Monthly Archives: Aralık 2010

Bal Ormanı Kuruluyor

Arhavi ilçesinin Yemişlik mevkisinde belirlenen 180 hektarlık ormanlık alana, yörede doğal olarak yetişebilen karayemiş, akasya, ıhlamur, kestane, hurma ve ayı üzümü gibi türler dikiliyor. Nisan ayından itibaren 80 orman işçisi ile yürütülen çalışmalarda şu ana kadar alanın 33 hektarlık bölümüne 74 bin fidan dikildi. Fidan dikme işleminin ardından, ormanda arıcıların kovanlarını koyabilecekleri iskeleler ile barınabilecekleri yerler inşa edilecek.Artvin Orman Bölge Müdürü Ahmet Köksal Coşkun, Orman Genel Genel Müdürlüğünün illerde ”bal ormanı” kurulması talimatı doğrultusunda, Arhavi ilçesinin Yemişlik mevkisinde bal ormanı kurma çalışması başlattıklarını söyledi.

Yüzde 56’sı ormanla kaplı Artvin’in arıcılık açısından çok elverişli olduğunu ifade eden Coşkun, il genelinde 58 bin arı kovanı bulunduğunu, bin 700 ailenin arıcılıkla uğraştığını, yörede üretilen balın kilogramının 50 ile 80 lira arasında satışa sunulduğunu belirtti.Türkiye’de 10 bin 765, Artvin’de ise 1.501 bitki türü bulunduğunu dile getiren Coşkun, ”Fazla bitki türü daha fazla polen demek. Bu açıdan ilimiz arıcılığa başka illere göre daha elverişli” dedi. Orman Genel Müdürlüğünün temel amaçlarından birisinin orman köylüsünü kalkındırmak olduğunu vurgulayan Coşkun, ”Arıcılığı geliştirirken hem tabiattaki biyoçeşitliliğin devamı sağlanmış olacak, hem de orman köylümüz kalkınacak. Ormanlarımızı arıcıların hizmetine sunmak istiyoruz. Ormancılık tekniğini koruyarak, arıcılığı geliştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.

Coşkun, ”bal ormanı” kurmak için seçilen alanın, yörede arıcılık açısından en uygun saha olduğuna dikkati çekerek, sözlerine şöyle devam etti: ”Bal ormanının oluşturulacağı alan toplam 180 hektar. Nisan ayından itibaren yaklaşık 80 orman işçisi ile 33 hektarlık alanda çalışma yürütülüyor. Alandaki mevcut türleri koruyoruz. Burada zaten doğal olarak arıcılık açısından önemli olan kestane, ıhlamur, karayemiş gibi türler bulunuyor, ancak yaşlanmış, verimden düşmüş ağaçlarımız da var. Bunları kesip yerine yörede doğal olarak bulunan türleri dikiyoruz. Karayemiş, akasya, ıhlamur, kestane, hurma, ayı üzümü gibi türler olmak üzere yaklaşık 74 bin adet fidan dikimi gerçekleştirdik. Çalışmalar tamamlandığında alana arıcıların kovanlarını koyabilecekleri iskeleler ile barınabilecekleri yerler inşa edilecek.”
 ”Arılar fazla enerji harcamadan balı kovanlara taşıyacak”Arhavi Orman İşletme Müdürü Metin Kaya, bal ormanı kurma çalışmalarının devam ettiği mevkide daha önceden yaptıkları araştırmada, sisin tepeden havzaya inmediğini tespit ettiklerini, bunun da arıcılık açısından olumlu bir etken olduğunu söyledi.

Bal ormanı oluşturulan alandaki çiçeklenmeleri de takip ederek, bu alanın bal üretimi için çok elverişli olduğu kanaatine vardıklarını belirten Kaya, ”Bozuk ormanları iyileştirmek arıcılıkta bal ve polen verimi olan bitkileri sahaya dikiyoruz. Böylece burada bal üretimi için kapasiteyi artırıyoruz” dedi. Kaya, kovanların vadinin tabanına kurulacak iskelelere yerleştirileceğini dile getirerek, böylece arıların fazla enerji harcamadan balı kovanlara rahatlıkla taşıyabileceklerini vurguladı.
 

