Monthly Archives: Şubat 2011

Tarımda Merdiven Altı Ürün Sorunu

Tarım Kredi Kooperatifleri Mersin Bölge Müdürü Osman Nuri Okumuş, ”merdiven altı üretim” olarak nitelendirilen, sertifikasız tohum, gübre ve ilaçların ürünün kalitesini düşürdüğünü, bunun da ”ihracatta Türkiye’nin belini büktüğünü” bildirdi.Türkiye’nin tarımsal açıdan oldukça zengin olduğunu ve ihracattaki payının her geçen gün arttığını söyledi. Ancak, tarımsal üretim yapan bazı çiftçilerin genellikle ucuz girdi temin etme yoluna gittiğini belirten Okumuş, şöyle devam etti:”(Merdiven altı üretim) olarak tabir edilen sertifikasız tohum, gübre ve ilaçlar, ürünün kalitesini düşürüyor. Bu da ihracatta Türkiye’nin belini büküyor. Çünkü, kalite kaybı da olan bu ürünlere yapılan analizlerde, kabul görmeyen oranlarda atık madde ortaya çıkıyor.

Dış pazarda rekabet edebilmemiz için kaliteli tohum ve kaliteli ilaç kullanmamız gerekiyor. Eğer bunu sağlayamazsak, İspanya’nın ve Yunanistan’ın ürünleri tercih edilir, bizim ürününüz deyim yerindeyse ‘döküntü mallar’ arasına gider.Her ucuz girdi ürünün kötü olduğunu da söylemek mümkün değil. Ama sertifikasız tohum, tahlil raporlarına sahip olmayan birçok gübre ve niteliği olmayan ilaçlar, hatta yasaklanmış ilaçlar piyasada ucuza satılıyor. Çiftçiler böyle ürünlere ucuz diye itibar ettiklerinde vahim sonuçla karşılaşabiliyorlar. Bir süre sonra üretimlerinde kalite kaybına neden oluyorlar. Dolayısıyla ucuza aldıkları şeyler kendilerine pahalıya mal oluyor.”

Bunun üretilen ürünlerde verim ve kaliteyi düşürmesinin yanında ihracat yapılan ürünlerde de sıkıntıya neden olduğunu ifade eden Okumuş, ”İşte burada Tarım Kredi Kooperatiflerine önemli görev düşüyor. Öncelikli görevlerimizden birisi de kaliteli girdileri, çiftçilere ucuza sağlamak. Çiftçiler öncelikle topraklarıyla ilgili neye ihtiyaçları olduğunu iyi bilmeliler. Bunun için topraklarından aldıkları numuneleri bize getirsinler. Ziraat mühendislerimizce analizlerini yaparak, ‘hangi gübreyi kullanmaları gerekiyor, hangi ekimi yaptıklarında neye ihtiyaçları var’ bunları belirleyelim. Kendilerine topraklarıyla ilgili reçetelerini verelim” dedi.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığının her yıl yasaklı ilaçların listesini yayınlamasına rağmen, bazı çiftçilerin bu yasaklı ilaçlara itibar ettiğini belirten Okumuş, ”Bu tür ürünlerin üretimi ve satılmasının yasak olmasına karşın, bu işi karlı gören kişiler merdiven altında üretip çiftçilerimize pazarlıyorlar. Bunlar, tabiatın dengesini bozduğu için yasaklanmıştır. Siz bir ilacı bir böceği yok etmeye çalışırken, birçok yararlı şeyleri de yok edersiniz” diye konuştu.

