Monthly Archives: Mart 2013

Kiralanacak Meralarda Zorunlu Hayvancılık Tesisleri Kurulabilecek

Kiralanacak meralarda hayvancılık için gerekli bakım, barınma ve su ihtiyaçlarını karşılayacak zorunlu hayvancılık tesisleri kurulabilecek Kiralanacak mera, yaylak ve otlak alanda hayvancılık için gerekli bakım, barınma ve su ihtiyaçlarını karşılayacak zorunlu hayvancılık tesisleri kurulabilecek. Bu tesislerin taban alanı, kiralanacak alanın yüzölçümünün yüzde birini geçemeyecek. Bu oranı bir katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili olacak.

Mera Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Resmi Gazete’de yayımlandı. Amaç dışı kullanılmak suretiyle vasıfları bozulan mera, yaylak ve kışlakları tekrar eski konumuna getirmek amacı ile yapılan veya yapılacak olan masraflar sebebiyet verenlerden tahsil edilecek. Yapılan masraflar karşılığı tahsil edilen tutarlar genel bütçeye, yapılacak olan masraflar karşılığı tahsil edilen tutarlar ise il müdürlüklerince hazırlanan ıslah projelerine uygun olarak o yerin ıslah çalışmalarında kullanılmak üzere köy sandığında veya belediye bütçesinde açılacak hesaba gelir kaydedilecek.

Kanun ile ıslah edilmek suretiyle mera olarak kullanılabilecek alanların kiralanmasıyla ilgili düzenlemeye de gidildi. Buna göre kiralanacak alanda hayvancılık için gerekli bakım, barınma ve su ihtiyaçlarını karşılayacak zorunlu hayvancılık tesisleri kurulabilecek. Bu tesislerin taban alanı, kiralanacak alanın yüzölçümünün yüzde birini geçemeyecek. Bu oranı bir katına kadar artırmaya Bakanlar Kurulu yetkili olacak. Bu tesislerin yapılması ve kullanılması ile ilgili usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelikle belirlenecek. Kanun bugün itibarıyla yürürlüğe girdi.

http://www.haberler.com/kiralanacak-meralarda-zorunlu-hayvancilik-4427331-haberi/
http://www.tarimtv.gov.tr/HD2533_15-mart-2013-tarihli-mera-kanununda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun.html

Ziraat Odaları Birliği, 81 İlde Ağaç Dikecek

Türkiye Ziraat Odaları Birliği (TZOB), Orman ve Su İşleri Bakanlığı ile yaptığı protokol kapsamında 81 ilde Ziraat Odası Hatıra Ormanları oluşturacak. Genel Başkanı Şemsi Bayraktar, yaptığı açıklamada ağaçlandırma seferberliği başlatacaklarını bildirerek, Ankara’da Çevreyolu – İvedik kavşağında kendilerine tahsis edilen ağaçlandırma alanına önümüzdeki günlerde 2 bin fidan dikeceklerini söyledi. Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin erozyon olduğunu dikkat çeken Şemsi Bayraktar, “Türkiye kara yüzeyinin yüzde 90’ında, işlenen tarım alanlarının yüzde 75’inde yoğun erozyon yaşanıyor. Arazinin yüzde 63’ü çok şiddetli ve şiddetli, yüzde 20’si orta şiddetli, yüzde 7’si hafif şiddetli erozyonla karşı karşıya.

En değerli varlığımız topraklarımızı korumamız gerekiyor. Çünkü kaybedilen toprağı yerine koyma imkanımız yok. Kaybı önlemenin yolu ağaçlandırmadan geçiyor. Ağaçlandırma şart. Bundan dolayı ağaçlandırma seferberliği başlatıyoruz. ” dedi.

Orman ve Su İşleri Bakanlığı verilerine göre, Türkiye’nin 21 milyon 537 bin 91 hektar orman alanı bulunuyor. Bu alanda orman içi ve ormana bitişik 21 bin 278 orman köyü ve bu köylerde yaşayan 7 milyon 73 bin 766 orman köylüsü kayıtlı.

