Monthly Archives: Şubat 2013

Lüfer, 4 Mevsim Sofraları Süsleyecek

”Denizlerin prensi” olarak tanınan lüfer, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) yapılacak kültür yetiştiriciliği sayesinde 4 mevsim sofraları süsleyecek. Türk sularına özellikle kış başlangıcında girerek sofraları süsleyen ve ”denizlerin prensi” olarak tanınan lüfer, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi’nde (ÇOMÜ) yapılacak kültür yetiştiriciliği sayesinde 4 mevsim sofraları süsleyecek. ÇOMÜ Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Yetiştiricilik Bölümü Başkan Yardımcısı Doç. Dr. Musa Bulut, lüfer balığının belli dönemlerde Türk sularına girip yine belli dönemlerde çıkan pelajik bir tür olduğunu söyledi.

Lüferin, ”Türk sularının en asil balıkları” arasında yer aldığını belirten Bulut, lüferin adaptasyonu ile ilgili bir çalışmalarının olduğunu kaydetti. Doç.Dr. Musa Bulut, balığın tank ortamında adaptasyonunu denediklerini ve başarılı sonuçlar elde ettiklerini anlattı.

Adaptasyon çalışmalarının ardından bir sonraki süreçte çeşitli proje teklifleri hazırladıklarına dikkat çeken Bulut, şu anda da üniversiteye bağlı Dardanos Tesisleri’ndeki tüm hazırlıkların bitme aşamasına geldiğini vurguladı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2366_lufer-4-mevsim-sofralari-susleyecek.html

Bulgur, Kahve Olarak Yudumlanıyor

Gaziantepli girişimcinin, bulgur cipsi, bulgur tatlısı derken ürettiği bulgur kahvesi, diğer kahve çeşitlerine rakip oldu. Bulgurdan ”değişik tatlar” üretmeyi deneyen firmanın sahibi Mehmet Koçak, bugüne kadar bulgurdan farklı lezzetler ortaya çıkarmayı başardı. Bulgur cipsi, bulgur tatlısı derken bulgurdan kahve de yapan Koçak, kahveyi bugüne kadar yaklaşık 200 kişiye tattırdı. Mehmet Koçak, sektöre 20 yıl önce girdiklerini, son 5 yıl içinde de bulgurdan çeşitli ürünler elde edebilmek için Ar-Ge çalışmalarına ağırlık verdiklerini söyledi. Bulguru, cips, tatlı, hazır karışım çiğ köfte, domatesli bulgur, sebzeli bulgur olarak çeşitlendirdiklerini belirten Koçak, son olarak bulgurdan kahve yapmayı başardıklarını ifade etti.

Koçak, cipsi daha lezzetli hale getirmeye çalışırken farklı sonuçlar aldıklarını, buradan hareketle bulgurun kahvesini yapmaya karar verdiklerini anlattı. Koçak, bulguru dünyaya tanıtmanın mücadelesini verdiklerine dikkati çekerek, diğer ürünlerde olduğu gibi bulgur kahvesinin de patentini aldıklarını belirtti. Bulgur kahvesinin, bebeğe de yaşlıya da ikram edilebileceğini ifade eden Koçak, aynı zamanda Türk kahvesi ve hazır kahveye alternatif bir ürün olduğunu söyledi. Koçak, ürettikleri alternatif ürünün, ülke ekonomisine katkı sağlayacağına inandığını dile getirdi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2364_bulgur-kahve-olarak-yudumlaniyor.html

Beyaz Ekmeğe Alternatif İki Yeni Ürün

Başbakan Erdoğan’ın, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, ”Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası”nda yaptığı ”Beyaz ekmeği sofralarımızdan kaldıralım” açıklaması İstanbul’da yankı buldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın beyaz ekmek yerine tam buğday unundan doğal ekmek tüketimini teşvik etmek amacıyla başlattığı kampanya kapsamında İstanbul Halk Ekmek (İHE), diyabet ve tansiyon hastaları için ”tuzsuz çavdarlı” ve ”tuzsuz tam buğday unlu” ekmek üretecek. İstanbul Halk Ekmek Genel Müdürü Salih Bekaroğlu, Bakanlığın son uygulamasını İstanbul Halk Ekmek olarak daha önceki yıllardan uygulamaya başladıklarını, 1994’ten itibaren ekmekte kül oranı açısından gıda kodeksinin izin verdiği en yüksek oranlı unların kullanıldığını belirtti.