”Tarım kredi kooperatifleri kalitenin teminatıdır”

Okumuş, Tarım Kredi Kooperatiflerinin, gübre ve tohumun kooperatiflere gelinceye kadar sevkıyatını kontrol ettiğini söyledi. Amaçlarının çiftçinin en kaliteli girdiyi en uygun şekilde temin etmesini sağlamak olduğunu ifade eden Okumuş, şunları kaydetti:

”Yaptığımız, üretimin en büyük maliyeti olan gübre, tohum ve ilaç girdilerini, çiftçiye uygun ve uzun vadeli ve kredili temin etmektir. Burada en önemli sıkıntılardan biri birçok yörede ele geçirilen sahte tohum ve gübrelerdir. Bunun önüne geçebilmek için gübrenin fabrikada araçlara yüklenildiği andan mühürlenerek kooperatiflere güvenli bir şekilde gelmesini sağlıyoruz.”
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=216712

Kırsal Kalkınma Faaliyetleri İçin 2013 Yılına Kadar 27 Milyar Lira Harcanacak

Türkiye’nin ilk Kırsal Kalkınma Planının Tanıtım Toplantısı Antalya’da yapıldı. Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker ve Devlet Bakanı Cevdet Yılmaz’ın Katılımıyla Düzenlenen Toplantıda 2010-2013 Yılı Kırsal Kalkınma Projelerini Anlatıldı.Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, Türkiye’nin ilk kırsal kalkınma planı sayesinde hem alt yapısı iyileştirilmiş, hem medeniyetin nimetlerinden daha çok istifade edebilen, sosyal, beşeri, kültürel ihtiyaçları karşılanmış, yaşadığı yerde rahat edebilen bir kırsal toplum hedeflediklerini belirterek, plana destek veren 14 kuruluşun bu amaçla 2013 yılına kadar 27 milyar lira harcayacağını bildirdi. 

Türkiye’nin, ilk Kırsal Kalkınma Planı’nın tanıtım toplantısı, Atatürk Orman Çiftliği Müze ve Sergi Salonu’nda yapıldı. Eker, toplantıda yaptığı konuşmada, dünyada 1970’li yıllara kadar daha çok kentsel alanının planlanması, kalkınması yada endüstrinin gelişmesine yönelik kalkınma planları yapılırken, 70’li yıllardan itibaren kırsal kalkınmanın da dünyanın gündemine girdiğini anlattı.  

 Gerek ekolojik dengenin, gerek doğal kaynakların korunmasında, gerek bu alandaki faaliyetlerin sürdürülebilir kılınmasında, gerekse o bölgelerde yaşayan insanların yaşadıkları yerde karınlarının doyurulması ve onların da medeniyetin nimetlerinden istifade etmelerine imkan sağlaması açısından kırsal kalkınmanın öneminin tüm dünyaca anlaşıldığını belirten Eker, Türkiye’de de bugüne kadar kalkınma çabası içerisinde çeşitli kuruluşlar aracılığıyla bir çok planın uygulandığını ifade etti. Bunların bir kısmının kırsal alanda yaşayan vatandaşların hayatını kolaylaştırmaya, oralarda bir takım alt yapı hizmetlerini inşa etmeye ve kırsalda yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştırmaya yönelik faaliyetler olduğunu vurgulayan Bakan Eker, ”Ancak ilk defa kırsal alana hizmet götüren 9 bakanlık ile 5 ayrı kamu kurum ve kuruluşunun hepsinin müşterek katkı ve katılımıyla hazırlanan bu planla, bütün bu kurumların kırsal alana götürdüğü, götüreceği hizmet ve faaliyetlerinin bir yerden koordine edilmesi, izlenmesi, planlanması ve belirlenmiş olan önceliklere göre alınması öngörülen 30 tedbirin ve 96 faaliyetin yürütülmesi koordine ediliyor. Bu Türkiye’de bir ilk ve inşallah 2013 ertesinde de devam edecek” şeklinde konuştu.  