Bal ormanları köylüsünü kalkındıracakArtvin Çoruh Üniversitesi (AÇÜ) Orman Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Fehmi Türker, ”bal ormanı” kurma çalışmalarını ormancılık faaliyetlerinin çeşitliliği ve zenginliği açısından çok olumlu karşıladığını söyledi. Türkiye’de orman sorunlarından birinin de kırsal fakirlik olduğunu belirten Türker, ”7,8 milyon orman köylüsü, yaklaşık 22 bin 500 civarında orman köylerinde orman kaynaklarıyla iç içe yaşıyor. Buna rağmen sadece yıllık 312 dolarlık GSMH gibi açlık sınırının da altında bir gelirle, adeta gelirsizlikle yaşama mecburiyetinde bulunuyor” diye konuştu.

Prof. Dr. Türker, bal ormanı ile doğrudan doğruya orman köylülerinin gelirlerinin destekleneceğini anlatarak, ”Proje sayesinde kırsal fakirlik içindeki orman köylülerine müthiş bir gelir aktarımı olacak. Arıcılık, benzer işletmelerden çok daha fazla karlılık sunmaktadır. Böylece Orman köylüleri kovanlarıyla küçük bir alanı işgal ederek büyük gelirler elde edebilecek. Kuruluş yeri itibariyle çok fazla bir sahaya, orman toprağına ihtiyaç duymayan ama önemli ölçüde hammadde kaynağını ve biyolojik çeşitlilik sağlayan bu tarz bir işletmeciliği son derece yerinde buluyor ve destekliyoruz” dedi.

http://www.arhavim.net/haberler/arhavi-haberleri/207-arhavde-bal-ormani-kuruluyor.html

Köy Yumurtasını Tekrar Kazanma Projesi

Simav Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Müdürlüğü tarafından ‘Köy Yumurtasını Tekrar Kazanma’ projesi başlatıldı. Kaymakam Yüksel Ünal, yok olma sürecine giren köy yumurtası üretiminin teşvik edilmesi amacıyla satın alınan beş kuluçka makinesinin tanıtım toplantısında, ilçede köy yumurtası üretimini artırmayı hedeflediklerini söyledi. Proje çerçevesinde 5 kuluçka makinesi ve büyütme kafesi satın aldıklarını ifade eden Ünal, şöyle konuştu:

 ‘Yaklaşık 10 bin TL’ye mal olan kuluçka makinelerini teslim aldık. Bu makineleri çeşitli kasabalarımızda ihtiyacı ve ilgisi olan vatandaşlarımıza eğitimini vererek uygulamalı olarak göstermeyi ve daha sonra elde edeceğimiz sonuca göre köy yumurtası üretimi yapmak isteyen vatandaşlarımıza Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı aracılığıyla yardımcı olmayı planlıyoruz. Örnek uygulamaya merkeze yakın beldelerde hemen başlanacak. Dar gelirli vatandaşlarımıza balık vermek yerine balık tutmayı öğretmek istiyoruz. İhtiyacı ve ilgisi olan insanımıza İlçe Tarım Müdürlüğümüzün sözleşmeli mühendisleri gerekli eğitimi verecektir. Bir makineyle 216 adet yumurta kuluçkaya alınabilmektedir. İhtiyaca göre bu makinelerin daha büyüğü veya daha küçüğü isteyen vatandaşlarımıza temin edilecektir. Simav’ı bir yumurta üretim merkezi yapmak istiyoruz.’

http://www.haberler.com/simav-da-koy-yumurtasini-tekrar-kazanma-projesi-2420555-haberi/

Köylünün Güneş Enerjisi Umudu

Tarım arazilerini sulamak için kullanılan elektriğin faturasını ödemekte zorlanan köylülerin imdadına, okul bahçesine kurulan solar enerji sistemi yetişti. Güneş enerjisiyle çalışan sistem sayesinde köylüler elektrik faturası kabusundan kurtuldu.Malatya– Malatya İl Özel İdaresi’nin açtığı ihale ile Yeşilyurt ilçesine bağlı Kuşdoğan köyüne sistemi kuran firmanın sahibi Hakan Alkan, sistemin güneş enerjili bir sondaj olduğunu söyledi.Sistemin kayısı üreticisi çiftçilerin umudu olduğunu belirten Alkan, tesisin gün ışığı ile çalışan bir solar pompa şeklinde entegre edildiğine işaret ederek şu bilgiyi verdi: ”Solar pompanın çalışabilmesi için bir güce, enerjiye ihtiyacı var.

