birlikte çalışmalar yaptıklarını, krem, kolonya, sabun gibi ürünlerin de patentini almak için başvuru yaptıklarını söyledi.

‘KALP SAĞLIĞI AÇISINDAN TÜKETİLMESİNİ ÖNERİYORUM’

Bitkiyle ilgili bilgi veren Medicana Sivas Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı İsmail Erdoğu ise bitkinin faydalarını şöyle sıraladı: “Madımak bitkisi özellikle İç Anadolu’da bahar aylarında doğal olarak yetişen, mineral yönünden zengin, sodyum oranı düşük, antioksidan özelliği yüksek güzel ve besleyici bir gıda. Bu gıdanın sanayide çok aşırı kullanılması söz konusu değil ama ben bununla ilgili çok ciddi gelişmelerin olacağını düşünüyorum. Bir takım otlu peynirlerde, krem tarzlarında kullanımı söz konusu olacak. Kalp sağlığı açısından da özellikle kışın yediğimiz bir çok gıdanın daha fazla miktarda kimyasala maruz kaldığını düşünüyorum. Onun için yaz döneminde bu kadar doğal, güzel bir gıdanın dolaplarda depolanarak kışın sağlıklı bir şekilde tüketilmesini öneriyorum” dedi.

https://www.memurlar.net/haber/783839/madimakli-peynir-otlu-peynire-rakip-oldu.html

Uzmanlar Öneriyor: Antibiyotik Yerine Propolis (Propolisin Faydaları Nelerdir?)

Son zamanlarda adı sıkça duyulan propolis, uzmanlar tarafından da öneriliyor. Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, antibiyotik yerine arılar tarafından üretilen propolis tüketilmesi önerisinde bulunarak “Propolisin, antibiyotik değeri var. Piyasada 3 ya da 5 çeşit antibiyotik var, bu antibiyotiklere karşı da mikroplar giderek direnç kazanıyor. Belki de gelecek 15-20 yıl sonra antibiyotik kullanmayacağız. Ama propolis öyle değil, doğal olduğu için çok iyi bir antibiyotik özelliği taşıyor” dedi.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Fen Fakültesi Biyokimya Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, bal arılarının kovanlarını her türlü tehlikeye hastalığa, soğuk ve sıcağa karşı korumak için doğadan topladıkları ve propolis adı verilen bu karşımın çok zengin içeriğe sahip olduğunu söyledi.

Propolisin içerisinde polifenoller ve bileşenler olduğunu anlatan Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, çok yüksek antioksidan kapasitesinin olduğunu vurguladı.

‘ANTİBİYOTİK DEĞERİ VAR’

Propolisin her derde deva olduğunu ifade eden Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, “Propolisin antibiyotik değeri var. Piyasada 3 ya da 5 çeşit antibiyotik var, bu antibiyotiklere karşı da mikroplar giderek direnç kazanıyor. Belki de gelecek 15-20 yıl sonra antibiyotik kullanmayacağız. Ama propolis öyle değil, doğal olduğu için çok iyi bir antibiyotik özelliği taşıyor. Antibiyotik yerine propolis tüketilmelidir” dedi.

‘YAN ETKİSİ YOK DENECEK KADAR AZ’

Özellikle meşe propolisinin dünyaca bilinen Brezilya’nın kırmızı propolisinden daha değerli olduğuna dikkat çeken Prof.Dr. Sevgi Kolaylı ancak bu ürünün Türkiye’de arıcılar tarafından yeterince toplanmadığına dikkat çekti.

Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, propolisin birçok tıp alanında kullanıldığını ve kanser hücrelerinin de büyümesini önlediğini belirtti. Propolisin vücuttaki sağlıklı hücreleri korurken kanser hücrelerinin gelişimini durdurduğunu vurgulayan Kolaylı, yan etkisinin ise yok denilecek kadar az olduğunu belirtti.

GRİBE KARŞI PROPOLİS, BAL VE ZENCEFİL

Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, özellikle kış aylarında yaygınlaşan grip enfeksiyonlarına karşı, propolis, bal ve zencefil tüketilmesi gerektiğini söyledi.