Vatandaşlardan, ”İHE’nin ekmeğinin içi sarımtırak, piyasa ekmeğinin içi bembeyaz” şeklinde ifadeler duyduklarını kaydeden Bekaroğlu, ne kadar az kepek olursa ekmeğin o kadar beyaz olduğunu, beyaz ekmeğin nişasta bakımından zengin olmasına rağmen buğdayın kabuğundaki birçok mineralden mahrum olduğunu dile getirdi.

Bekaroğlu, beyaz ekmek için beyaz un kullanıldığını ifade ederek, beyaz unun kepekten yoksun, B vitamini bakımından da fakir olduğunu aktardı.

Bekaroğlu, tam buğday unundan veya kepeği yüksek undan yapılmış ekmeklerin glisemik endeksinin düşük olduğunu dile getirerek, alınan gıdaların daha yavaş kana karışacağını, daha uzun süre doygunluk hissi vereceğini, son yıllarda Türkiye’de hızla artan obezlik oranının düşeceğini anlattı.

Bekaroğlu, Avrupa’da özellikle çavdar unundan yapılmış ekmeklerin fazla miktarda tüketildiğini, bu ekmeklerin glisemik endeksinin düşük ve faydalı olduğunu vurguladı.

Tuzsuz çavdarlı ve tuzsuz tam buğday unlu ekmekler üretmeye başlayacaklarını söyleyen Bekaroğlu, bu ürünlerin Şubat ayı içerisinde raflarda yerini alacağını belirtti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2361_beyaz-ekmege-alternatif-iki-yeni-urun.html#

İstanbulda Bal Festivali

Türkiye genelinde bal üreticileri ile tüketicileri ve bilim adamlarını bir araya getirecek “Uluslararası İstanbul Arıcılık ve Arı Ürünleri Festivali” 8-10 Şubat’ta yapılacak. İstanbul Bal Üreticileri Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Yalçın Sezer, AA muhabirine, bal sektöründe son yıllarda ortaya çıkan aldatıcı ve yanıltıcı reklamların yanlışlarını daha iyi anlatmak ve ilgili kesimleri bir araya getirmek amacıyla bu festivali düzenlediklerini söyledi. Sezer, son günlerde menşei belli olmayan ve ticari glikoz içeren ballarla ilgili Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın geniş kapsamlı bir çalışma başlattığını hatırlatarak, üreticilerin bu durumdan memnun olduğunu belirtti.

Kendilerinin de çeşitli etkinlikler aracılığıyla hakiki balla ilgili bilgi verdiklerini anlatan Sezer, bu etkinliklere uluslararası boyut kazandırmak için festival düzenlemeye karar verdiklerini bildirdi.

Yalçın Sezer, “Uluslararası İstanbul Arıcılık ve Arı Ürünleri Festivali”nin 8-10 Şubat’ta Feshane Uluslararası Fuar Kongre ve Kültür Merkezi’nde yapılacağını belirterek, festivalde, bal ve diğer arı ürünlerinin tanıtılacağını kaydetti.

-Hakiki bal nasıl olur–

Gerçek balın kristalize olduğunu ve tüketicilerin bunu “şekerlenme-donma” olarak algıladığını aktaran Sezer, ticari glikozlarla elde edilen balın kristalize olmadığına dikkati çekti.

Sezer, şöyle devam etti:

“Toplumun hakiki bal konusunda bilinçlenmesi lazım. Bu organizasyona Anadolu’dan ve İstanbul’dan gelen birçok arıcının yanı sıra Suriye, İran, Yunanistan ve Bulgaristan gibi ülkelerden de imalatçılar gelecek. Festival böylece uluslararası bir boyut kazanacak. Fuar niteliğindeki bu festival, hakiki balın tüketicilere ulaşması ve sektörün imalatçılarının da üreticilerle bir araya gelmesi adına bulunmaz bir etkinlik.”

