Monthly Archives: Şubat 2013

6 Milyon Ceviz Ağacı Aşılanmayı Bekliyor

Ordu Üniversitesi (ODÜ) Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Turan Karadeniz, Türkiye’nin 178 bin ton ceviz ürettiği halde ceviz ihraç ettiğini belirterek, “Anadolu’da bulunan 6 milyon ceviz ağacının yüzde 10’unu bile aşılayabilirsek, bu ağaçlardan beş, altı yıl içerisinde yıllık ortalama 60 bin ton ürün alabiliriz” dedi. Karadeniz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, cevizin usulüne uygun dikilmesi halinde çok kazançlı bir meyve türü olduğunu söyledi. Türkiye’de 6 milyon civarında tohumundan çıkmış aşısız, nitelikleri çok üstün olmayan ceviz ağacı bulunduğunu ifade eden Karadeniz, şöyle konuştu:

“Bu ağaçları Anadolu’nun değişik yörelerinden seçilmiş, standart ceviz çeşitleri ile aşılamamız gerekiyor. Yaşları 50 olmuş, 100 olmuş fark etmiyor, çevirme aşıları ile bu ağaçlardan tekrar ürün almak mümkün. Mart, Nisan, Mayıs aylarının başlarında yöreye göre olmak şartıyla ağaçların ana dallarına üstün özellikli çeşitlerden aldığımız kalemleri çoban aşıları ile birlikte aşıladığımız takdirde ağaçlar beş, altı sene içerisinde yaşıtları kadar meyve verecek bir duruma geliyor. Mesela 20 yaşındaki bir standart ceviz ağacı 100 kilo civarında ceviz veriyor. Aynı yaştaki tohumundan çıkmış, yabani bir ceviz ağacını aşıladığımız takdirde o ağacın da beş, altı yıl içerisinde 100 kilo ceviz vermesi söz konusu. Yaşı ilerledikçe verimi de artacaktır.”

-“178 bin ton ceviz üretiyoruz”-

Karadeniz, Türkiye’nin yıllık ortalama ceviz üretimin 178 bin ton olduğunu belirterek, “Ancak bu rakam iç piyasanın ihtiyaçlarını karşılamaktan çok uzak” ifadelerini kullandı.

Bu sorunun ilk etapta aşılama yöntemiyle çözülebileceğini anlatan Karadeniz, şöyle devam etti:

“TÜİK rakamlarına göre ülke olarak 178 bin ton ceviz yetiştiriyoruz ama rakam yetersiz kaldığı için Moldovya, Bulgaristan, Gürcistan ve Ermenistan gibi ülkelerden ceviz ihraç ediyoruz. Kayıtlara göre bu rakam 50 bin tondur. Bizim yaptığımız çalışmalara göre 178 bin ton ürettiğimiz cevizin üzerine eğer 350 bin ton daha üretsek yine de iç piyasayı karşılamıyoruz. Onun için kapama ceviz bahçeleri fidanlarla kuruluyor. Tabi bu fidanlar dikildikten sonra gübreleme, sulama ve budama gibi işlemlerini zamanında yapmamız gerekiyor. Bu şekilde yetiştirilen fidanlar beş, altı yıl sonra bir, iki kilo meyve vermeye başlıyor. Tabi ki kapama ceviz bahçelerinin boş ve uygun arazilere yapılmasını öneriyoruz. Ancak bunun yanında biz Anadolu’da bulunan 6 milyon ceviz ağacının eğer yüzde 10’nu bile aşılayabilirsek, bu ağaçlardan beş, altı yıl içerisinde yıllık ortalama 60 bin ton ürün alabiliriz.”

-“600 yaşına kadar yaşayabilir”-

Ceviz ağaçlarının 600 yaşına kadar yaşayabilen meyve ağaçları olduğunu vurgulayan Karadeniz, cevizin “dirisinin” devamlı olarak ürün verdiğini, “ölüsünün” ise mobilya yapımında kullanıldığını anlattı.

