Monthly Archives: Ocak 2014

Çoban Deyip Geçmeyin

Hayvancılık sektöründe önemli görevler üstlenen çobanların; beslenmeden sağlığa, hayvan anatomisinden meteorolojiye kadar birçok konuda “uzman” olması gerekiyor. Halen Doğu Anadolu, Doğu Karadeniz ve Toroslardaki yaylalarda sürdürülen hayvancılıkta önemli görevler üstlenen ve devletin cazip hale getirmek için “sürü yöneticisi unvanıyla” kadroya almayı planladığı çobanlar, kolay gibi görünmesine rağmen yağmurlu ve karlı havalarda açık alanda koyunların yanında, gece de çadırda kalarak aslında çok zor bir iş yapıyor.

Koyunların kaybolmaması, yabani hayvanların saldırısına uğraması veya sürüye katılan yabancı bir koyunu sahibine teslim etmek için sayısı bini bulan sürüdeki koyunları tek tek tanıması gereken çobanlar, hayvanları yemleme konusunda gerekli bilgiye sahip olmaması ve yanlış ya da bol miktarda yem vermesi durumunda hayvanın hastalanmasına hatta ölümüne yol açabiliyor.

Çobanların koyun ve kuzuların sağlıklı yetişmesi için hayvan sağlığı ve yetiştiriciliği konusunda bilgi sahibi olması ve gerekli bazı teknikleri kullanabilmesi de şart.

Bayburtlu çoban Mehmet Bekar, çobanlıktan önemine vurgu yaparak “Hayvanların dilinden anlamak gerekiyor. Çobanlık, kışın soğuk hava ve doğumlar olduğu için zor. Doğuran bazı koyunlar kuzularını sahiplenmiyor. Koyunu kuzusuna alıştırmak için onları sürüden ayrı bölüme koyuyoruz. Koyunlarla dağ taş geziyoruz. Çobanlık dışarıdan görüldüğü gibi kolay değil, bazı incelikleri var. En başta koyunların dilinden anlamak gerekiyor. Bu işi herkes yapamaz” şeklinde konuştu.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3994_coban-deyip-gecmeyin.html

Esnafa Çiftçiye Faiz Desteği

Çiftçi ve esnafa kredide kolaylık için hükümet düğmeye bastı. Ziraat, tarımsal ve hayvansal üretime 20 milyon TL üst limitli kredi kullandıracak. Halkbank ise % 50 faiz indirimi yapacak.  Kamu bankaları esnaf ve çiftçiye kolaylık için düğmeye bastı. Ziraat Bankası ile Halkbank’ın faiz indirimlerine yönelik kararlar Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre, tarımsal ve hayvansal üretime 20 milyon lira üst limitli kredi kullandırılacak, esnaf ve sanatkâra da yüzde 50 oranında faiz indirimi sağlanacak. Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri tarafından 2014 yılında tarımsal üretime dair kullandırılacak düşük faizli yatırım ve işletme kredisi limitleri ve faiz indirim oranları belirlendi.

 SÜT SIĞIRINA 20 MİLYON

 1 Ocak-31 Aralık 2014 tarihleri arasında banka tarafından uygulanmakta olan tarımsal kredi cari faiz oranlarından kredi konuları itibarıyla belirlenen oranlarda indirim yapılmak ve kredi üst limitleri aşılmamak suretiyle tarımsal kredi kullandırılabilecek. 1 Ocak itibarıyla geçerli olmak üzere damızlık süt sığırı yetiştiriciliğinde üst limit 20 milyon TL, yaygın hayvansal üretimde 500 bin TL, kontrollü örtüaltı tarımında 10 milyon TL, yaygın bitkisel üretimde 500 bin TL, yurtiçi sertifikalı tohum, fide, fidan üretiminde 10 milyon TL, yurtiçi sertifikalı fide kullanımında 1 milyon TL, yurtiçi sertifikalı fidan kullanımında 5 milyon TL olarak uygulanacak.