 -TARIMIN TARİFİ DEĞİŞTİ-  

Dünyada tarım tarifinin değiştiğine işaret eden Bakan Eker, tarım sektörünü sadece kırsal alandaki tarımsal üretim faaliyetlerinden ibaret saymadıklarını belirtti. Tarımın artık 3 ana sektörün entegrasyonundan oluştuğunu dile getiren Eker, tarımsal üretim, kırsal kalkınma ve gıdanın entegrasyonunun tarım sektörünü oluşturduğunu söyledi. Tarım Bakanlığı olarak yapılanmalarını bu stratejik bakış açısına göre şekillendirdiklerini anlatan Eker, planlarını, projelerini ve hatta organizasyonlarını bu bakış açısını dikkate alarak yaptıklarını kaydetti. Bugüne kadar da bir çok kırsal kalkınma faaliyeti gerçekleştirildiğini hatırlatan Eker, şunları kaydetti: ”Farklı zamanlarda, farklı kuruluşlar tarafından kırsal alana bir çok hizmet götürüldü. Ama asıl olan bunların birbirinden kopuk, koordinasyon kopukluğuna yol açabilecek bir takım problemleri yaşamadan uyum içerisinde, birbirini izleyebilen, kontrol edebilen, bütün bu faaliyetleri entegre bir yapıyla ortaya koyabilmektir. Bu plan bunu hedefliyor. Yoksa bugüne kadar gerek bölgesel kalkınma projelerimiz, GAP gibi, DAP gibi, 2010 yılında biz buralara dönük ciddi bir takım adımlar attık. Bu plan sayesinde bütün bu 14 kuruluşun kırsal alanda yapacağı faaliyetleri, bir yerden izleme bir yerden koordine etme imkanına kavuşmuş olacağız.” Plan içerisinde kırsal alanda yaşayan insanların hayatlarını kolaylaştıracak tedbir ve faaliyetlerin yanı sıra ekonomik kalkınmalarını, daha fazla gelir elde etmelerini ve refah düzeylerinin artmasını sağlayacak tedbir ve faaliyetlerin de yer aldığını dile getiren Eker, gerek tarımsal üretim, gerek bölgenin sunduğu imkanlara göre kırsal turizm, takı ve el sanatları gibi tarım dışı faaliyetlerin geliştirilmesinin de plan dahilinde olduğunu söyledi. Bu şekilde hem alt yapısı iyileştirilmiş, hem medeniyetin nimetlerinden daha çok istifade edebilen, sosyal, beşeri, kültürel ihtiyaçları karşılanmış, yaşadığı yerde rahat edebilen bir kırsal toplum hedeflediklerini anlatan Eker, şöyle konuştu: ”Aynı zamanda giderek ekonomik geliri artan, refahtan daha yüksek düzeyde pay alan bir toplum oluşturmayı amaçlıyoruz. Bunu, hem çarpık şehirleşmeyi ve onun olumsuz yan etkilerini gidermek, hemde kaynaklarını israfının önüne geçmek için yapıyoruz. Çünkü 14 kuruluşun 2013 yılına kadar öngörülen 30 tedbir ve 96 faaliyet içerisinde harcayacağı para 27 milyar liradır. Türkiye 14 kuruluşun hayata geçireceği projeler, hizmetler ve faaliyetler aracılığıyla kırsal alana 27 milyar lira para harcamış olacak. Bu tarım sektörü için bütün bu kuruluşların harcayacağı paradır. Biz artık daha entegre bir anlayışla bu tür planları hayata geçiriyoruz. Kırsal kalkınma faaliyeti multidisipliner bir bakış açısıyla ele alınması gereken bir faaliyettir. Yani tek başına ziraat mühendisinin, doktorun yada herhangi bir meslek grubunun ele alacağı, yönlendirebileceği bir faaliyet değil. Mutlaka ve mutlaka bir entegre bakış açısı gerekiyor. Biz bu anlayıştan yola çıkarak kırsal alanda istihdam ettiğimiz Tarım bakanlığı personeline yeni bir destek grubu daha dahil ettik. İlk defa Tarım Bakanlığına, bugünlerde atama işlemi ÖSYM tarafından gerçekleştiriliyor, sosyolog alıyoruz. Her ilde tarım il müdürlüğü bünyesinden en az bir tane sosyolog çalışacak. Neden? Çünkü kırsal sosyolojiyi daha iyi gözleyecek, ihtiyaçları, sorunları dikkate alacak, diğer meslek gruplarına birde sosyolojik bakış açısının zenginliğini katacak. Böylece hizmetlerin daha nitelikli, daha kaliteli bir bakış açısıyla gerçekleştirilmesini sağlayacak. Bu da son derece önemlidir.”  

