Monthly Archives: Kasım 2012

Kadın Çiftçiler Eğitim Programı Tanıtıldı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin ve Türkiye Ziraat Odaları Birliği Başkanı Şemsi Bayraktar, kadın çiftçilerin eğitimi için bir araya geldi. Kadın çiftçilerin eğitimi için 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Günü’nde bir protokol imzalayan bu üç kurumun temsilcileri eğitim programının tanıtımını yaptı. Düzenlenen toplantıya ev sahipliği yapan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehdi Eker, kadın olmanın her yerde zor ama Türkiye’de daha zor olduğunu ifade ederek, kadınların hem ailenin hem de erkelerin bütün yükünü çektiğini söyledi. Kadınların tarımsal faaliyetlerin sürdürülmesinde ve milli gelirin arttırılmasında büyük bir role sahip olduğunu ifade eden Eker, kadınların bu çabasını verimli kılmanın her şeyden önce sadece vicdanın değil aklında gereği olduğunu belirtti.

Bakanlık olarak ‘Kırsal Alanda Kadının Güçlendirilmesi Ulusal Eylem Planı’ hazırladıklarını vurgulayan Eker, hazırlanan plana uygun olarak kırsal alanda kadının eğitilmesine yönelik bir dizi projeyi hayata geçireceklerini kaydetti. Bakanlığa 40 civarında iletişim uzmanı aldıklarını kaydeden Eker, bütün bu projelerin hayata geçmesinde bireysel ve kurumsal iletişimin son derece önemli olduğunu sözlerine ekledi. Toplantıda söz alan bir diğer önemli isim Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Şahin, kadınların çiftçilerin eğitimine yönelik yürütülen bu projenin, masasında kadına yönelik duran projeler içinde en önemlilerinden biri olduğunu söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1978_kadin-ciftciler-egitim-programi-tanitildi-.html

Ormanlar Artık Arıcılara Açık

106 ormana verilen “bal üretim” sertifikaları artırılacak. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, yapılan düzenlemeden sonra bal üretimini arttırmak için yeni orman sahaları oluşturacaklarını söyledi.   Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Muğla’daki Uluslararası Arıcılık ve Çam Balı Kongresi’nde, Türkiye’nin dünya bal üretiminde ikinci sıraya yükselmesinin, teşvikler ve yeni düzenlemelerle gerçekleştiğini anlattı.   Bakan Eroğlu, şimdiye kadar 106 ormana verilen “bal üretim” sertifikasını artırmayı hedeflediklerini söyledi.

 http://www.trthaber.com/haber/ekonomi/ormanlar-artik-aricilara-acik-61681.html

Kobi Tanımı Değişti

KOBİ tanımı değişti. Daha önce 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı ya da Mali bilançosu 25 milyon TL’yi aşmayan işletmelere KOBİ denirken yapılan değişiklikle birlikte 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya Mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon Türk Lirasını aşmayan işletmelere KOBİ denecek. Resmi Gazete’de yayımlanan Bakanlar Kurulu Kararı ile “Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmelikte Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik”in yürürlüğe konulması kararlaştırıldı. Buna göre, Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmelerin Tanımı, Nitelikleri ve Sınıflandırılması Hakkında Yönetmeliğin 2’nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “Devlet yardımları” ibaresi “Devlet destekleri” şeklinde değiştirildi.

Kararla “İşletme” ve “Küçük ve orta büyüklükte işletme (KOBİ)” tanımlarında değişikliğe gidildi. Böylece “İşletme: Yasal statüsü ne olursa olsun, bir veya birden çok gerçek veya tüzel kişiye ait olup bir ekonomik faaliyette bulunan birimleri veya girişimleri”, “Küçük ve orta büyüklükte işletme: 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya Mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon Türk Lirasını aşmayan ve bu Yönetmelikte mikro işletme, küçük işletme ve orta büyüklükteki işletme olarak sınıflandırılan ekonomik birimleri veya girişimleri” ifade edecek. KOBİ’lerin sınıflandırılmasında da değişikliğe gidildi.