Prof. Dr. Karadeniz, 20 yaşındaki bir ceviz ağacının 100 kilo ürün vereceği öngörüldüğünde bir ceviz bahçesinden dönüm başına 1 ton ürün elde edilebileceğini ifade ederek, şunları kaydetti:

“En kötü cevizin 10 liradan satıldığı düşünülürse 10 bin lira gelir elde edebiliriz. Bir de cevizlerde düzensiz meyve durumu söz konusu değildir. Fındık gibi bir sene çok, bir sene az ürün verme durumu yoktur. Cevizden sadece hasat zamanında yapılan hatalar nedeniyle verim az alınmaktadır. Diğer tarımsal ürünlerle karşılaştırdığımızda cevizin çok önemli bir ürün olduğu ortaya çıkmaktadır.”

http://www.haberler.com/6-milyon-ceviz-agaci-asilanmayi-bekliyor-4362979-haberi/

TOBB Ödül Töreni Yapıldı

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin (TOBB) himayesinde, Giresun ve Bulancak Ticaret ve Sanayi Odaları ile Ticaret Borsası tarafından “Giresun Ekonomisine Değer Katanlar” ödül töreni düzenlendi. Dün akşam düzenlenen ödül törenine; Vali Dursun Ali Şahin, AK Parti Grup Başkan Vekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, AK Parti Giresun Milletvekilleri Mehmet Geldi, Adem Tatlı, CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, Ak Parti Rize Milletvekili Nusret Bayraktar, Belediye Başkanvekili Hayati Tökez, TOBB Başkanı M.Rifat Hisarcıklıoğlu, siyasi parti temsilcileri, birçok resmi kurum amiri, Giresun ve Ordu ilinin oda başkanları ve üyeleri, bazı STK temsilcileri ile ödül verilen işadamları katıldı.

VALİ ŞAHİN: “Valilik Binasını Dış Yalıtımı TOBB Tarafından Yapılacak”

Ödül töreninde bir konuşma yapan Vali Şahin, Valilik binasının dış yalıtımını TOBB’nin yaptıracağını söyleyerek “Değerli hemşerilerimiz günden güne nüfusumuz artıyor. Türkiye’de sosyal devlet anlayışı günden güne oda artıyor. Nüfusun artışı bir yana sosyal devlet anlayışının artışı da bir yana. Bunların tedariki neyle oluyor? Vergi ile oluyor. İşte kamu finansmanını karşılanması ve ekonomik istikrarın sağlanması işte sizlerin verdiği vergi ile oluyor. Giresun’umuzda Bin 849 kurumlar vergisi mükellefi var. 11 bin 500 gerçek usulde vergi mükellefi var. Önceki yıl 2011 yılı sonunda toplanan vergi 252 milyon TL.  Bu sene 2012 yılı sonu itibariyle toplanan vergi 357 milyon TL. % 75 tahsilâtın yapılması son derece sevindiricidir. Geçen yıl içerisinde Giresun da 181 Milyon Dolar ihracat yapıldı. Büyük şirketlerimiz vergi beyanlarını İstanbul da yaptıkları veya ihracat beyanlarını orada bulundukları için bunun içine dahil değil. Devlet elinden geleni yapıyor. Bunun karşılığında vergi veren mükelleflerimizde gereğini yapacaktır.”.” dedi.

CANİKLİ: “Tirebolu-Torul Arasına Standartları Yüksek Demiryolu”

AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli de, geleceğe yönelik en önemli mesajın Anayasal anlamda verilebileceğine dikkat çekerek toplumsal bir mutabakatla yapılan bir Anayasa’nın her şeyden önce milletin iradesinin kendi elinde olduğunu göstereceğini ifade ederek “Başkaları tarafından değil, zorla değil, olağanüstü koşullarda değil, bu milletin hür iradesiyle bütün siyasi partilerinin katılımı ve desteğiyle bir mutabakat çerçevesinde bu toplumsal metni hazırlayabileceğini bu millete göstermek hepimizin görevi. Bunu yapabildiğimiz takdirde hiç kuşkunuz olmasın hepimizin önü açık, Türkiye’nin önü açık olacak” dedi. Demiryolu ve Tirebolu Limanı konusunda da açıklama yapan Canikli “Biz şunu söyledik. Tirebolu’da Liman var. Dolayısıyla demiryolu ağının bağlanması için gerekli olan liman burada var. Ekonomik olarak rantabldır ve biz bunu istiyoruz. Filen liman olan, balıkçı barınağı olarak gözüken orayı limana dönüştürüp hizmete sunabildiğimiz takdirde demiryolu engelsiz bir şekilde gelecek. Tirebolu-Torul arasında standartları yüksek bir Demiryolunu Giresun’a kazandıracağız” diye sözlerini tamamladı.