 -TOPLULAŞTIRMA-  

Tarım ve Köyişleri Bakanı Eker, şu anda tarımsal üretimin alt yapısına dönük GAP bölgesi başta olmak üzere Türkiye’nin bir çok bölgesinde yürüttükleri çok önemli bir proje olduğunu belirterek, tarımsal üretimde verimliliği artırmak, aşırı derecede parçalanmış, atomize olmuş işletme yapısının sorunlarını ortadan kaldırmak, onun zararlarından, ekonomik olumsuz etkilerinden korunmak amacıyla toplulaştırma çalışması yaptıklarını bildirdi. GAP bölgesinde şu anda 2 milyon 500 bin hektar alanda toplulaştırma yaptıklarını anlatan Eker, şunları kaydetti: ”Arazileri birleştiriyoruz, büyütüyoruz, ölçek ekonomisine yaklaştırıyoruz. Arazi sahipleri arasındaki yapay bir takım sınır ihlalleri, problemleri, ihtilafları, bunun yol açtığı kavgaları gidererek, ama aynı zamanda tarımsal üretim alt yapısını toplulaştırma yoluyla, tarla içi yollar yapmak suretiyle, drenaj yapmak suretiyle modern bir verimli üretim alanı haline getiriyoruz. İşte bu entegre bakış açısının bir ürünüdür aslında. Türkiye’nin diğer yerlerinde de bunu yapıyoruz. Bizim yine kırsal kalkınma konsepti içerisinde başlattığımız ve şu anda oldukça mesafe katettiğimiz bir projemiz daha var. Türkiye’nin 81 ilinde yüzde 50’sini hibe yoluyla karşıladığımız 3 bin tesis hedefini tamamladık. Bunlar ortamlama 500 bin lira limite kadar yüzde 50’sini hibe yoluyla desteklediğimiz tarımsal üretim projeleridir. Bir bölgede yetişen herhangi bir ürünün işlenmesi paketlenmesini sağlayan ekonomik tesislerdir. 2006’da başladık, 2010’a kadar 3 bin tesis kazandırdık. Hepsi şu anda faal ve bunlarda 30 bin kişi çalışıyor. Şimdi 2011’de 6. etabı başlıyor. 2011-2015 döneminde de, Bakanlar Kurulu Kararı bugün yarın çıkar imzalandı, 3000 tesis daha kazandırmayı hedefliyoruz. Bunlar tarım-sanayi entegrasyonunu hedefleyen kırsal kalkınma faaliyetinin bir parçasıdır. Bunun yanında bir çok proje var hayata geçen. 1800 tane kooperatif bu dönemde desteklendi. 1,5 milyar lira bunlara destek verildi. 178 bin aile sadece bu kooperatifler sayesinde iş sahibi oldu. Bütün bunlar Türkiye’nin kurumsal kapasitesinin yükseldiğini gösteriyor. Eskiden çok basit küçük bölgesel projeler için bile uluslararası uzmanlar istihdam ediliyordu. Projeler, ya Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Teşkilatından (FAO) ya Dünya Bankasından ya uluslararası başka kuruluşlardan davet edilip, çok yüksek ücretlerle istihdam edilen uzmanlara hazırlatılırdı. Türkiye şu anda FAO’da yardım alan değil, yardım eden konumdadır.’  

‘ -KIRSAL KALKINMA PLANI-  

Kırsal Kalkınma Planı (2010-2013), Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisinde belirlenen stratejik amaç ve öncelikler doğrultusunda hazırlandı. Plan, 5 Ağustos 2010 tarihinde Yüksek Planlama Kurulu kararıyla yürürlüğe girdi. Ulusal ve uluslararası kaynaklarla yürütülen tüm kırsal kalkınma program ve projelerinin tek elden koordineli yürütülmesini sağlayacak planın, ”ekonominin geliştirilmesi ve iş imkanlarının artırılması”, ”insan kaynaklarının, örgütlenme düzeyinin ve yerel kalkınma kapasitesinin geliştirilmesi”, ”kırsal alan fiziki altyapı hizmetlerinin geliştirilmesi ve yaşam kalitesinin artırılması”, ”kırsal çevrenin korunması ve geliştirilmesi” olmak üzere 4 stratejik amacı bulunuyor. Bu amaçlar altında 10 öncelikten oluşan plan, 30 tedbir ve 96 faaliyeti içeriyor. 