 HALK’TAN % 50 İNDİRİM

 Halkbank da Esnaf ve Sanatkârlar Kredi ve Kefalet Kooperatifleri (ESKKK) kefaletiyle veya doğrudan kullandırılmış, bakiyesi bu yıla devreden krediler ile 1 Ocak-31 Aralık 2014 tarihleri arasında aynı şekilde kullandırılan kredilere yüzde 50 faiz indirimi yapacak.

 BORCU ÖDEMEYENE KREDİ YOK

Ertelenmiş , taksitlendirilmiş, tasfiye olunacak alacaklar hesabında borcu bulunan veya yeniden yapılandırılmış kredi borcu olup geri ödeme süreci devam eden esnaf ve sanatkârlara, borçlarının tamamı bankaya ödenmeden bu karar kapsamında kredi açılamayacak.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/01/22/esnafa-ciftciye-faiz-destegi

Su İçmek İçin “Susamayı” Beklemeyin

Uzmanlara göre; yaşlı kişilerde su içmek için susamayı beklemenin hayati tehlikelere yol açabileceği hatta ölümle sonuçlanabileceği bildirildi. Giresun Üniversitesi (GRÜ) Tıp Fakültesi Kalp ve Damar Cerrahi Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Nezihi Küçükarslan, insan vücudunun önemli bir kısmını suyun oluşturduğunu, insanların genellikle suyu susadığı zaman içtiğini ve bunun çok yanlış olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Küçükarslan, yeni doğan bebeklerin vücut ağırlığının yüzde 92’sinin, çocuk yaşı ilerledikçe yüzde 75’inin, erişkin yaşa geldikçe yüzde 60-65 civarındaki kısmının sudan oluştuğunu ifade etti.

Özellikle hastalığı olan yaşlılarda yüzde 5’ten fazla su kaybının yaşamsal tehditlere yol açabilecek sorunlara neden olabileceğini ifade eden Küçükarslan, şöyle konuştu: “Yaşlı insanlardaki susama merkezinin reseptörlerinde susuzluk hisleri daha geç ortaya çıkmaktadır veya bu kişiler susuzluk hissetmemektedirler, bu nedenle sıvı kaybına çok daha maruz kalınmakta ve hayati tehlikelerle sonuçlanabilecek durumlar ortaya çıkmaktadır. Bu durum kendi zihinsel aktivitesindeki azalma dolayısıyla da olabilir. Hastalarda eğer bir böbrek fonksiyon bozukluğu, yaşla ilgili bir fonksiyon kaybı varsa bu küçük miktarlardaki sıvı dengesinde oynamalar kişinin ölümüne kadar giden sonuçlara yol açabilir.”

Sıvı kaybının kalp krizine neden olabileceğini anlatan Küçükarslan, “Her şeyden önemlisi sıvısı azalmış kan, yani yoğunluğu artmış kanın damardaki lezyonlu bölgelerde kalarak bir takım kalp rahatsızlıklarına, iskemi dediğimiz bozukluklara yol açması çok daha kolaylaşmaktadır” diye konuştu.

Küçükarslan ayrıca, normal bir erişkinin günde iki buçuk litrelik bir sıvı atımı gerçekleştirirken iki buçuk litrelik de bir alım yapmak zorunda olduğunu sözlerine ekledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3987_su-icmek-icin–susamayi–beklemeyin.html#

Peynir ve Zeytinde Önemli Değişiklik

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, başta zeytin ve peynir olmak üzere bazı gıda maddelerinde köklü değişiklikler getiriyor. Peynirlerdeki tuz oranı yüzde 12,5-40 arasında azaltılacak, ambalajsız peynirler pazar yerlerinde satışa sunulamayacak ve peyniri olgunlaştırma süresinin en az 8 ay olması zorunluluğu getirilecek. Piyasadaki zeytinlerde maksimum tuz limiti yüzde 9 olacak ve zeytinin değişik soslar, baharat veya diğer yenilebilir maddelerle karıştırılması veya marine edilmesi halinde ürün “salata zeytin” olarak ifade edilecek.

 Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı peynirden zeytine, bebek mamalarından gıda ile temas eden madde ve malzemelere ilişkin birçok kalemde yeni taslak tebliğleri görüşe açtı. Buna göre, Türk Gıda Kodeksi Sofralık Zeytin Tebliği yeniden düzenlendi. Görüşe açılan ve değerlendirme toplantısıyla son şekli verilerek Ulusal Gıda Kodeksi Komisyonunda görüşülecek taslak, uygun görülmesi halinde yayımlanacak. Taslakla, zeytindeki tuz miktarını minimum olarak belirleyen mevcut düzenleme yerine tuz miktarına maksimum miktar getirilecek.

Tuz oranına düzen

Taslak tebliğde zeytin çeşitleri ve teknolojik gereksinimler göz önünde bulundurularak piyasadaki zeytinlerde maksimum tuz limiti yüzde 9 olarak belirlendi. Böylece zeytinlerde kullanılacak tuz miktarına kısıtlama ve sınırlandırma getirildi. Tuz oranı maksimum yüzde 4 olan zeytinler için “az tuzlu” ifadesi kullanılabilecek. Tuz ve pH analizleri zeytin etinde yapılacak. Zeytinin değişik soslar, baharat veya diğer yenilebilir maddelerle karıştırılması veya marine edilmesi halinde ürün “salata zeytin” olarak ifade edilecek. Bu üründeki zeytin oranı en az yüzde 55 olacak.

 Taslakta dane iriliği/kilogram tanımı da yapıldı. Buna göre, zeytinin dane iriliği ambalaj üzerinde belirtilen en düşük dane sayısından daha az, ancak ambalaj üzerinde belirtilen en yüksek dane sayısından en fazla yüzde 1 daha çok olabilecek. Ambalajsız olarak piyasaya arz edilen ürünler satış yerlerinde alıcının el değmesini engelleyecek şekilde muhafaza edilecek. Ambalajsız olarak piyasaya arz edilen ürünlerin muhafaza edildiği yerlerde alıcının rahatlıkla görebileceği büyüklükte tezgah etiketleri yer alacak. Taslakla halen faaliyet gösteren işletmelere tebliğin yayımından sonra 1 Ocak 2015 tarihine kadar uyum süresi verilecek ancak bu tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri tarafından piyasaya arz edilen ürünler 1 Ocak 2016 tarihine kadar piyasada bulunabilecek.

-Küflü peynirde kullanılacak küfler belirlendi-

Bakanlık görüşe açtığı Türk Gıda Kodeksi Peynir Tebliği taslağıyla peynirlerin etiket bilgilerinde, üretim tarihi ve “çiğ sütten üretilmiştir” ibaresinin yer alması zorunluluğu getirdi. Taslak yasalaşırsa peyniri olgunlaştırma süresinin en az 8 ay olması zorunluluğu getirilecek.  Türkiye’de peynir ile ilgili Türk Gıda Kodeksi kapsamındaki ilk düzenleme olacak olan taslağa göre, peynirlerin tuz içerikleri yüzde 12,5-40 arasında değişen oranlarda azaltılacak. Peynirlerin sertlik karakterleri, yağlılık sınıflandırması ve olgunlaşma sürelerini belirleyen taslak tebliğ, küflü peynirlerde kullanımına izin verilen küfleri de belirliyor.  Çiğ sütten üretilen peynirlere ilişkin Türkiye’de yaygın olarak üretilen peynirlerin içerebilecekleri maksimum nem miktarları belirlendi. Tek bir türe ait süt kullanılarak üretilen peynirlerde türün adı peynir adı ile birlikte belirtilebilecek. “Paçal (karışım)” süt kullanılarak üretilen peynirler in etiketinde “koyun, keçi ve inek sütlerinden üretilmiştir” gibi ifadeler yer alacak. Peynirlere sadece üretim yerinde dilimleme, rendeleme ve ufalama gibi fiziksel işlemler uygulanabilecek, bu peynirler üretim yerinde hazır ambalajlı hale getirilmeksizin piyasaya arz edilemeyecek.  Ambalajsız olarak piyasaya arz edilen peynirler, pazar yerleri gibi açık alanlarda satışa sunulamayacak. “Yağı azaltılmış” veya benzeri ifadeler sadece kuru maddede en fazla yüzde 25′e kadar süt yağı içeren peynirlerde kullanılabilecek. Düzenlemede Türkiye’de yaygın olarak üretilen peynirler (beyaz peynir, kaşar peyniri ve tulum peyniri gibi) de ayrıca tanımlandı.