KARAAHMETOĞLU : “Vergilendirilmiş Kazanç Kutsaldır”

CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu’da yaptığı kısa bir konuşma ile “Vergilendirilmiş kazancın kutsallığını biliyoruz. Çağdaş toplumların, devletlerin en önemli kaynağı vergidir. Bu anlamda Giresun ekonomisine değer katan değerli hemşerilerimi kutluyorum. Başarılarının devamını diliyorum.” dedi.

HİSARCIKLIOĞLU : “TOBB Olarak Giresun’a Okul Yapacağız”

Giresun’a okul müjdesini vererek konuşmasına başlayan TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’da,  işadamları olarak yeni bir anayasa beklediklerini, Ticaret Kanunu’yla birlikte işadamlarının önünün açılacağını belirterek “Giresun teşvikte beşinci bölgede yer alıyor. Bu bölge içerisinde yer almak önemli bir avantajdır. Bu nedenle özellikle gıda ve diğer alanlarda iyi değerlendirilmelidir.” dedi. Hisarcıklıoğlu, Giresun’u limanla birbirine bağlayacak demiryoluna ihtiyaç olduğunu söyleyerek “Karayolumuz var. Limanımız var. Havayolumuz var. Ama dünyada ne garip bir ülkeyiz ki limanla demiryolunun bağlantısı yok. İşte Giresun buna da kavuştuğu zaman her şeyiyle taçlanmış olacaktır.” diye konuştu.

ÇAKIRMELİKOĞLU : “Nakliyenin En Ucuz Olanı Demiryoludur”

Giresun Ticaret Sanayi Odası (GTSO) Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, yaptığı açılış konuşmasında “Bir ülke yaşamsal faaliyetlerin devam ettirilebilmesi için en önemli unsurlardan biride kurum ve kişilerin vergi ödeme yükümlülüğünü yerine getirmesidir. İşadamlarımızın en büyük sorunu ham maddeye uzak olmalarıdır. Giresun iş dünyası diğer illerle rekabet edebilmek için en düşük ekonomik nakliyeyi tercih etmektedir. Nakliyenin en ucuz olanı da tartışmasız demiryoludur. Erzincan-Tirebolu-Trabzon demiryolu projesi çevre düzeni planına işlenmiştir. ” diyerek Tirebolu’ya liman yapım çalışmalarının başlatılması ve Giresun Limanı ile demiryolunun birleştirilmesi gerektiğin söyledi.

DEMİRCİ : “Elimizden Geldiğince Katkı Yapmaya Çalışmaktayız”

Törende kısa bir konuşma yapan Giresun Ticaret Borsası Meclis Başkanı Mustafa Demirci, “Bizler Giresun’umuzun tüccar ve sanayicileri olarak gelişmekte olan ülkemize yatırım, istihdam ve ihracat yaparak elimizden geldiğince katkı yapmaya çalışmaktayız.” diyerek bu katkıyı sağlarken karşılaştıkları sorunları aktardı.

Yapılan konuşmaların ardından Giresun ekonomisine değer katan, kurumlar ve gelir vergisi sıralamasında dereceye giren tüm özel sektör mensupları ile yüksek düzeyde ihracat yapan oda ve borsa üyelerini ödüllendirmek, ticari hayatlarında 40 yılını doldurmuş ticaret erbaplarını da onure etmek amacı ile düzenlenen ödül töreninde 86 iş adamına plaketleri Vali Dursun Ali Şahin, AK Parti Grup Başkanvekili ve Giresun Milletvekili Nurettin Canikli, AK Parti Giresun Milletvekilleri Mehmet Geldi ve Adem Tatlı, CHP Giresun Milletvekili Selahattin Karaahmetoğlu, AK Parti Rize Milletvekili Nusret Bayraktar, TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu ve diğer protokol tarafından takdim edildi.

Giresun Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Hasan Çakırmelikoğlu, Ticaret ve Sanayi Odası ve Ticaret Borsası adına katılımından dolayı TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu’na plaket ve Giresun ürünlerinin bulunduğu hediye sandığı takdim etti.