Ormanların sadece yüzde 52’si normal, yüzde 48’i ise bozuk alanlardan meydana geliyor

http://www.haberler.com/ziraat-odalari-birligi-81-ilde-agac-dikecek-4430297-haberi/

Türkiye’nin ”Trüf Mantarı Eylem Planı” Hazırlanıyor

Dünyada önemli ticari potansiyeli bulunan trüf mantarının üretiminin artırılması amacıyla doğal ve yapay trüf ormanları oluşturulmasına yönelik ”trüf eylem planı” hazırlanıyor. Orman Genel Müdürlüğü ile Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi işbirliğinde dünyada önemli ticari potansiyeli bulunan trüf mantarının üretiminin artırılması amacıyla doğal ve yapay trüf ormanları oluşturulmasına yönelik ”trüf eylem planı” hazırlanıyor.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç Dr. Aziz Türkoğlu, ”Kralların yiyeceği” olarak adlandırılan trüf mantarının toprağın 5 ile 20 santimetre derinliğinde ağaç köklerinde yetiştiğini, mantarın özel eğitimli köpeklerle toplandığını söyledi.

Tadı, kokusu ve aroması ile birçok gurmenin ilgisini çeken trüf mantarının kilogram fiyatının türüne ve kalitesine göre 100 ile 3 bin avro arasında değiştiğini anlatan Türkoğlu, 2004 yılında başladıkları çalışmalar sonucunda elde edilen veriler ışığında hazırladıkları trüf mantarıyla ilgili projenin TÜBİTAK tarafından kabul edildiğini belirtti.

Türkoğlu, proje kapsamında yaptıkları araştırmaların, Orman Genel Müdürlüğü tarafından da desteklendiğini ve trüf ormanı oluşturulması amacıyla proje hazırlamalarını istediğini söyledi. Bu kapsamda Denizli’de ilk doğal ve yapay trüf mantarı ormanı oluşturduklarını ifade eden Türkoğlu, şimdi ise Orman Genel Müdürlüğü ve Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi işbirliğiyle ‘trüf mantarı eylem planı’ hazırladıklarını anlattı.

Kısa süre sonra tamamlayacaklarını eylem planı ile Türkiye’nin hangi bölgesinde hangi tür doğal trüf ormanları bulunduğunu tespit ederek koruma altına almayı planladıklarını kaydeden Türkoğlu, ayrıca uygun ortamlara aşılanmış meşe fidanlarını dikerek ekonomik getirisi iyi olan trüf ormanları oluşturmayı planladıklarını kaydetti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2536_turkiye-nin—truf-mantari-eylem-plani—hazirlaniyor.html

Mantar, Balık Gibi Günlük Tüketilmeli

Doğal ortamda yetişen mantar uzmanı Mikolog Jilber Barutçiyan, dünyada 2 milimetreden büyük 120-150 bin tür mantarın tanımlandığını ifade ederek, ”Türkiye için ise kesinleşmiş bir rakam yok. Benim tahmin ettiğim makro mantar tür sayısı 12 binin üstünde. Kesinlikle mantarlarımızı yeteri kadar değerlendiremiyoruz. Ormanlarımızda mantar açısından çok büyük ihracat ve besin potansiyeli yatıyor. Fakat mantarları yeterince tanımıyoruz” dedi.

Türkiye’de mantar yoğunluğunun Karadeniz Bölgesi’nde diğer bölgelere göre fazla olduğunu vurgulayan Barutçiyan, ”Türkiye’de mantar açısından büyük potansiyel olduğunu herkes zaman içinde görmeye başladı ve üstüne gayet titizlikle gidilmeye başlandı. Bu her bilimde olduğu gibi büyük bir eğitim süreci gerektiriyor. Umarım bu süreçte de Türkiye başarılı adımlar atacaktır” diye konuştu.

Barutçiyan,yurttaşlara bilmedikleri hiçbir mantarı asla ve asla tüketmemeleri uyarısında bulunarak, şöyle devam etti: ”Mantar konusunda kimseye güvenmeyin. Halk arasında çeşitli söylemler dolaşıyor, örneğin hayvanlar yerse yenir, beyaz mantarlar zehirsiz gibi kulaktan dolma bilgilerin çoğu yanlış. Mantarlar çok sancılı zehirlenmelere, hatta ölümlere yol açıyor. Bu işin tek kurtuluşu var öğrenmek, araştırmak. Bu konuda da Türkiye’nin Mantarları adlı rehber kitabı hazırlamış olmaktan gurur duyuyorum. Bozulmuş her mantar zehirli hale gelir. Dünyanın en lezzetli ve pahalı mantarı bile bozulduğu andan itibaren insan için tehlike oluşturur, o nedenle balıklarda olduğu gibi mantarımızı da aldığımız gün pişirmeyi adet haline getirmeliyiz. Mantarlar çok çabuk bozulan organizmalar, bozulan mantarlar tehlike yaratıyor. ‘Ben bir hafta sonra pişireceğim’ diye mantar alıp buzdolabına koymayınız. Mantar dondurmak da risklidir, çünkü mantarı çözerken de bozabilirsiniz. Ölümcül zehirlenmeler olmasa bile ciddi sindirim sorunu türünden zehirlenmeler dondurma olayı ile de yaşanıyor.”