http://www.tarimtv.gov.tr/Bugun_61_kirsal-kalkinma-faaliyetleri-icin-2013-yilina-kadar-27-milyar-lira-harcanacak-78.htm  

  
 

 

  

“Kadın Çiftçiler Yarışıyor” Başlıyor

Her yıl geleneksel olarak tüm illerde düzenlenen “Kadın Çiftçiler Yarışıyor” bilgi yarışması tüm yurtta start aldı.Tarım Ve Köyişleri Bakanlığı tarafından her yıl geleneksel olarak düzenlenen kadın çiftçiler bilgi yarışması tüm illerde start aldı. Yarışma, kadın çiftçilerin tarımsal konulardaki eğitim ve yayım çalışmalarına katılımını artırmayı hedefliyor.İl birincilerinin belirleneceği seçmelerin ardından, Türkiye finali için kadınların kıyasıya yarışacağı bilgi yarışmasında, bitkisel üretimden hayvancılığa pek çok tarımsal konu ele alınıyor.

Yarışmacılarda, en fazla lise mezunu olması, herhangi bir yüksek öğrenimde kaydı bulunmaması, çiftçilikle uğraşan yarışmacıların kendisi, eşi ya da babasına ait ‘Çiftçi Kayıt Sistemi’ (ÇKS) ya da ‘Veteriner Bilgi Sistemi’ (TÜRK-VET) belgelerinin olması şartları aranıyor.

Kadın Çiftçiler Yarışıyor  Bilgi Yarışması, kırsal alanda yaşayan kadınların tarımsal konularda performanslarını değerlendirmeyi ve sağlıklı beslenme ve kaliteli ürün üretme bilincini geliştirmeyi amaçlıyor.
http://www.tarimtv.gov.tr/Bugun_65_kadin-ciftciler-yarisiyor-26.htm

Antep Fıstığının Kalitesi Artacak

Gaziantep İl Tarım Müdürü İbrahim Yılmaz, Güneydoğu Anadolu Bölgesi ekonomisi için büyük öneme sahip Antep fıstığı üretiminde kaliteyi ve verimliliği artıracak çalışmalar yaptıklarını söyledi.Gaziantep İl Tarım Müdürü İbrahim Yılmaz, lezzetli, besleyici ve ekonomik değeri yüksek bir ürün olan Antep fıstığının aynı zamanda bölgenin önemli bir ihraç ürünü de olduğunu kaydetti.Türkiye’nin Antep fıstığı üretiminin büyük bölümünün gerçekleştirildiği Gaziantep, Adıyaman, Şanlıurfa, Kilis ve Siirt’te, binlerce ailenin Antep fıstığı üreticiliğiyle ekonomik gelir elde ettiğini ifade eden Yılmaz, Antep fıstığı üretiminde kalite ve verimliliğin artırılmasının bölgede yaşayanların refah düzeylerinin artmasına önemli katkı yapacağına dikkati çekti.

Yılmaz, Türkiye’nin Antep fıstığı ihraç eden ülkeler arasında bulunduğunu ve dünya piyasalarında İran ve ABD ile rekabet halinde olduğunu ifade ederek, Türkiye’nin bu rekabette kaybeden taraf olmaması için Antep fıstığı üretiminde kalite ve verimliliğin artırılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Antep fıstığı üretiminde kalite ve verimliliği yükseltmenin birinci koşulunun modern üretim tekniklerinin hayata geçirilmesi olduğunu vurgulayan Yılmaz, şunları anlattı:

”Bölgemiz ekonomisi için hayati öneme sahip Antep fıstığı üretiminde kalite ve verimliliği artıracak çalışmalar yapıyoruz. Uzmanlardan kurulu ekiplerimiz 40 ayrı Antep fıstığı bahçesinde çiftçilere modern üretim tekniklerini öğretiyor. Uzmanlarımız ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ sloganıyla çalışıyor. Ekipler çiftçilere teorik ve uygulamalı eğitim veriyor. Geçen yıl başladığımız ve bir yıl sürecek çalışmalarımız bu yılın Eylül ayında bitecek. Eğitim kapsamında çiftçiler budama, gübreleme, sulama, zirai mücadele, toprak analizi, aşılama, hasat ve kurutma gibi konularda çiftçilerimizi bilgilendiriyor.”
 

