Daily Archives: 05 Aralık 2010

Domatesten Yüzü Gülen Çiftçi, Seracılığa Yöneldi

Ankara’nın Çubuk ilçesinde domatesten yüzü gülen çiftçi, serada domates üretimi yapmak için İlçe Tarım Müdürlüğü ve Tarım Kredi Kooperatifine müracaat etti. Çubuk ilçesinde yoğun olarak domates üretiminin gerçekleştirildiği Akkuzulu Mahallesi Kalkındırma Yaşatma ve Kültür Derneği Başkanı Fatih Küçük, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bu yıl mahallelerindeki üreticinin domatesten yüzünün güldüğünü söyledi.

Bu yıl 1-3 liradan satılan domatesin, mahalleye dolayısıyla ilçeye çok büyük girdi sağlandığını kaydeden Küçük, ”Mahallemizdeki üreticiler tarla yetiştiriciliğinden sera yetiştiriciliğine geçmek için arayış içerisinde. Bizde dernek olarak hem ilçe tarım müdürlüğümüze, hem de tarım kredi kooperatifi müdürlüğümüze bu konuda müracaatımızı yaptık” dedi.

İlçe Tarım Kredi Kooperatifi Müdürü Hüseyin Ercan Akkan, ilçede domates üretiminin yapıldığı Akkuzulu Mahallesi’nden 15 üreticinin kendilerine sera için müracaat ettiğini belirtti.

Üreticiler için Tarım Kredi Kooperatifi’nin Antalya’da bulunan sera üretim fabrikasında incelemelerde bulunacaklarını ifade eden Akkan, üreticiye sera konusunda destek vereceklerini dile getirerek ”Bize gelen dernek başkanı ve çiftçilerle biz gerekli görüşmeleri yaptık. Mahallede çok sayıda domates ve sebze üreticisi var. Biz onlara da seracılığın faydasını ve getirisini anlatmamız gerekiyor. İnsanlarımız yatırım yapma konusunda çok cesaretli değiller. Önce uygulanırlığını görmek istiyorlar. Biz bu konuda toplantılar yapmayı planlıyoruz” diye konuştu.

Çubuk İlçe Tarım Müdürü Cengiz Akbayrak da, özellikle Akkuzulu Mahallesi olmak üzere Çubuk’ta yaklaşık bin 200 dönüm alanda domates üretimi yapıldığına dikkat çekerek, ilçede yıllık 6 bin tonun üzerinde domates üretimi yapıldığını ve yaklaşık 10 milyon liralık gelir elde edildiğini bildirdi.

Kendilerine sera için müracaat olduğu taktirde gerekli her türlü desteği vereceklerini anlatan Akbayrak, ”Bugüne kadar sera konusunda yeterli ilgi yoktu. Ancak son zamanlarda domatesin fiyatında yaşanan yükselme sebebiyle insanların seracılığa ilgisi arttı. Sera konusunda da insanlar gelip şartlarını ve teşvikleri öğreniyor. Biz bu konuda üzerimize ne düşüyorsa yapmaya hazırız. Akkuzulu mahallemizde sera yetiştiriciliğine başlanırsa mevcut üretimin çok üzerinde domates ve sebze yetiştirilmiş olacak” dedi.

Akbayrak, Çubuk’ta seracılığa başlanmasıyla birlikte tüketicilerin Ankara’da hem ucuz hem de kaliteli domates yiyeceklerini sözlerine ekledi.

http://www.ziraatcim.net/news.php?readmore=4881

http://www.gazetevan.com/MURADIYE/8381-Muradiyede_domates_bereketi_yasaniyor__MURADIYE_HABER-haberi.html

Sularımızın Yüzde 65′i Boşa Akıyor

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Önsoy, yaptığı açıklamada, bütün dünyanın adete su ile yatıp kalktığını belirterek, Türkiye’de ise mevcut yüzeysel su potansiyelinin fazla olduğu sanılarak suyun kirletildiğini, ardından da içme suyunun nasıl temin edileceğinin düşünüldüğünü ifade etti.

Bu durumun bir çelişki olduğunu ifade eden Prof. Dr. Önsoy, “Yıllık brüt 186 milyar metreküp yüzeysel suyumuz varken, bu miktarın 120-150 milyar metreküpünü kullanabilecekken, ülke çapında sadece yüzde 35’ini kullanabiliyoruz. Geri kalan yüzde 65’lik miktar denizlere ve göllere akıp gidiyor” dedi.

Su biliminin, bir yandan suyun faydalı tarafını rantabl olarak gereksinimlere yönlendirmeyi, öbür yandan zararlarından en az etkilenmeyi öngördüğünü dile getiren Önsoy, “Maalesef, hiç de böyle olmuyor ülkemizde. İçme suyu şebekelerimizdeki kayıplar yüzde 27 ile yüzde 70 arasında değişirken, hala eski klasik sulama şebekelerimizdeki kayıplar yüzde 75’lere varıyor. Şebekelerdeki bu kayıpları nasıl kabul edilebilecek sınırlara getirebileceğimiz yönünde kapsamlı çalışmalar planlamalıyız. Kalkınmış Avrupa ülkelerinde, içme suyu şebeke kayıpları yüzde 5 ile 10 civarındadır” diye konuştu.

Suyun bazı zararlarına da işaret eden Prof. Dr. Önsoy, “Bir yandan çoğu kez içecek su bulamazken, diğer yandan suyun zararlarıyla telef oluyoruz. Küresel iklim değişimi sonucu, eskiden 3 ayda düşen yağış, artık 3 saatte düşüyor. Belirli bölgelerde yağışlar alabildiğine azalırken, diğer bölgelerde tam tersine artmaktadır, zaman ve mekan içerisindeki dağılımlar değişmektedir” dedi.

Türkiye’nin birçok bölgesinde yağışlar azalırken Doğu Karadeniz Bölgesi’nde bir hayli artacağını tahmin ettiklerine dikkati çeken Önsoy, “Ağustos 2010 sonlarında 14 can kaybımızın olduğu Rize’deki Gündoğdu beldesine, bir saatte düşen yağış İç Anadolu’nun bir yıllık ortalama yağışından daha fazla olmuştur. Görülüyor ki biz suyu yönetemiyoruz, ‘Temel fıkrası’ üretmeye devam ediyoruz, bu hazin bir tablodur” diye konuştu.

Prof. Dr. Önsoy, bu sebeplerle bir an önce suyun yönetiminin ele alınması gerektiğini, ancak onlarca kurum, kuruluş ve bakanlığın suya müdahale etmesi yerine suyun tek elden yönetilmesi gerektiğini belirterek, “Suyun tek elden yönetilmesi için Su Kaynakları Bakanlığı’nın kurulması kaçınılmazdır” dedi.

Suyun boşa akmaması için önlem alınması gerektiğini, alınacak önlemlere bilim insanları olarak kendilerinin de destek olabileceğini ifade eden Önsoy, boşa akan suyun barajlar yardımıyla değerlendirilebileceğini kaydetti

http://www.yesilbilgi.org/sularimizin-yuzde-65i-bosa-akiyor.aspx