“Mikro işletme”ler; 10 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya Mali bilançosundan herhangi biri 1 milyon TL’yi aşmayan işletmeler olacak.

“Küçük işletme”ler; 50 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya Mali bilançosundan herhangi biri 8 milyon TL’yi aşmayan işletmeler olacak.

“Orta büyüklükteki işletme”ler ise 250 kişiden az yıllık çalışan istihdam eden ve yıllık net satış hasılatı veya Mali bilançosundan herhangi biri 40 milyon TL’yi aşmayan işletmeler olacak.

-ORTAK İŞLETME-

Bir işletmenin tek başına veya bağlı işletmeleriyle birlikte hakim etki yaratmayacak şekilde, başka bir işletmenin oy hakları veya sermayesinin yüzde 25 ve fazlasına ve yüzde 50’si ve daha azına sahip olması, yahut kendisinin oy hakları veya sermayesinin yüzde 25 ve fazlasına ve yüzde 50’si ve daha azına başka bir işletmenin hakim etki yaratmayacak şekilde sahip olması durumunda bunlar ortak işletme sayılacak. Sermaye ve oy hakları payından yüksek olan esas alınacak.

Belirlenen yüzde 25 oranı;

“Üniversiteler, üniversitelerin kurduğu vakıflar ve kar amacı gütmeyen araştırma merkezleri,

Bölgesel kalkınma fonları da dahil kurumsal yatırımcılar,

Yıllık bütçesi 25 milyon Türk Lirasından az olan veya nüfusu 5 binden az olan yerlerdeki belde belediyeleri dahil belediyeler ve köy tüzel kişilikleri” tarafından aşılsa bile bu işletme bağlı işletme ilişkilerine sahip olmaması şartıyla bağımsız işletme sayılacak.

Kamu yatırım şirketleri, girişim sermayesi yatırım ortaklıkları ve bir işletmedeki toplam yatırımları, 8 milyon Türk Lirasını aşmamak şartıyla kendi fonlarını borsaya kote edilmemiş işletmelere yatıran ve düzenli olarak risk sermayesi yatırımlarında bulunan gerçek kişiler veya kişi grupları, belirtilen yüzde 25 oranını aşsa bile bağlı işletme ilişkisine bakılmaksızın bağımsız işletme sayılacak.

http://www.haberler.com/kobi-tanimi-degisti-4062491-haberi/

Türkiye’de 86 Bin Bitki Türü Koruma Altında

Biyolojik çeşitliliğin gelecek nesillere aktarılmasını hedefleyen Ankara ve İzmir’deki tohum gen bankalarında muhafaza edilen bitki türü sayısı 86 bine ulaştı. Bu türler arasında bulunan 10 bin çeşit tahıldan geliştirilen sertifikalı tohumlar hem Türkiye’de kullanılıyor hem de ihraç ediliyor.   2010 yılında hizmete açılan Türkiye Tohum Gen Bankası yaklaşık 300 bin çeşitlik muhafaza kapasitesi bakımından dünyada 3. sırada yer alıyor. Bitki türleri açısından genetik materyalin toplanması, kayıt altına alınması ve muhafazanın gerçekleştirilmesi işlemlerinin yapıldığı tohum gen bankası ayrıca değişik amaçlarla tarımda, endüstride ve çeşitli çevre kirliliği sorunlarının çözümünde kullanılabilecek virüs, bakteri, mantarların saklanma alanlarında da çalışıyor.   Türkiye Tohum Gen Bankası’nda, bitki tohumlarının eksi 18 derecede tutulduğu odaların yanı sıra herbaryum da yer alıyor.

Bitki çeşitliliği 10 bin türe yaklaşan ve 4 binin üzerinde endemik bitkiye ev sahipliği yapan Türkiye’de, gen bankalarında bugüne kadar 86 bin bitki türü koruma altına alındı.   Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın koruma altına alınan tohumlar üzerinde gerçekleştirdiği Ar-Ge çalışmaları sayesinde birçok tahıl grubunda sadece yerli sertifikalı tohumlar kullanılıyor.