‘Mantarlar ek gelir kaynağı olabilir’

Barutçiyan, mantar toplama sırasında çok yaygın yapılan yanlışlar arasında naylon torba kullanımının geldiğini anlatarak, ”Asla topladığınız mantarları naylon torbaya koymayın. Mantarların hava alması lazım, aksi takdirde bozulurlar ve zehirli hale dönerler. İkincisi mantarlar doğanın bize bir hediyesi, lütfen mantarları toplarken doğayı tahrip etmemek için özen gösterelim” dedi.

Dünyada rekor fiyata satılan bazı tür mantarlar bulunduğuna dikkati çeken Mikolog Barutçiyan, şunları kaydetti: ”Dünyada bazı trüf mantarları kilo başına 4, 5 bin avroya kadar alıcı bulabiliyor. Fakat Türkiye için rekor güney bölgelerinde çıkmaya başlayan kuzugöbeği mantarında. Bu mantarın ilk turfandası çok az miktarda çıktı ve köylüden alınışı 200 lira. Mevsim içinde fiyat 30, 40 liraya kadar gerileyecek. Mantarlar, orman ve dağ köylüsü için ciddi ek gelir kaynağı olabilir. Bunun için de bilinçlenmek gerekli. Çok kıymetli mantarlarımız var, fakat iyi ve temiz şekilde toplamalıyız. Kimi zaman yanlış toplanan ve yanlış saklanan güzelim mantarlarımızın fiyatını düşürüyoruz, kimi zaman da çöpe atmak zorunda kalıyoruz. Türkiye’de kuzugöbeği mantarları ticari açıdan en değerli mantar. Bunun yanı sıra bolet denilen ayı mantarı, porçini türlerimiz, Sezar ve yumurta mantarımız var. Türkiye’de, Avrupa piyasasında para eden ve sevilen mantarların hemen hemen tamamı var.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=404104&kn=19&ka=4&kb=19

Dünyanın En Zehirli Bitkisi: Baldıran

Maydanozgiller familyasından olan baldıran otu, dünyanın en zehirli en sık zehirlenme olaylarının karşılaşıldığı bitkilerden birisi olarak biliniyor. Amasya’da baldıran otunu yiyen 5 çocuktan 1’nin zehirlenerek hayatını kaybetmesi gözleri bu zehirli bitkiye çevirdi. Başbakan Erdoğan’ın da Siirt’te yaptığı konuşmasında, “Bedeli baldıran zehri de olsa içmeyi göze alarak çırpınıyoruz” şeklinde dile getirdiği zehirli bitkiyle ilgili üniversite öğrencilerine uygulamalı olarak ders verildi. Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Mühendislik ve Doğa Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Hüseyin Önen, Ziraat Fakültesi’nin bahçesinde öğrencilere baldıran bitkisinin nasıl zehirlediğini anlattı. Önen, insanlarla iç içe yaşayan bu bitkinin birkaç gramının insanı zehirleyerek ölümüne sebep olabildiğini söyledi.

Önen, baldıran otunun maydanozdan ayıran özelliğinin kötü kokusu, gövdesindeki kırmızı renk ve gövdesinin içindeki boşluk olduğunu belirtti. Erken dönemde baldıran otunun maydanozdan ayrılmasının zor olduğunu ifade eden Önen, “Sokrates’in öldürüldüğü bitki bu. Bunun şerbeti Sokrates içirilerek ölümüne sebep olmuştur” dedi.

Yabancı otların sadece zararlarını değil insan ve hayvan sağlığı açısından taşıdığı riski de derslerinde öğrencilere anlattıklarının altını çizen Önen, baldıran otunu yiyen hayvanların da olumsuz yönde etkilendiğini ifade etti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2525_dunyanin-en-zehirli-bitkisi–baldiran.html#