-Saf meyve suyuna şeker katılamayacak-

Türk Gıda Kodeksi Meyve Suyu Ve Benzeri Ürünler Tebliğ Taslağı da AB Direktifinde yer alan yeni düzenlemeler esas alınarak hazırlandı. Görüşe açılan yeni taslak düzenlemeye, değerlendirme toplantısıyla son şekli verilerek Ulusal Gıda Kodeksi Komisyonunda görüşülecek ve uygun görülmesi halinde yayımlanacak. Buna göre, mevcut Tebliğde meyve sularına asitlik düzenleyici veya tatlandırma amacıyla 150 gram/litre şeker ilave edilebilmekteyken taslak tebliğe göre meyve sularına ilave şeker katılması yasaklanacak. Tebliğ kapsamında yer alan meyve nektarına üretim teknolojisi gereği şeker ve/veya bal ilave edilebilecek ancak ilave edilen şeker ve/veya bal son ürünün toplam ağırlığının yüzde 20′sinden fazla olamayacak.  Taslağa göre, “Türk Gıda Kodeksi gereğince meyve suları ilave şeker içeremez” ibaresi ürün adı ile aynı yüzde olacak şekilde ürün etiketlerinde yer alabilecek. Ayrıca meyve sularının etiketinde “yüzde 100 meyve suyu” ibaresi kullanılabilecek.

 Bu kapsamda “Türk Gıda Kodeksi gereğince meyve suları ilave şeker içermez” ibaresi ürün adı ile aynı yüzde olacak şekilde ürün etiketlerinde yer alabilecek. Mevcut Tebliğde kapsam dışında tutulan domates, yeni Tebliğde yer alacak. Domates suyu ve konsantreden üretilmiş domates suyuna tuz, baharat ve aromatik bitkiler katılabilecek. Taslak yasalaşırsa tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri 1 Ocak 2015 tarihine kadar bu Tebliğ hükümlerine uyum sağlayacak. Ancak bu Tebliğin yayımı tarihinden önce faaliyet gösteren gıda işletmecileri tarafından piyasaya arz edilen bu Tebliğ kapsamındaki ürünler 1 Ocak 2016 tarihine kadar piyasada bulunabilecek.