Propolisin yeterince tanınmadığı için tüketiminin de az olduğuna değinen Sevgi Kolaylı, “Özellikle kışın bu aylarda, gripsel enfeksiyonlar çok yaygın. Propolis, bal ve polenli karışımlar bir şifa kaynağı. Özellikle sıcak bir şerbet şeklinde bu üç karışımın içerisine bir miktar zencefil, birkaç damla limon ve kabuğu harika bir grip ilacıdır. Gribe karşı antiviral bir ilaç üretebilirsiniz” diye konuştu.

DÜNYANIN BİRÇOK ÜLKESİNDEN ALICI BİZİ BEKLİYOR

Türkiye’nin bu anlamda çok zengin olduğunu dile getiren Prof.Dr. Sevgi Kolaylı, gençlerin arıcılığa yönelmesi gerektiğini de söyledi. Türkiye’de dünyaya yetecek kadar propolis olduğunu ancak Türkiye’nin şu anda Çin’den propolis aldığını ifade eden Kolaylı, şunları kaydetti:

“Oysa dünyada Çin’den sonra en fazla arı kolonisine sahip ülkeyiz. Ama neden biz üretmiyoruz, birincisi bilmiyoruz, ikincisi ise biraz tembeliz. Azla yetiniyoruz. Bütün dünyaya yetecek kadar propolis üretebiliriz biz. Propolisi dışarıdan almayalım, kendimiz üretelim. Şu an arıcılarımız ‘Bunu kime satacağız?’ diye soruyorlar. Yeter ki siz üretin, dünyanın birçok ülkesinden alıcı bizi bekliyor.”

https://www.posta.com.tr/uzmanlar-oneriyor-antibiyotik-yerine-propolis-propolisin-faydalari-nelerdir-2086776

Giresun’da Kenevir Üretimi Talebi

AK Parti Giresun Milletvekili Sabri Öztürk, kenevir ekim alanları içerisine Giresun’un da alınması için girişimlerde bulunduklarını ve konuyu yakından takip ettiklerini bildirdi. Öztürk, yaptığı yazılı açıklamada, Türkiye’de 19 ilde kenevir ekimine izin verildiğini belirtti. Söz konusu iller arasında Giresun ile iklim ve aynı coğrafi şartları taşıyan Ordu, Samsun ve Rize’nin bulunduğuna işaret eden Öztürk, Giresun’un da kapsam içerisine alınması için sivil toplum kuruluşları, odalar ve vatandaşlardan yoğun talep aldıklarını kaydetti.

Kenevir üretiminin Giresun’da da gerçekleşmesi için girişimlerde bulunduklarını ve konuyu yakından takip ettiklerini aktaran Öztürk, “Tarım ve Orman Bakanımız Sayın Bekir Pakdemirli ile bir görüşme yaptık. Sayın Bakanımız kenevir ekimi ile ilgili talebimizi dikkate alacağını belirtti. Bu girişimlerimizle Giresun’da da kenevir ekimine izin verilmesinin en kısa sürede gerçekleşeceğini umuyorum.” ifadesini kullandı.

Öztürk, kenevir üretiminin Giresun’da da gerçekleşmesinin yöre ekonomisine önemli kazanımlar sağlayacağına vurgu yaparak, şunları kaydetti:

“Tekstil, ilaç ve kimyevi birçok alanda hammadde özelliği taşıyan kenevirin ilimizde ekilmesi, bölge ticari hayatına önemli bir katkı sağlayacağını düşünmekteyim. İnşallah Giresun’un bu konuda diğer iller arasındaki yerini alacak. Bunun için çalışacağız ve konuyu yakinen takip edeceğiz.”

https://www.sondakika.com/haber/haber-giresun-da-kenevir-uretimi-talebi-11714210/

Tarım Alanında Örnek Lise

Çorum’da bir lisede kurulan serayla birlikte öğrenciler sebze ve meyve yetiştiriyor. Mehmetçik Anadolu Lisesi Müdürü İsmail Madan öncülüğünde okul öğretmenleri Ramazan Arslan, Abdulhalık Kürşat Arık ve Melike Dibo tarafından hazırlanarak Avrupa Birliği’ne sunulan “Sağlıklı Gelecek Nesiller ve Sürdürebilirlik için Okullarda Organik Gıda Üretimi” projesi kabul edildi. 19 bin avro bütçeye sahip olan projeyle okula 72 metrekare sera kurulurken, 300 metrekare ise bahçe oluşturuldu.