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=11764

“Köyden İndim Şehre” Sözü Tersine Döndü

Balıkesir’de bir araya gelen dernek ve sivil toplum kuruluşu üyeleri kendi ürettikleri ekmeği anlattı. Şehirdeki ikametlerinden ayrılıp köye yerleşen ekolojik köylüler, “Köyden indim şehre” tabirini de tersine çevirmiş oldu. Balıkesir Barosu konferans salonunda ‘Ekolojik Yaşam ve Gıda’ konulu konferans düzenlendi. Konferansa Türkiye Tohum Ağı Sekretaryası Arif Şen, Başka Bir Gıda Mümkün Hareketi Sözcüsü Doktor Kadir Dadan, Bayramiç Yeniköy Kazdağları Ekolojik Yaşam Derneği Başkanı Mustafa Alper Ülgen, Balıkesir TÜKODER Şube Başkanı Necdet Bayhan katıldı. Toplantının açılış konuşmasını yapan Türkiye Tohum Ağı Sekretaryası Arif Şen, ekmeklerin tadı neden bozuldu demek yerine tohumlar neden bozuldu demenin daha doğru olacağın söyledi.

Arif Şen, “Önce ekmekler neden bozuldu diye düşünürken önce tohumlar neden bozuldu demek daha doğru olur. 12 bin yıllık kültürel bir birikimi son 80-90 yılda mülkiyet haline getirildi. Nasıl mülkiyet haline getirildi derseniz, Mendel, olaya matematiksel açıdan yaklaştı ve ıslah konularını ele aldı. Bu aşamadan sonra uzmanlaşmalar başladı. Uzmanlaşma ile birlikte bir pazar olgusu ciddi olarak ortaya çıktı. Mevcut ekmeklerin tadının bozulmasında temel konu buğday sapının kısalmasıdır. Buğday sapının kendisi ciddi bir fabrika. Buğday, yerden aldığı materyali işleyerek yukarıya iletir, bu süreç ne kadar uzun olursa o kadar iyidir. Eskiden yapılan ekmeklerin kokması bundan kaynaklıdır” dedi.

BUĞDAY EKİP, DEĞİRMEN BULDULAR  Başka Bir Gıda Mümkün Hareketi Sözcüsü Doktor Kadir Dadan, sağlıklı beslenmek için buğday ekmeye başladıklarını belirtti. Kadir Dadan, ekmeğe kimyasal maddeler koyulduğunu iddia ettiği konuşmasında, “Bize hep söylüyorsunuz ama yapmıyorsunuz deniyordu. Bir şekilde ekmek işine girdik. Buğdayları ektik, bir yıl beklememiz lazımdı. Fırına gittik, farklı bir ekmek yemek istediğimizi söyledik bize köy unu tavsiye ettiler. Buğdayı ektik ama nasıl öğüteceğiz? Un fabrikasına gidince kendi buğdayın ununu alamıyorsun, fabrika kendi ununu veriyor. Gönen’de çalışan bir su değirmeni bulduk. Kendi buğdayımızı üretebilecektik. Süreç tahminimizden uzun sürdü. İlk yıl ancak biz tohumu kurtarabildik. Bu sene 4. yılımız ancak kendi ekmeğimizi yapabilir hale geldik. Bir çok sorunla karşı karşıya kaldık” dedi

Doğal halde üretilen ekmeğin sağlık yönüne de değinen Dadan, “Bu ekmek ile daha sağlıklı bir sindirim sistemi oluyor. Un fabrikalarında ekmeğin daha uzun süre durması için kimyasallar katılıyor, kimisi gluten katıyor, bazılarında beyazlaştırıcı katılıyor. Bütün bunlardan ancak bir değirmenle kurtulabiliyorsunuz. Sağlık açısından kabızlık gibi bir sorun olmuyor, şeker emilimi daha düzenli daha yavaş şekilde oluyor. Lezzet farklılığı var. Buğday örneklerimizi elimizde. Her yer kendi üretimini yapsın, bizden ekmek istiyorlar, un istiyorlar. Biz, sizin yapmanızı istiyoruz. Etrafınızdaki insanlarla yapacaksınız. Bunun için bir araya geleceksiniz, istediğiniz yardımları biz sağlayalım. Balıkesir şanslı bir coğrafya, neredeyse her köyde işleyen bir değirmen var. Çanakkale’de de benzer bir girişim var” dedi.