-Mamalara yeni düzenleme- Türk Gıda Kodeksi Bebek Formülleri Tebliği ve Türk Gıda Kodeksi Devam Formülleri Tebliği taslağı da AB Komisyon direktifi dikkate alınarak hazırlandı. Tebliğlerde ilgili AB direktifinde yapılan değişikliğe paralel olarak güncelleme yapıldı. Taslak hayata geçerse, bebek ve devam formüllerine eklenebilecek amino asitler listesine L-arjinin ve L-arjinin hidroklorür eklenecek. Protein hidrolizatlarından üretilen düşük protein içerikli bebek ve devam formüllerinde kullanılan proteinler listesi güncellenecek. Bebek formüllerinin üretiminde protein kaynağı olarak keçi sütünün kullanımına izin verilecek. Düzenlemeye geçiş süresi altı ay olarak olacak.  Bakanlık ayrıca Türk Gıda Kodeksi Zeytinyağı ve Pirina Yağı Tebliğinde Değişiklik Yapışmasına Dair Tebliği de AB mevzuatında yapılan değişiklik çerçevesinde revize etti. Değişiklik taslağıyla zeytinyağındaki tağşişlerin tespit edilebilmesi için belirlenmiş kriterler yeniden düzenlendi ayrıca zeytinyağında oluşabilecek doğal değişimlerden kaynaklanabilen sapmaların değerlendirilebilmesi için “karar ağaçları” oluşturuldu.

http://www.yabantv.com/haber/15993-peynir-ve-zeytinde-onemli-degisiklik

Bitki Çaylarını Kullanırken Dikkat

Kış aylarında vatandaşların bazı hastalıklara yakalanmamak amacıyla “alternatif tıp” olarak tercih ettiği bitki çaylarını kullanırken bazı konulara dikkat edilmesi gerektiği bildirildi. Akdeniz Üniversitesi Tıp Fakültesi Tıbbi Farmakoloji Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Coşkun Usta, kış mevsiminde tüketilen bitki çaylarının hastalıklardan korunmak için etkili bir çözüm olduğunu söyledi. C vitamini içeren çayların yoğun olarak tüketilebileceğini dile getiren Usta, bunların başında  yeşil çay, kuşburnu ve ekinezya çayının geldiğini ifade etti.

Bitki çaylarının doğal haliyle kullanılması gerektiğinin altını çizen Usta, fabrika sürecinden geçirilen ve karışıma uğrayan bitki çaylarında etkinin azalacağını dile getirdi. Usta, bitki çaylarını kullanırken dikkatli olunması gerektiğini vurgulayarak, “Bazı ilaç ve bitki çayları için kullanılan ‘yan etkisi yoktur’ gibi söylemler, ‘bitkilerden zarar gelmez’ sözü kesinlikle yanlıştır. Unutulmamalıdır ki ilaçların bazıları da bitki kökenlidir ve ciddi yan etkileri vardır. Bu konuda en önemli etken ilaç ve bitkinin dozudur. Fazla kullanılması durumunda su bile zararlıdır. Çaylarda ideal olan, günde 3 bardak içmektir” diye konuştu.

Bir bitkinin herkese aynı etkiyi göstereceği gibi bir düşüncenin de yanlış olduğunu vurgulayan Usta, “Örneğin astıma iyi gelen bir bitki, her astım hastasına aynı etkiyi gösterecektir düşüncesi yanlıştır. Yaşlısı, genci, hamile olanı var. Bu konuda kesinlikle doktor tavsiyesi gerekmektedir” ifadesini kullandı.

Türkiye Kahveciler, Kıraathaneciler ve Büfeciler Federasyonu Başkanı Murat Ağaoğlu ise, kış aylarında en çok tüketilen içeceklerin başında bitki çaylarının geldiğini söyledi. Vatandaşların bitki çaylarına sadece kış mevsiminde değil, yazın da ihtiyaç duyabileceğini dile getiren Ağaoğlu, kahvehanelerde bitki çaylarının karışım olarak değil, doğal olarak kaynatılıp müşterilere sunulduğunu, doğal halin daha çok tercih edildiğini bildirdi.

Antalya’da 18  yıldır aktarlık yapan Halil Ecin de, müşterilerine ıhlamur, zencefil, adaçayı, havlucan, papatya, tarçın, elma kurusu, zerdeçal, hatmi çiçeği, kuşburnu, narçiçeği, zencefil gibi bitkilerin ve bunları kullanarak hazırladıkları karışımları sunduklarını anlattı.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3979_bitki-caylarini-kullanirken-dikkat.html