Monthly Archives: Kasım 2011

Kadın Çiftçiler Final Yaptı

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca düzenlenen, ”Kadın Çiftçiler Yarışıyor” bilgi ve proje yarışmasının Türkiye finalinde Çanakkale galip geldi. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca düzenlenen, ”Kadın Çiftçiler Yarışıyor” bilgi ve proje yarışmasının Türkiye finali Palan Otel’de yapıldı. Kırsaldaki kadınların eğitilmeleri ve sosyal hayata kazandırılmaları amacıyla gerçekleştirilen yarışmanın Türkiye Finalinde kadın çiftçiler kıyasıya bir rekabete girdi.

2004 Yılından beri yapılan yarışmaya Türkiye’nin 81 ilinin tamamından katılım sağlandı. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Çiftçi Eğitimi ve Yayım Daire Başkanı Selman Eren yarışmada gelinen süreci anlattı. Eren, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile AÇEV arasında imzalanan protokolle kadınların eğitimlerine yoğunlaştıklarına dikkati çekti. Konuşmaların ardından, ”Kadın Çiftçiler Yarışıyor” bilgi ve proje yarışması bölümüne geçildi. 9 yarışmacının katıldığı etkinlikte birinciliği Çanakkale’den Hatice Gezer, ikinciliği Ordu’dan Suriye Yılmaz, üçüncülüğü de Amasya’dan Arzu Koç aldı.

 http://www.tarimtv.gov.tr/HD669_kadin-ciftciler-final-yapti.html

Buğdaya Proteinine Göre Fiyat

Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO), sünesi düşük, proteini yüksek buğdaylara daha fazla fiyat veriyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Ulusal Hububat Konseyi Başkanı Mustafa Çevik ve beraberindeki heyeti makamında kabul etti. Başkan Çevik, TMO’nun başlattığı sünesi düşük, proteini yüksek kaliteli buğdaya daha fazla fiyat uygulamasının bir devrim olduğunu belirtti. Bakan Eker ise Türkiye’de üretilen buğdaydaki protein oranının düşük olduğunu, protein miktarını arttırmak için 2003 yılından beri çalışmalar yaptıklarını anlattı. Bu konuda yaptıkları çalışmaların en önemlisinin süneyle mücadelede yer altından aletlerle ilaçlama yöntemi ile çiftçilerin sertifikalı tohumluk kullanımlarını arttırmalarına yönelik sağladıkları teşviklerin olduğunu vurgulayan Bakan Eker, “Şimdi buğdaydaki protein artırımını sağlamak için üçüncü aşamaya geldik.

 Bu aşama çok önemli. Bu çerçevede 300 civarında protein ölçme cihazı aldık. Bundan sonra buğdayda kalite giderek artacak.” dedi. Yeni alım sisteminin çiftçi tarafından kabul gördüğü ve TMO tarafından çekilen ve kaliteli buğdayın önemini anlatan reklam filminin de beğenildiğini anlatan Bakan Eker, “Bakanlık olarak bizim ve tüm örgütlerin en önemli görevi çiftçiyi yeni alım sistemiyle ilgili bilgilendirmek. Teknolojiyi ve kitle iletişim araçlarını kullanarak bildiklerimizi çiftçiye aktarmamız gerekiyor. Çiftçilere daha geniş ve anlaşılabilir bir şekilde daha kaliteli ürünler için tavsiyelerde bulunmamız lazım.” diye konuştu.

http://www.yabantv.com/haber/8662-bugdaya-proteinine-gore-fiyat.aspx

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansından Çağrı

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı, 2011 yılı “Tarıma Dayalı Sanayi Mali Destek Programı” kapsamında uygun proje başvurularının kendisine sunulması amacıyla 21/11/2011 tarihi itibariyle teklif çağrısında bulundu. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansının Teklif Çağrısı İlanı: Söz konusu program kapsamında desteklenecek projeler için Ajans tarafından tahsis edilen toplam kaynak tutarı 10.000.000 TL olarak öngörülmektedir. Program kapsamında oluşturulmuş başvuru rehberinde yer alan kriterlere göre hazırlanacak projelerde Ajans desteği asgari 30.000 TL, azami ise 250.000 TL olabilecektir.

Program kapsamında et ve mamulleri, süt ve mamulleri, meyve sebze işleme sanayi, su ürünleri, bitkisel yağ ve mamulleri sanayi, şekerli mamuller sanayi (bisküvi ve küp şeker hariç), yem sanayi (sadece balık yemi ve ev hayvanları için hazır yemler) veya arıcılık alanında faaliyet gösteren KOBİ statüsündeki gerçek ve tüzel kişilerin desteklenmesi öngörülmüştür.