EKOLOJİK KÖY KURDULAR  Toplantıda konuşan Bayramiç Yeniköy Kazdağları Ekolojik Yaşam Derneği Başkanı Mustafa Alper Ülgen, kurdukları ekolojik köyü anlattı. 100 dönüm toprakları olduğunu ifade eden Başkan Ülgen, “Bayramiç’in Yeniköy mevkinde kolektif bir yaşam çiftliğimiz var. Birisi Bursa diğeri İstanbul Barosu’ndan iki avukat arkadaşımızla birlikte 10 kişi görev alıyoruz. Kendileri henüz köyde yaşamıyorlar ama o kolektifin birer parçasılar. Ben ve 3 arkadaşım köydeyiz, 100 dönüme yakın bir toprağımız var. Bir eğitim merkezimiz, misafirhanemiz, sınıfımız var. Ahşaptan yapılmış büyük bir tahıl ambarımız var. Hedefimiz Kazdağları’nın eteklerindeki köyümüzde bir ekolojik yaşam köyü kurmak. Kendi kendine yeten, ürettiğinin fazlasını da dostları ile paylaşan bir yapımız var. Havada, suda, toprakta oluşabilecek her türlü kirlilik ile de mücadele ediyoruz. Biz çok sağlıklı gıdalar yiyoruz ama emin olun boğazımızdan geçmiyor. Bir çok arkadaşımız bunlara ulaşamıyor. Biz kendi gıdamızı üretmeyi başlardık” dedi.

Temel besin kaynaklarının buğday olduğunu kaydeden Başkan Mustafa Alper Ülgen, kullandıkları toprakta ilaç ve gübre olmadığını söyledi. Ülgen, “100 dönüme yakın ekiyoruz, elimizde sarı buğday, karakılçık buğdaylarını ürettik. Bunlardan sonra Türkiye’nin çeşitleri yerlerine tohum transferi yaptık. Kars’tan kavlıca buğdayı getirdik. Buğdayın atası sayılıyor. Yok olmuş, ambarlardan cımbızla toplanıp üretilen bir buğday. Yem amaçlı kullanılıyor. Saman kıtlığı olan ülkede bu tür buğdaylar çok önemli. Bu buğdaylara sahip çıkmak gerekiyor. Akkunduz buğdayı Kazdağları civarında bulunmuyor. Seneye tohumlarını alacağız. Bizim sarı buğdayımız müthiş bir ekmek oluyor. Genelde bulgur, keşkek yaparlar. Köyde haftada 2 kez fırın yanar, geleneksel dışı çamurdan içi tuğladan fırınımız var. O ekmek çıkar ve kendimiz tüketiriz hem de koli sistemi ile gönderiyoruz. Ayrıca, soğan, sarımsak, salça, un, domates, peynir üretiyoruz. İlaç yok, gübre yok nadasa bıraktığımız toprakları kullanıyoruz. Seneye başka bir 100 dönüm yer kullanıp bu yıl ki yeri nadasa bırakacağız” dedi. 800 nüfuslu köyde maden karşıtı çalışmalar da yürüttüklerini söyleyen Mustafa Alper Ülgen, şunları söyledi:

“Biz 800 nüfuslu köyde maden karşıtı çalışma da yürütüyoruz. Çanakkale Barosu, Tabipler Odası’nda, Çevre Platformlarında varız. Maden firmaları Kazdağları’na çöreklenmiş. ÇED toplantılarını yaptırmıyoruz. Çanakkale’nin yüzde 57’si, Balıkesir’in yüzde 68’i maden şirketlerine ruhsatlandırılmış. Bu anlamda odalar, STK’lar köylüler önemli bir rol oynuyor. Çanakkale’de termik santral furyası var. Tüm bunlar bölgemiz için 750 bin insan için büyük bir tehdit. Bu sular kirlendiğinde, orman yok olduğunda biz ekolojik yaşamdan, ekolojik üretimden bahsedemeyiz. Doğayı ve çevreyi kaybedersek bu yaptıklarımızın da anlamı kalmayacak.”

http://www.iha.com.tr/koyden-indim-sehre-sozu-tersine-dondu-263876-haber

Mandıra Uğruna Evini Sattı

Gümüşhane’de mandıra kurabilmek için 220 bin liralık proje hazırlayan köy muhtarı, aldığı kredi yeterli gelmeyince şehir merkezindeki evini sattı. Gümüşhane’nin Pirahmet köyünde muhtarlık yapan Nevzat Kaanoğlu isimli vatandaş, yaşadığı köye modern bir tesis kurup hayvancılık yapmak isteyince 220 bin liralık bir proje hazırlayıp Tarım Kredi Kooperatiflerini sunmuş. Projesine karşılık 80 bin liralık kredi alan Kaanoğlu, aldığı kredi kurmak istediği mandıra için yeterli gelmeyince Gümüşhane şehir merkezindeki evine satışa çıkarmış. Mandıra kurabilmek için yaklaşık 300 bin liralık harcama yaptığını belirten Kaanoğlu, evini satıp yakınlarından borç aldığını söyledi.