“Gıda güvenliği garanti altına alınmalı”

Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürü Masum Burak,  muhafaza altına alınan tohumların, büyük kısmının kurum çalışanlarınca doğadan toplandığını, bunun yanı sıra sivil toplum kuruluşları ve üniversitelerden de katkı aldıklarını ifade etti. Vatandaşların da tohum bağışında bulunduğunu anlatan Burak, sözlerini şöyle sürdürdü:   “Gelecek nesillerin gıda güvencesi bu tohumlar. Doğadaki genetik kaynaklarımız yok olma tehlikesiyle karşı karşıya. Gen bankasında bir yandan tohumları koruma altına alıyor, bir yandan da üzerinde araştırmalar yaparak geliştiriyoruz. Son teknoloji ürünleriyle donatılmış odalar ve laboratuvarlar burada hizmet veriyor. Bütün insanlığın geleceği gıda stratejisine bağlı. Gıda güvenliğinin garanti altına alınması lazım. Biz de Ar-Ge çalışmalarımızda gelecek nesillere gıda güvenliği sağlamayı hedefliyoruz.”

“Mercimek ve nohudun tümü yerli tohumdan üretiliyor”

Bakanlığa bağlı araştırma enstitülerinin yüzlerce çeşit tohum geliştirdiğini anlatan Burak, “Makarnalık buğdayın yüzde 98’i bizim çeşitlerimizden üretiliyor. Ekmeklik buğdayların yüzde 95’i, mercimeğin ve nohudun yüzde 100’ü, arpanın yüzde 99’u bizim enstitülerimizin çeşitleri. Son 15 yıla kadar çeltiğin hepsini ithal ediyorduk. Şu anda yüzde 100 yerli tohum kullanıyoruz. Bu yerli tohumların çoğunu da şu anda ihraç ediyoruz. Bakanlığımızın sertifikalı tohumlarına verdiği desteklerle beraber üretimde yüzde 90 yerli tohum kullanımına ulaştık” diye konuştu. Burak, yerli tohumlardan 2002 yılında 360 bin çeltik üretilirken, geçen yıl 900 bin ton çeltik üretildiğini bildirerek, bunun yüzde 85’inin “Osmancık 97” isimli çeltik tohumundan üretildiğini söyledi. Romanya, Bulgaristan, Ukrayna, Rusya’ya bu tohumların ihraç edildiğini belirten Burak, yerli araştırmacıların geliştirdiği yerli tohumların ihraç edildiğini ifade etti. Burak, “Toplam tohum ihracatımız geçen yıl 110 milyon doları buldu. Bu yıl 120 milyon dolar bekliyoruz” dedi.

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/21848309.asp?top=1

Yaylada Organik Tarım

Balıkesir’in Burhaniye ilçesinin yayla köylerinde organik tarımla tanışan köylüler, Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürlüğü’nün öğrettikleri yöntemlerle, zararlılarla mücadeleyi, ısırgan otu, acı biber ve sarımsak suyu ile yapıyor. Madra Dağı’nın eteklerinde bulunan Sinekli Yaylası’nda oluşturulan butik tarlalarda 2 yıl önce organik tarıma başlayan köylüler, kendilerine öğretilen yöntemleri uygulayarak, doğal ürünler yetiştiriyor.Kazdağları bitişindeki Madra Dağı’nın temiz yaylalarında yetiştirilen domates, fasulye, çilek, elma, kabak, patlıcan, salatalık gibi meyve ve sebzeler, Edremit Körfezi’nde yaşayanlar ve özellikle İstanbul, İzmir, Eskişehir, Bursa gibi büyükşehirlerden ikinci konutlarında tatile gelenlerden büyük talep görüyor.