Program hakkında detaylı bilgiye ulaşabileceğiniz Başvuru Rehberi ve proje sunma aşamasında yararlanacağınız eklerin tamamı www.doka.org.tr internet sitesinden temin edilebilir.

Başvurular aşağıdaki adrese son teslim tarihi ve saati olan 20/01/2012 tarihi saat 18.00’e kadar yapılabilecektir. Bu tarihten sonra Ajansa ulaşan başvurular değerlendirmeye alınmayacaktır.

Adres: Gazipaşa Mah. Nemlioğlu Sokak, Taksim Yokuşu, Vakıf İşhanı, No:3 PK:61100 TRABZON
Telefon: 0462 321 3652
Faks: 0462 274 3652
İnternet sitesi: www.doka.org.tr
İlanen duyurulur.
Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı Genel Sekreterliği

http://www.tarimtv.gov.tr/HD666_kalkinma-ajanslari-kirsali-kalkindiriyor.html
http://www.showhaber.com/kobilere-proje-daveti-510471.htm

Kayın Ormanları Yılda 68 Ton Toz Emiyor

”Dünyanın akciğerleri” olarak tanımlanan, ekonomik, ekolojik ve sosyal yararları saymakla bitmeyen ve birçok canlı türüne de ev sahipliği yapan ormanların, bilinmeyen özellikleri de bulunuyor. Yeşil rengin her tonuna ev sahipliği yapan ormanların güzel görüntülerinin yanı sıra doğada dengenin sağlanması açısından da birçok faydası var. Ormanların sayısız yararlarından birkaç örnek şöyle sıralanabilir: ”Yetişkin bir kayın ağacı saatte 1,5 kilogram oksijen üretiyor. Bir hektar ladin ormanı yılda 32 ton, bir hektar kayın ormanı yılda 68 ton, bir hektar çam ormanı ise yılda 30-40 ton toz emer. Günümüzde hava kirliliğinin yaklaşık yüzde 50’si ormanlar tarafından temizlenip dezenfekte edilir. Yetişkin bir kayın ağacı saate 40 kişinin çıkarttığı 2,5 kilogram karbondioksiti tüketir.

Yine yetişkin bir kayın ağacı kökleri ve kılcal damarları aracılığı ile yılda 30 bin litre su çeker ve verimli toprağın akmasını önler. Ceviz ağacı, köklerinin toksit (zehirli) madde salgılaması nedeniyle, altında kendi fidanları dahil, başka bitki yaşatmaz. Bir kilo limonda, bir kilo çilekten daha fazla şeker bulunur. Arıların bazı çiçeklerden yaptığı ballar zehirli olur. Bu bala ‘deli bal’ denir. Kestane ağacının kerestesi yaklaşık 500 yıl kadar dayanır. Karadeniz Bölgesi’nin tarihi evleri bu kerestelerden yapılmıştır. (Sürmene’deki Kastelli Konağı) Karıncaların yuvaları, genellikle 4-5 katlıdır. Ormanlar, bir ısı tamponu gibi görev yapar. Sıcağı ve soğuğu dengeler. Yaz sıcağını 5-8 derece azaltırken, kış sıcaklığını da 1,5-2,8 derece artırır. Ormanlar, biyolojik dengeyi korur. Yapraklı ağaçlardan oluşan bir bölgede 50 kuş türü yaşayabilir. Ormanlar, ağaçsız bir alanın 8 katı fazla humus oluşturur ve toprak canlılarının yaşamasını sağlar.

Ormanlar, egzoz ve benzeri zehirli gazları, kirli suları filtre ederek temizler. Ormanlar, bitkiler ve hayvanlar için doğal bir su şebekesidir. 100 yaşındaki bir kayın ağacı, saatte 40 kişinin çıkardığı 2,35 kilogram karbondioksidi yok eder. 1 hektar iğne yapraklı orman yılda 30 ton, geniş yapraklı orman ise yılda 16 ton oksijen üretir. Ormanlar gürültüyü azaltır. Ormanların kıyısından geçen 50 metre genişliğindeki bir otobanın trafik gürültüsünü 20-30 desibel azaltır. Ormanlar aynı iklim koşullarına sahip çıplak toprağa kıyasla yüzeysel akışı 15-20 kat, erozyonu da 350 kat azaltır. Ormanlar içinde ve dışında yaşayan insanlara çeşitli iş imkanları sağlar, işsizliği önlemede etkin rol oynar, böylece köyden kente göçü azaltır.”