O gücü güneş panellerinden sağlıyoruz. Normalde bu sistem sabit konstrüksiyon üzerine de kurulabilir. Ancak biz güneşi dört mevsim kovalayan bir tesis kurduk. Tesisin amacı solar pompanın verimini sürekli olarak nominal değerlerde tutmaktır. Bu da suyumuzu en verimli şekilde almak anlamına geliyor.Güneş, yazın dik, kışın daha eğik yörünge ile hareket eder. Solar pompadan daha fazla verim almak için modüllerimizi güneşe dik bir açı ile yerleştirmemiz gerekir. Tamamen 90 derecelik açıyı da çift yönlü (tırakır) dediğimiz ünite sağlamaktadır. Sistem güneşin hareketine paralel olarak yönünü belirler ve o şekilde çalışmaya devam eder. Tesisimiz Türkiye’de çift yönlü tırakır olarak kurulan ilk tesistir.”Tesis okul bahçesine kuruldu

İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Sami Er de köye önce 120 metre derinliğinde sondaj açtıklarını, sondajın çalışması için daha sonra solar enerji ile çalışan bir tesis kurduklarını dile getirdi. Er, şöyle konuştu: ”2010 yılı Köy Alt Yapısını Destekleme Projesi kapsamında kurduğumuz tesis 60 bin liraya mal oldu. Güneş enerjisinden yararlanılarak 4 bin 600 wat/saat enerji üretiliyor. Tesis için 20 adet güneş paneli kullanıldı. Tesisin üzerine 2 adet güneş takip sistemi kurduk. Sistem yıl boyunca güneşi takip özelliğine sahip. Tesisi Kuşdoğan köyü İlköğretim Okulunun bahçesine kurduk. Bu da yeni nesillere yenilenebilir enerji konusunda fikir vermesi açısından önemli. Sisteme saniyede 2 litre su veriliyor.”

Türkiye’nin yenilenebilir enerji konusunda zenginliğe sahip olduğunu ifade eden Sami Er, sondajdan güneş enerjisi ile çıkarılan suyun hem içme hem de sulama suyu olarak kullanıldığını belirtti. Köy muhtarı Sabri Akın ise İl Özel İdaresinin iki yıl önce köy halkının tarımsal sulamada kullanması için sondaj açtığını anlattı.Akın, ”Sondaj elektrik enerjisi ile çalışıyordu. Köy halkı sulama nedeniyle gelen elektrik faturalarından bunalmıştı. Güneş enerjisi ile çalışan sistemi duydum. İl Özel İdaresi Genel Sekreterimiz Sami Er’e durumu ilettim. Bu konuda bize yardımcı oldular ve sistemi köyümüze kazandırdılar.” diye konuştu.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=197434

Bir Yılda 11 Milyar Sedir Tohumu

Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, geçen yıl tüm yurtta 11 milyar sedir tohumu ekildiğini belirterek, 2005-2014 yıllarını kapsayacak şekilde hazırlanan Sedir Ormanlarının Rehabilitasyonu Eylem Planı çerçevesinde, 10 yılda 100 milyar sedir tohumu ekmeyi hedeflediklerini bildirdi.Ankara– Orman Genel Müdürü Osman Kahveci, Türkiye’nin orman varlığının 21.2 milyon hektar olduğunu, bunun ülke yüz ölçümünün yüzde 27’sine karşılık geldiğini söyledi.Ormanlarımızın yarısına yakın bir kısmının bozuk vasıfta olduğuna işaret eden Kahveci, bu alanlarda yaptıkları ve yapacakları ağaçlandırma ve rehabilitasyon çalışmaları ile verimli ormanlar haline getirmeyi amaçladıklarını belirtti.