Ders aralarında toprakla buluşarak stres atıp organik tarımı uygulamalı olarak öğrenen öğretmen ve öğrenciler, serada kışın tere, marul, ıspanak ve soğan yazın ise domates, biber, salatalık, patlıcan ve fasulye yetiştiriyor. Okul yönetimi tarafından bahçede ise çilek üretimi yapılıyor. Sera ve bahçede organik olarak yetiştirilen sebze ve meyveler yine okul öğretmenleri ve öğrenciler tarafından tüketiliyor. Proje kapsamında verilen eğitimlerde ise öğrenciler çevre kirliliği konusunda bilinçlendirilirken, besin zinciri hakkında da bilgilendiriliyor. Projede ayrıca organik tarımla havayı kirletmeden çevre, bitki, hayvan ve insan sağlığı korunması hedefleniyor.

Mehmetçik Anadolu Lisesi Müdürü İsmail Madan, öğrencilerin daha sağlıklı besin tüketmeleri amacıyla böyle bir projeyi hayata geçirdiklerini söyledi.

Eğitim sisteminin amacının sadece öğrencileri üniversiteye hazırlamak veya sınavlarla mücadele eden bir öğrenci yetiştirmek olmadığını dile getiren Madan, öğrencileri hayatlarının her anında kullanabilecekleri bilgilerle donatmanın da kendilerinin asli görevi olduğunu belirtti.

Bu amaçla Avrupa Birliği projelerine başvuru sürecinde okul öğretmenleriyle diğer projelerin yanında birde organik besin ile ilgili çalışma yapma gerekliliğini gördüklerini ve bu alanda bir proje hazırladıklarını hatırlatan Madan, “Projemiz onaylandı. Buradaki temel amacımız okulumuzun bir pansiyonu var ve 210 öğrencisi bulunuyor. Burada kalan öğrencilerimizin daha sağlıklı besin tüketmeleri noktasında sebze üretimi yapmayı düşündük. Tarım ve Orman İl Müdürlüğü ile görüşerek bununla ilgili görüş alışverişinde bulunduk. Yapılan görüşmeler sonunda okulumun ön tarafından uygun alana sera kurmayı kararlaştırdık” dedi.

Okul bahçesinde 72 metrekareden oluşan seralarının olduğunu dile getiren Madan, “Serada neler yetiştirebileceğimizi tespit etmek için önce toprak analizi yaptırdık. Organik olacağı için de dış etkenlerden koruyacak bir alan oluşturduk. Çorum’da seracılık yapılabileceğini göstermek amacıyla ilk etapta salatalık, domates, biber, patlıcan türü sebzeler yetiştirmek için planlamalar yaptık. Damlama sulama sistemini kurarak Haziran ayının ilk haftasında bu işi başardık. Seranın dışında da organik çilek üretimiyle ilgili çalışma yaptık. Yaz sezonunda okullar kapanmadan önce sebze ve meyveleri öğrencilerimize ikram ettik. Öğretmen ve öğrencilerimizin serada yetişen sebzelerden faydalanmaları için her daim seramızı açık tutuyoruz. Kış sezonunda da marul, soğan ve tere yetiştiriyoruz. Öğretmenlerimize, öğrencilerimize ve çalışanlara sebze ve meyve ikram etmeye devam edeceğiz” dedi.

Bütün okullara sera kurarak tarım yapmayı tavsiye eden Madan, “Zor değil, yeter ki istenilsin. Bu projeyi başka projeyle entegre ederek ısıtmasını yapacağız. Isıtmasını yaptıktan sonra daha güzel sebzeler üretmeyi planlıyoruz. Burada yaptığımız şeyler Türkiye’de bir ilktir. Ama öğrencilerimizin bu işi öğrenerek kendi bahçelerinde uygulayabilsinler istiyoruz. Önemli olan bizim sadece öğrencilerimizle birlikte kendimiz değil ülke genelinde uygulanabilmesini istiyoruz. Bu ilk olma başarısını da geliştirerek herkesle paylaşmak istiyoruz. Şu anda Türkiye’nin en organik alanında bulunuyorsunuz. Sadece bu alanda değil diğer alanlarda da çalışmalarımız devam edecek. İlkleri yapmaya devam edeceğiz” dedi.