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=294348

Geleceğin Tohumları

“Tek çeşit tohuma mecbur kalmak, açlığa davetiye çıkarmak anlamına gelir. Çeşitliliği sağlayan yerli tohumları korumamız gerekiyor. ” Anadolu nun pek çok yerindeki küçük çiftçiler, yerli tohumlarına pazar bulamadığı için, yüzyıllardır her türlü koşula uyum sağlayıp günümüze ulaşan dayanıklı tohumlar yok olma tehlikesi yaşıyor. Tombul bamyamız, pembe domatesimiz ve kavılca buğdayımız. Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği yerel ve geleneksel tohum çeşitlerimizin korunmasının yaşamsal önemine işaret etmek, korumak ve sürekliliğini sağlamak üzere bir proje başlattı: Tohum Takas Ağı Projesi. Tohum takası ile hem yerel hem de tehlike altında olan tohum çeşitlerini bulmak, çoğaltmak ve paylaşmak amaçlanıyor. Öncelikle yok olmak üzere olan geleneksel tohumlar araştıracak, temin edecek ve ekiminin yapılması için TaTuTa (Tarım Turizm Takası) Projesi kapsamındaki çiftliklere dağıtacak.

Buğday Derneği’nin 2004 yılından bu yana sürdürdüğü kimyasal katkı maddeleri kullanılmadan organik tarım yöntemleriyle sağlıklı üretim yapılan TaTuTa Projesi’ne dahil olan çiftliklerden elde edilen tohumlar, tohum festivalleri düzenlenerek halkla, çiftçilerle paylaşılacak. Tohumlar ayrıca yerel tohum çeşitlerinin korunması gerekliliğine inanan hobi ve balkon bahçelerine de dağıtılacak. Faaliyetler sonucunda yerel tohum çeşitlerinin korunmasına inanan çiftçiler ve gönüllüler arasında yerel çeşitler için bir Tohum Takas Ağı oluşturulması planlanıyor. Bu etkinliğin güçlendirilmesi için İstanbul, Konya, Samsun, Eskişehir, İzmir, Ankara ve Bursa’da bulunan ekolojik pazarları kullanılacak.

Tohum ve tohumların çeşitliliği, dünyadaki yaşamın devamlılığı için temel gerekliliklerden biri. Tek çeşit tohuma mecbur kalmak, açlığa davetiye çıkarmak anlamına gelir. Çünkü bir hastalık ya da felaket o tohumu yok edebilir. Yerli tohumları korumak için ambarlarda saklamak yeterli değil. Her türlü iklim koşuluna dayanıklılığını devam ettirebilmesi, ekilmesine, yani kendi koşullarında yaşayarak neslini sürdürmesine bağlı.

Küçük çiftçiler piyasa şartlarının uygun olmaması nedeniyle gün geçtikçe atalık çeşitleri terk etmek zorunda bırakılıyorlar. Oysa tohum çeşitliliği dolayısıyla da yerli tohumlar gıda bağımsızlığının güvencesi. Bu yüzden çeşitliliği sağlayan yerli tohumlarımızı ne yapıp edip korumamız gerekiyor. Yaşadığımız topraklar, gerek coğrafi yapısı gerekse de ekolojik koşulları nedeniyle dünyanın çok önemli gen ya da orijin merkezinin örtüştüğü konumda yer alıyor. Florasında bulunan 10 bin 754 takson sayısının 3 bin 708’i yani yüzde 34,8’i endemik özellik gösteriyor. Tahıl tarımının yaklaşık 10 bin yıl önce Anadolu’da başladığı, bu tohumlardan bazılarının tüm iklim koşullarına uyum ve dayanıklılık göstererek bugüne gelebildiğini unutmamakta fayda var.

Geçen yıl aramızdan ayrılan Buğday hareketinin kurucusu Victor Ananias’tan aktarıyoruz: “Bir tohum yaşamın sonsuzluğunu temsil eder. Onun ürettiği meyve, bitki ve sayısız tohumun çoğu tükense, yenip yutulsa ve sadece bir adet sağlıklı tohum kalsa bu, yeni bir yaşamı başlatmak için yeterlidir. Her tohum, kendisini yenileyip çok değişken koşullara ayak uydurarak sürekliliğini sağlamak üzere sonsuz bir yaşamı temsil eder. Tohuma can veren bütünü ve varlık şeklini sadece azot, potasyumfosfat, mineraller ve hatta genler ile açıklamak, kontrol etmek hele hele geliştirmek, bizim yeti ve kapasitemizin çok üstündedir. Bizim tohumlar için yapabileceğimiz en büyük iş onlara sadakat göstermek, onları elimizde geleceğimizi tutuyor olmanın getirdiği sorumluluk ile saklamak, taşımak, paylaşmak, takas etmek ve sağlıklı toprakla, suyla tekrar tekrar buluşturmak olabilir ancak.”

http://www.yabantv.com/haber/8623-gelecegin-tohumlari.aspx