Mandıracılığın zor ve zahmetli olduğunu belirten Kaanoğlu, kısa süre içerisinde kar etmeye başlayacağına inandığını belirterek, ”Maliyette yaşanan artışlar, buzağı fiyatlarındaki aşırı düşüş bizi olumsuz etkiledi, piyasa şu ana kadar istediğimiz gibi gitmedi ama hayvancılığı çok seviyorum. Maliyeti düşürmek için bu yıl ot satın almayıp 10 dönümlük arazide ot üreteceğim” dedi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2447_mandira-ugruna-evini-satti-.html

Çevre ve Şehircilik Bakanlığından Ozon Tabakasına “Yakın Takip”

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Ozon Tabakasını İncelten Madde (OTİM) Takip Sistemi” ile ozon tabakasını incelten maddelerin üretim ve tüketimlerinin kontrol altına alınacağını, bu maddelerin ülke içinde kullanım alanlarının takip edileceğiniÇevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Ozon Tabakasını İncelten Madde (OTİM) Takip Sistemi” ile ozon tabakasını incelten maddelerin üretim ve tüketimlerinin kontrol altına alınacağını, bu maddelerin ülke içinde kullanım alanlarının takip edileceğini belirtti Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, “Ozon Tabakasını İncelten Madde (OTİM) Takip Sistemi” ile ozon tabakasını incelten maddelerin üretim ve tüketimlerinin kontrol altına alınacağını, bu maddelerin ülke içinde kullanım alanlarının takip edileceğini belirtti. Atmosferdeki Ozon tabakasını incelten maddelerden köpük sektöründe kullanılanların ithalatının, bu yılın başından itibaren sonlandırıldığını hatırlatan Bakanlık, 2015 yılından itibaren de servis amaçlı ve ihracat amaçlı hariç soğutma sektöründe kullanılan OTİM’lerin ithalatının sonlandırılacağını bildirdi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’ndan yapılan yazılı açıklamada, Montreal Protokolü ile Kloroflorokarbon gazının kullanımının tüm dünyada yasaklandığı hatırlatılarak, bunun yerine kullanılan Hidrokloroflorokarbon gazlarının ithalatına ise kota konulduğu kaydedildi. “Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da bu doğrultuda Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatını büyük ölçüde sınırlandırıyor” denilen açıklamada, Bakanlığın “Ozon Tabakasını İncelten Madde Takip Sistemi” sayesinde Türkiye’ye giren Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin üretim ve tüketimlerini kontrol altına aldığı belirtildi. Ülkenin iklim ve çevre konusunda korunması için Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin her geçen yıl azaltıldığının ifade edildiği açıklamada şu bilgiler verildi:

“2009 yılında 9071 ton Ozon Tabakasını İncelten Madde alınırken, 2010 yılında 7103 ton, 2011 yılında 5890, 2012 yılında 450 ton Ozon Tabakasını İncelten Madde ithalatı yapıldı. Ocak 2013 tarihinden itibaren köpük sektöründe kullanılan Ozon Tabakasını İncelten Maddelerin ithalatı sonlandırıldı. 1 Ocak 2015 tarihinden itibaren ise servis amaçlı ve ihracat amaçlı hariç soğutma sektöründe kullanılan OTİM’lerin ithalatı sonlandırılacak.”

Açıklamada ayrıca, üretiminde kloroflorokarbon gazlarının kullanıldığı buzdolapları, kompresörler, klima cihazları, dondurucular, dondurma makineleri, yangın söndürücüler, yalıtım panelleri, saç spreyleri, tıraş köpükleri ve jelleri, vücut deodorantları, sprey boyalar ve boru izolasyon maddelerinde Ozon tabakasını incelten maddelerin kullanımının Montreal Protokolü çerçevesinde Türkiye’de de yasaklandığı hatırlatıldı.

http://www.haberler.com/cevre-ve-sehircilik-bakanligindan-ozon-tabakasina-4350387-haberi/