“Öğrencilerimiz organik ürünleri tüketerek yetişmenin sağlıklı nesiller ve gelecek nesiller için önemli olduğunun farkına vardılar”

Proje sorumlularından öğretmen Abdulhalik Kürşat Arık ise, projenin Erasmus Plus kapsamında okullarda iyi örneklerin değişimi içerisine girdiğini ifade ederek, “Projenin toplam bütçesi 19 bin 20 avro. Projemizin ön plana çıkarılması gereken konu nesiller tarım ilaçlarıyla yetiştirilen ürünlerle yaşamını sürdürmeye çalışmakta. Bizim projemizin önemli yönü öğrencilerin organik gıdalarla yetiştirilmesi bir şekilde tarım ilacı kullanılmadan da tarım ürünü yetiştirilebileceğini anlamaları. Bu ürünleri tüketerek yetişmenin sağlıklı nesiller ve gelecek nesiller için önemli olduğunu anlamalarını sağlamaktır. Bunun haricinde projenin teknik yönlerine bakarsak kapalı alanda seramız var. Açık seramızda var. Öğrenciler yetiştirilme esnasında toprak analizi yaptılar. Kendileri diktiler kendileri yetiştirdiler. Bu işi yaparak yaşayarak öğrendiler. Bu sayede sebzelerin tarım ilacı kullanılmadan daha lezzetli ve sağlıklı olduğunu yaşayarak öğrendiler” diye konuştu.

Okul öğrencilerinden İrem Kolcu ise, projeyi ilk duyduğunda çok sevindiğini belirterek, “Doğayı ve tarımsal faaliyetleri sevdiğim için projeye katkıda bulunmak istedim. Burada fidan dikiminin yanı sıra bitki yetiştirmenin yanı sıra toprak bakımı konusunda yeni şeyler öğrendim. Organik ürünlerin yetiştirilmesi konusunda edindiğim bilgilerin de hayatıma çok faydalı olacağını düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Sera kurulduktan sonra öğretmenlerin öncülüğünde toprak analizi yaparak yetiştirecekleri ürünleri araştırdıklarını anlatan Okan Çavdar adlı öğrenci ise, “Bu kapsamda seraya ekim yaptık. Buraya sebze diktik. Bu deneyim benim için de ilkti. Burada öğrendiğim bilgilerle kendi bağımızda bahçemizde de dikimler yaptım” dedi.

https://www.tarimtv.gov.tr/tr/video-detay/tarim-alaninda-ornek-lise-11203

Hayvancılık İşiyle Uğraşanlara Tarım Bakanlığından 30 Bin TL Verilecek

Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından vatandaşlara bir müjde geldi. Konu ile ilgili olarak köyüne dönüp veya yaşadığı yerde uygun bir yer bularak hayvancılık yapmak isteyen vatandaşlara Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından 30 bin TL hibe verilecek. 2019 yılında devlet kendi işini kurmak isteyen, patron olmak isteyenlere desteklerini sürdürüyor. son günlerde özellikle orta yaş insanlar arasında yaygınlaşan köye dönüş modasına destek Tarım ve Orman Bakanlığından geldi. Her ne kadar bakanlığın adındaki hayvancılık kavramı çıkarılsa da köyüne dönüp veya yaşadığı yerde uygun bir yer bularak hayvancılık yapmak isteyenlere 30 bin lira hibe veriyor. Geri ödemesiz olması da en büyük avantaj olarak görülüyor.

Uzmanlara göre hayvancılık işine girmek için 30 bin TL yeterli görülüyor. 18 ile 41 yaş arasındaki bütün vatandaşların başvurabildiği 30 TL Hibe desteğine başvuru yapabilmenin ikinci şartı ise bir işte çalışmıyor olmak. Yani işinizden ayrılmanız ve tüm enerjinizi hayvancılığa ayırmanız gerekiyor. Başvuran kişi evli ise eşinin de çalışmaması aranan bir diğer şart olarak göze çarpıyor.

KÖYE DÖNÜŞ MODASINA DESTEK

Köye dönüş modasına destek olarak nitelendirilen bu destek kendi işini yapmak isteyen ancak “elimde az biraz param olsa” diyenler için eşsiz bir fırsat gibi görünüyor.

Yine uzmanlarn görüşüne göre, 30 bin liralık yatırımla başlanan hayvancılık bir ailenin tüm geçim standartlarını karşılamaya yeterli oluyor.

https://www.kamupersoneli.net/ekonomi/hayvancilik-isiyle-ugrasanlara-tarim-bakanligindan-30-bin-tl-h61544.html