Bu kapsamda, Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu’nun talimatlarıyla ile 2008–2012 yıllarında uygulanacak ”Ağaçlandırma Seferberliği” başlatıldığını ve ”Ağaçlandırma ve Erozyon Kontrolü Eylem Planı”nın yürürlüğe konduğunu anımsatan Kahveci, şöyle konuştu:”Bu Seferberlik ile bir taraftan tahrip edilmiş, tabii dengesi bozulmuş ormanlarımızın yeniden eski haline, sağlıklı haline kavuşturulması, diğer taraftan okullarda, ortak alanlarda, askeri alanlarda, hazine alanlarında yapılacak ağaçlandırma çalışmaları ile orman varlığımızın arttırılması amaçlandı. Belli başlı ağaç türlerimizin rehabilite edilmesi için eylem planları hazırladık, uygulamaya koyduk. Bunlardan bir tanesi olan Sedir Ormanlarının Rehabilitasyonu Eylem Planı’nı 2005–2014 yıllarını kapsayacak şekilde hazırladık ve 10 yılda 100 milyar sedir tohumu ekimi hedefledik.
Sedir ağacı, ülkemizin içinde bulunduğumuz Toros silsilesinin nadide ve en değerli ağaç türlerinden birisi. Tarih boyunca hep değer verilmiş, önemli mahallerde kullanılmış… Milattan önce 2 bin 600’lü yıllarda Mısırlılar sedir tomruklarından 45 metre boyunda gemiler inşa etmiş. Efes’teki Artemis Tapınağı sedir tomrukları ile yapılmış. Asur tarihinde savaş ganimeti olarak değerlendirilmiş, Osmanlı Devleti zamanında ise Hicaz Demiryolu sedir ağaçları ile inşa edilmiş.””Sedir desteğe muhtaç”

”Bu değerli türümüz ne yazık ki tahrip edilmiş ve desteğe muhtaç hale gelmiştir” gelmiştir diyen Kahveci, ormanların uzak alanlarda bulunması, sosyal baskı altında olmasının, çalışmaları uzun süre zorlaştırdığını söyledi.Türk ormancıları tarafından geliştirilen ”Karpelli Sedir Tohumu Ekimi Metodu”nun uygulanmaya başlandığını ve 2004 yılından itibaren özellikle ulaşılması zor yüksek dağlık kesimlerde helikopterlerle ekim yapmaya başladıklarını anlatan Kahveci, bu tekniğin, Kayseri, Mersin, Adana, Kahramanmaraş, Amasya, Antalya, Denizli, Muğla ve Konya’da uygulandığını belirtti.

Türkiye’de şu an itibariyle 100 bin hektar saf sedir ormanı bulunduğunu dile getiren Kahveci, bugüne kadar 101 bin 428 hektar alanda ”karpelli sedir ekimi” yaptıklarını bildirdi. Kahveci, şunları kaydetti.”Torosların süsü olan sedir ağacı başka ülkelerin sadece bayrağında kaldı. Yani Lübnan sediri ve Lübnan ormanlarında kalmadı. Oradaki ormancılar ‘Biz bayrağımızda sedir olmasına rağmen sedirimize sahip çıkamadık, Torosların insanları, Türkiye’nin ormancıları sedire sahip çıktılar ve geliştirdiler’ diyor.Vatandaş devlet işbirliği ile Torosları tekrar eski ihtişamlı günlerine kavuşturmayı hedefliyoruz. Toros sediri bizim en önemli ağaç türümüz oldu. Geçen yıl tüm yurtta 11 milyar sedir tohumu ekimi gerçekleştirdik. Gayemiz; milletimiz ve devletimiz el ele, yuvamız, yurdumuz olan dünyamızı daha da güzelleştirmek, bozulan dengeyi yeniden tesis etmek.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=198354

Türkiye’nin Bitki Çeşitliliği

Tüm Avrupa’da 13 bin civarında bitki türüne rastlanırken, Türkiye’de 9 bin 200’ün üzerinde bitki türünün bulunduğu, bunlardan 3 bin 100’ünün ise endemik olduğu bildirildi.Adana – Kuş Araştırmaları Derneği Başkanı Osman Erdem, 2010 yılının Birleşmiş Milletler (BM) tarafından ”Uluslararası Biyolojik Çeşitlilik Yılı” olarak ilan edildiğini söyledi.Erdem, Türkiye’nin Avrupa, Asya ve Afrika kıtaları arasında bulunması, üç tarafının denizlerle çevrili olmasına rağmen ortalama yüksekliği bin 100 metreyi geçen yeryüzündeki tek ülke olduğunu ifade etti.Batı palearktik bölgedeki 4 ana kuş göç yolundan 2’sinin Türkiye üzerinden geçtiğini vurgulayan Erdem, ”Bu nedenle Türkiye’deki sulak alanlar pek çok kuş türünün varlığını devam ettirebilmesi bakımından herhangi bir ülkedekinden daha fazla önem taşımaktadır. Tüm bu özellikler Türkiye’ye doğal bitki ve hayvan varlığı bakımından çevresindeki ülkelere göre belirgin bir üstünlük sağlamıştır” dedi.