”11 yeni bahçe kuruyoruz”

Yılmaz, Antep fıstığı üretiminde kalite ve verimliliği artırmak için eğitim çalışmalarının yanı sıra çiftçilerin örnek alacağı bahçeler kuracaklarını bildirdi.

11 örnek Antep fıstığı bahçesi kurmak için çalışmalarının sürdüğünü ifade eden Yılmaz, ”Bahçeleri Nizip, Oğuzeli, Araban, Yavuzeli, Karkamış, Şehitkamil ve Şahinbey ilçelerinde 10’a dönümlük alanlarda kuracağız. Bu bahçelere Antep fıstığı dikiminde aşılı ve tüplü fidanları tercih edeceğiz. Aşılı ve tüplü fidan kullanarak bahçelerden 7. yılda ürün hasat etmeyi hedefliyoruz” dedi.

Yılmaz, geleneksel uygulamalarla Antep fıstığı bahçelerinden fidan dikiminden 15 yıl sonra ürün alınabildiğini, kendilerinin yeni teknikleri kullanarak bu süreyi 7 yıla indireceklerini, çiftçilerin de buna tanık olacağını kaydetti.

Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Kuracağımız Antep fıstığı bahçelerinden 6’sı sulama sistemine sahip olacak. Amacımız, sulu koşullarda Antep fıstığı üretimi yaparak kaliteli ve daha verimli üreticilik yapmak, sulu koşullarda Antep fıstığı üreticiliğini teşvik etmek. Ayrıca yeni bahçelerimizde dönüme 28 fidan dikeceğiz. Yani sık dikim tekniği ile az alandan çok daha fazla ürün almayı hedefliyoruz. Başta Gaziantep olmak üzere bölgede sık dikimin çok yaygın olmadığını görüyoruz. Bizim amacımız, sulama tekniklerinin kullanımını ve sık dikim tercihini yaygınlaştırmak.”

Kurulacak Antep fıstığı bahçelerine ”Halebi”, ”Uzun”, ”Kırmızı”, ”Siirt” ve ”Tekin” türü Antep fıstığı fidanları dikileceğini bildiren Yılmaz, bu türlerin ticari değerinin geleneksel türlere göre daha yüksek olduğunu sözlerine ekledi.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=215508

Şebinkarahisar Hayvan Pazarı Kapatıldı

İlçemiz Çağlayan, Diler ve Sultankonağı köylerinde çıkan Şap hastalığının şiddetli seyretmesi nedeniyle İlçe Hayvan Sağlığı Zabıtası Komisyonu Hayvan Pazarının Kapatılması kararı aldı. Çevre İlçelerde (Koyulhisar, Kelkit) çıkan Şap Hastalığının ilçemiz büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarına bulaşmasını önlemek amacıyla ayrıca  İlçemiz Çağlayan, Diler ve Sultankonağı köylerinde 10.02.2011 tarihinde çıkan Sığır Şap Hastalığı nedeniyle ve hastalığa karşı alınacak koruyucu önlemleri görüşmek üzere toplanan İlçe Hayvan Sağlık Komisyonunca ilçemiz Çağlayan, Diler ve Sultankonağı Köylerinde çıkan Şap Hastalığının şiddetli seyretmesi ve yayılma eğilimi göstermesi sebebiyle Şebinkarahisar Hayvan Pazarının 04 Mart 2011 tarihine kadar kapatılması yönünde karar alındı.
http://www.sebinkarahisarziraatodasi.com/default.aspx?pid=31956&nid=66023