-“Bal reklamları aldatıcı”-

Bu etkinlikte, halen devam eden ucuz bal reklamlarındaki tanıtımların zararlarının daha iyi anlaşılacağını vurgulayan Sezer, bir üretici teşkilatı olarak büyük bal imalatçılarıyla anlaşmak istediklerini ancak bu imalatçıların kendilerinden anlaşmalı modelle bal üretmelerini istemediğini belirtti.

Sezer, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın bal konusunda bir eylem planı ortaya koyması gerektiğini ifade ederek, “Ülkemizde bulunan bal üreticileri birlikleri marifetiyle meydana getirilmiş olan arı ürünlerinin kayıt altına alınması söz konusu olur ve toptancılar da bakanlığa ne kadar bal paketleyeceklerini bildirirse ürünün hakiki ya da ticari glikozla elde edilen bal olduğu ortaya çıkar” diye konuştu.

Sezer, hakiki balın fiyatının niteliğiyle ilişkili olduğunu, arz ve talebe göre fiyatının belirlendiğini, ancak bazı ticari firmaların gerçek bal fiyatından çok uzak olduğunu bildirdi.

“Bir balın hakiki olup olmadığını ortaya koyacak tek yöntem, o balın kimyasal analizinin laboratuvarda yapılmasıdır” diyen Sezer, bu balların ayrıca doğal ev ortamında belli bir süre sonra tereyağ kıvamında donmasıyla da anlaşılabileceğini belirtti.

http://www.haberciniz.biz/istanbulda-bal-festivali-1858055h.htm

Tarımda Toz İlaçlar Yasaklandı Arı Ölümleri Bitti

Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Bahri Yılmaz, ”Tarımda toz ilaç kullanımından sulu ilaç kullanılmasına geçilmesiyle Türkiye’de arı ölümleri neredeyse bitti” dedi. Yılmaz, yaptığı açıklamada, Türkiye’de geçmiş yıllarda tarım alanında toz ilacın çok sık kullanıldığını ve bu durumdan dolayı binlerce üreticinin arılarının zarar gördüğünü belirtti. Geçmiş dönemlerde arı ölümlerinin kullanılan toz ilaçlar nedeniyle çok sık görüldüğünü ifade eden Yılmaz, ”Bu konuda yıllarca mücadele verdik, hakkımızı mahkemelerde aradık, sonunda toz ilaç kullanımını yasaklattırdık, bu nedenle de mutluyuz” diye konuştu.

Türkiye’de bazı üreticiler tarafından geçmiş yıllarda başka ülkelerin yasakladığı tarım ilaçlarının kullandığını iddia eden Yılmaz, şunları kaydetti:

”Arıcılığın ve doğanın en büyük düşmanı maalesef tarım ilaçlarıdır. Bu ilaçlardan en çok zararlı olanı ise toz ilaçtı. Bizler arıcılar olarak yıllardır bu toz ilacın yasaklanması konusunda mücadele verdik. Çünkü arılarımız bilinçsizce kullanılan bu toz ilaçları nedeniyle ölüyordu. Toz ilaç tarımda kullanıldıktan kısa bir süre sonra uçuyor ve bu uçan tozlar her tarafı kirletiyordu. Doğal ortamda toz ilaçla temas eden arılarımız bu nedenle ölüyordu. Özellikle 2006 ile 2008 yılları arasında çok arı kayıplarımız oldu. Bu ölümlerin nedenini araştırdık. İlk olarak ölen arılarımızdan numuneler aldık. Aldığımız numunelerin hepsinde Avrupa’da yasaklamış bazı ilaçların maddelerine rastladık. Bunun ardından hemen ilgili bakanlık yetkilileri ve bu ilaç firmalarının temsilcileri ile bir araya gelerek bu ilaçların yasaklanmasını sağlandık. Bunun için de büyük uğraşlar verdik. Mahkemelerde hakkımızı aradık. Sonunda gülen taraf bizler olduk.”

”Kovan başı bal üretimi de artacak”

Yılmaz, toz ilaçların yasaklanmasıyla kovan başı bal üretiminin artacağına inandıklarını söyledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2343_tarimda-toz-ilaclar-yasaklandi-ari-olumleri-bitti-.html

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2339_ari-ureticilerine-destek-odemeleri-4-subatta-basliyor.html