 Tamamen doğal ortamda yetiştirilen ürünlerde köylüler, organik tarımın bir gereği olarak kimyasal ilaç ve gübre kullanmıyor, tamamen sağlıklı meyve ve sebze üretiyor. Yayla sakinlerinden İbrahim İbiş, Burhaniye Kaymakamlığı’nın desteğiyle Kırtık köyünde organik tarımla tanıştıklarını belirterek, ”Tarlalarımızda tamamen organik olarak beyaz barbunya, domates, çilek ve elma yetiştiriyoruz. Bunlarda tamamen hayvan gübresi kullanıyoruz. Tarlalarımızda kesinlikle ilaç kullanmıyoruz” dedi.

 Adem Yılancıoğlu ise organik tarımla tanışalı iki yıl olduğunu ifade ederek, şunları kaydetti: ”Oldukça mesafe aldık. Bizlere sağladıkları desteklerden dolayı İlçe Kaymakamımız ile Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürümüze teşekkür ediyoruz. Bu işi yaparken bazı sıkıntılarımız da oldu. İşi bilmediğimiz için ilaçlama da yapmadık. Tamamen doğal ortamda yetiştirmeye çalıştık. Doğal yöntemlerle mücadelelerde bulunduk. İlaçlama noktasında acı biber, sarımsak, ısırgan otu gibi doğal ürünlerle mücadele yaptık.” Hasan Yılancıoğlu da organik ürünlere müşteri bulabilme konusunda çok sıkıntı yaşamadıklarını anlatarak, ”Burhaniye’deki pazar yerinde kurulan organik tarım pazarında ürünlerimiz ilk önce satılıyor. İkindi vaktine doğru mallarımız bitiyor. Daha sonra diğer pazarcıların malları satılıyor. İlaçlı ve organik tarımla yetiştirilen ürün arasındaki kilogram fiyat farkı 50 kuruşu geçmiyor. Vatandaşlar, bu fiyat farkına bakmıyor. Bizim ürünümüz organik olduğu için sağlık durumunu düşünerek alıyorlar” diye konuştu.

Gıda, Tarım ve Hayvancılık İlçe Müdürü Dursun Okur, Burhaniye köylerinde organik tarımın sadece iki yıllık bir geçmişinin bulunduğunu belirterek, köylüleri bu konuda daha da bilinçlendirmeye ve üretimi artırmaya çalıştıklarını söyledi.

 Sinekli Yaylası’nda 30 çiftçiyle başladıkları projenin geçiş sürecinde olduklarını dile getiren Okur, gelecek yıllarda daha da gelişeceğini bildirdi.

 Organik ürünlere olan talebin çiftçilerin ilgisini çektiğini, isteyerek ve severek bu işle uğraştıklarını vurgulayan Okur, şöyle devam etti: ”Şu anda ilçemizde bin 500 dekar arazi üzerinde organik tarım yapılıyor. Diğer köylerden de talep var. İlaçlama noktasında tamamen doğal ürünler kullanılıyor. Köylüler, bizim öğrettiğimiz yöntemleri uyguluyorlar. Doğal yetişen ısırgan otu kadar kendi ürettikleri acı biber ve sarımsağın suyunu, meyve ve sebzelerin üzerine püskürterek, zararlılarla mücadele ediyor. Zararlılar, bu sayede öldürülüyor, uzaklaştırılıyor. Isırgan otu ile acı biberin suyu böcekler karşı öldürücü etki yapıyor. Mücadelede kullanılan ürünlerin suları, tamamen doğal olduğu için insan sağlığına hiçbir zararı dokunmuyor. Tamamen doğal ve sağlıklı meyve ve sebzeler yetiştiriliyor.”

Okur, köylülerin, ısırgan, acı biber ve sarımsak suyunu öğrettikleri ölçeklere göre kendilerinin ürettiğini ifade ederek, ”Odun külünü de kullanıyorlar. Serada salatalık yetiştiriciliğinde bir litre yağı alınmış sütü, 4 litre suyla karıştırıp kullananlar da var. Koruyucu amaçlı salatalığa yapılıyor. Bunun gibi birçok ilginç yöntemle organik tarımı bölgede yaygınlaştırmaya çalışıyoruz” diye konuştu.

http://www.yabantv.com/haber/11997-yaylada-organik-tarim

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1965_zararlilarla-dogal-mucadele.html