Türkiye’nin biyolojik çeşitlilik açısından zengin bir ülke olduğunu bildiren Erdem, şunları kaydetti:

”Tüm Avrupa’da 13 bin civarında bitki türü varken, Türkiye’deki bitki türü sayısı 9 bin 200’ün üzerinde. Bunlardan 3 bin 100’ü ise Türkiye dışında başka hiç bir ülkede bulunmamaktadır. Almanya’daki endemik bitki türü ise sadece 3’tür. Yunanistan’daki toplam bitki türü sayısı 3 binin biraz üzerindedir. Türkiye yeryüzünün en önemli gen merkezlerinden biridir. 30’u aşkın bitki türünün ana vatanı Türkiye’dir. Yapılan bilimsel araştırmalarla ülkemizde ortalama her 6 günde bir yeni bitki türü bulunmaktadır.”
Erdem, beslenmede önemli yeri olan buğday, arpa, mercimek, kiraz, elmanın, armudun çok sayıdaki çeşidinin Anadolu’dan başka ülkelere yayıldığını belirterek, ”Kardelen, siklamen, yüksük otu, anason, kekik, meyan kökü gibi çok sayıda süs bitkisinin, tıbbi ve aromatik bitkinin ana vatanı Anadolu’dur”
diye konuştu.
 

Hayvan türü sayımız Avrupa’dan fazla

Türkiye’deki hayvan türü sayısının da Avrupa’dan fazla olduğunu ifade eden Erdem, ”Ülkemizde 120 memeli, 460’ı aşkın kuş türü, 130 kadar sürüngen, 400’e yakın balık türü bulunmaktadır. Dünya çapında nesli tehlikede olan pek çok hayvan türü hala Türkiye’deki doğal yaşam ortamlarında varlıklarını sürdürebilmektedirler” dedi.
Erdem, ayrıca Türkiye’de uluslararası öneme sahip 135 sulak alan, 112 önemli bitki alanı, 210 önemli kuş alanı, 17 önemli kaplumbağa üreme alanı, 4 adet önemli fok yaşama alanı bulunduğunu belirterek, ”Bugüne kadar Türkiye’de toplamı 14 milyon 894 bin 169 hektarı bulan 266 Önemli Doğa Alanı tanımlanmıştır. Bu alanların yaklaşık yüzde 80’inin henüz hiçbir koruma statüsü yoktur ve koruma statüsü olanlar da etkili bir şekilde yönetilmemektedir” diye konuştu.
 

Doğanın korunması

Erdem, Türkiye’de tüm bu zenginliklere rağmen doğanın hızla tahrip edildiğini belirterek, ”Son yıllarda ‘doğa korumanın yatırımların önünde bir engel olarak görülmesi anlayışı’ doğal değerlerimizin ve biyolojik çeşitliliğin tahrip edilmesindeki en büyük etken” dedi.
Hidroelektrik santrallerin kurulması ve aşırı su kullanımı nedeniyle sulak alanların kurumasının biyolojik çeşitliliği tehdit ettiğini öne süren Erdem, şunları kaydetti:”Elimizdeki bu değerlerin kıymetini bilmiyoruz. Bu konuda gerekli hassasiyet gösterilmezse zenginliğimizi kaybedeceğiz. Herkesten önce anlayışın değişmesi gerekiyor. Biyolojik değerler ve doğanın ülkenin geleceği açısından çok önemli bir kaynak olduğunu artık kabul etmemiz gerekiyor. Bu anlayışı yaymalıyız. Tabi ki Türkiye’de diğer ülkelerde olduğu gibi enerji için yatırımlar yapılacak ama bu yatırımlar gerçekleştirilirken doğal değerlerimizin korunmasını da gözetmemiz gerekiyor.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=196578

http://www.ekoiq.com/haberlerDetay.asp?HaberID=101

http://www.morfikirler.com/yazi/kendi-elektrigini-uret-fazlasini-devlete-sat