Monthly Archives: Mart 2012

Manda Başına 650 Lira Destek

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, manda yetiştiricilerine, hayvan başına 650 TL destek sağladığı bildirildi. Bakanlıktan yapılan açıklamada, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın, azalan Anadolu Mandası yetiştiriciliğini canlandırmak için 2011 yılında uygulamaya başladığı ”Halk Elinde Anadolu Mandasının Islahı Ülkesel Projesinin” kapsamını genişlettiği belirtildi. Tarımsal Araştırmalar ve Politikalar Genel Müdürlüğü (TAGEM) tarafından yürütülen Anadolu Mandası ıslah projesi ile manda sayısının artırılmasının hedeflendiği belirtilen açıklamada, şöyle denildi: ”Bakanlık tarafından geçen yıl pilot olarak 8 ilde başlatılan Anadolu Mandası ıslah projesine bin 275 yetiştirici dahil edildi. Bu kapsamda 11 bin 258 baş Anadolu Mandası için hayvan başına 500 lira destek verilerek yetiştiriciye toplam 5.6 milyon lira ödeme yapıldı.

Bakanlık, 2012 yılında hem projeye katılan il sayısını hem de hayvan başına verilen desteği artırdı. 3 üniversite, 2 araştırma enstitüsü, 8 damızlık manda yetiştiricileri birliği ve 7 proje liderinin yer alacağı projede, il sayısı 8’den 11’e çıkartılırken, destekler de geçen yıla oranla yüzde 30 artırılarak hayvan başına 650 liraya yükseltildi. Bakanlık, manda yetiştiricilerine bu yıl toplam 9.8 milyon lira desteleme ödemesi yapmayı ve 2012 yılı sonunda projeye dahil edilecek manda sayısını 15 bin başa çıkarmayı hedefliyor. 2011 yılı itibarıyla Türkiye-de manda sayısının yaklaşık 35 bin civarında olduğu tahmin ediliyor.”

Antep Fıstığında Sulu Tarım Verimi Artırıyor

Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü (AAE) Müdürü Selim Arpacı, Antep fıstığında sık dikim ve damla sulama tekniği kullanılarak oluşturulan bahçelerden yüzde 140’a yakın oranda verim artışı sağlanabildiğini söyledi. Antep Fıstığı Araştırma Enstitüsü (AAE) Müdürü Selim Arpacı, ”Sulu Şartlarda Antep Fıstığı İçin Uygun Anaç ve Dikim Aralıklarının Belirlenmesi Projesi” kapsamında modern yöntemlerle, sık dikim ve tüplü fidan kullanılarak oluşturulan bahçelerden dekar başına 220 kilo ürün alındığını belirtti. Kuru şartlarda, yapılan üretimden dekar başına 80-100 kilo civarında ürün alındığına dikkat çeken Arpacı, şöyle devam etti:

”Antep fıstığı, başta Fırat Vadisi’nde bulunan Gaziantep, Şanlıurfa ve Adıyaman illerimiz olmak üzere, Türkiye’nin bir çok bölgesinde yetişebilen önemli bir tarımsal ürün. Biz, özellikle Fırat Vadisi’nde ağırlıklı olarak yetişen bu ürünün verim ve kalitesini arttırabilmek için çalışmalar yapıyoruz. Antep fıstığında özellikle damla sulama tekniği kullanılarak, verim artışı sağlamak mümkün. Sulu tarıma çok uygun bir tarımsal ürün olan Antep fıstığında, bir dekardan 220 kilo ürün alabilmek mümkün.”

Selim Arpacı, sulu tarım yapılarak verimin yüzde 140 oranında arttırılabileceğini, bunu uyguladıkları projelerle bilimsel olarak ortaya koyduklarını anlattı. Kuru tarım yapılan Antep fıstığı bahçelerini sulayarak da yüzde 38 oranında verim artışı sağlanabildiğine dikkat çeken Arpacı, Türkiye’nin yıllık Antep fıstığı üretiminin ortalama 110 bin ton olduğunu ve bunun da yüzde 75’inin Fırat vadisindeki bölgede yetiştirildiğine işaret etti. Arpacı, tarımsal üretim açısından son derece önemli bir alan olan Fırat Vadisi’nde Atatürk, Karkamış ve Birecik barajlarının yer aldığını, Fırat Nehri üzerine kurulan üç barajın, Antep fıstığı bahçelerinin de yoğun olduğu bölgeler olması açısından son derece büyük bir avantaj olduğunu ifade ederek, şöyle devam etti:

”Burada yapılması gereken, kuru tarım yapılan Antep fıstığı bahçelerini, sulamak için çalışmalar yapmak. Sulu tarım, verim artışının yanı sıra kalite artışı da sağlıyor. Bu arada, sulu tarım yapılan alanlarda, yeni dikimi yapılan bir fidandan, daha erken ürün alabilmek de mümkün oluyor. Örneğin, kuru tarım yapılan bir bahçeye dikimi yapılan bir fidandan verim almak için 12 yıl beklemek gerekiyor. Ama, sulu tarım yapılan bir bahçeye iyi anaç kullanılarak dikimi yapılan fidandan 6 yılda verim almak mümkün oluyor. Bu da çiftçilerimizin oluşturduğu bahçelerden daha kısa sürede ürün alabilmesine imkan sağlayarak, Antep fıstığı üretimini daha cazip ve karlı hale getiriyor.”

Sulu tarım yaygınlaşıyor

Arpacı, Fırat Vadisi’nde yer alan bölgede, başta Antep fıstığı olmak üzere, üretimi yapılan diğer tarımsal üretimde de sulu tarımın yaygınlaşmaya başladığını, artık bölge çiftçisinin de bu konuda bilinçlendiğini dile getirdi. Özellikle, Nizip, Karkamış, Birecik ve Bozova bölgelerinde bulunan Antep fıstığı bahçelerinde sulu tarımın yaygınlaştığına vurgulayan Arpacı, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Sulu tarımın önemini anlayan bölge çiftçisi, yakınlarında bulunan baraj göllerinden pompalarla su alarak, sondaj kuyuları ile ya da tankerlerle bahçelere su taşıyarak sulama yapıyor. Halen bölgede bulunan bahçelerin yüzde 10’a yakınında sulama yapılabiliyor. Tabi ki bu oran çok düşük. En kısa zamanda, sulu tarım yapılan alanların arttırılması gerekir. Sulama, sadece yeni oluşturulan bahçeler için değil, eski bahçeler için de büyük bir avantaj sağlıyor. Sadece sulama yaparak, bir bahçeden yüzde 38 oranında verim artışı sağlanması da üreticiler için büyük bir avantaj. Çiftçilerimiz, bu konuda imkanlarını da zorlayarak bir an önce sulu tarıma geçmek zorunda.” Arpacı, tarımsal ürünler arasında çok önemli bir yere sahip olan Antep fıstığının özellikle iç tüketiminde sürekli bir artış yaşandığını, pazar sorunu bulunmadığını, daha fazla üreten çiftçinin daha fazla kazanacağını da sözlerine ekledi.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=321418

Pazar Yerleri Kapatılmayacak, Revize Edilecek

Gümrük ve Ticaret Bakanlığı pazar yerlerinin kapatılacağına yönelik haberlerin gerçeği yansıtmadığını bildirirken, yeni yönetmelikle pazarlara standart getirileceğini kaydetti. Gümrük ve Ticaret Bakanlığından yapılan açıklamada, son günlerde bazı basın ve yayın organlarında, ‘sokak ve caddelerde kurulan pazar yerlerinin kapatılacağı ve buralarda artık pazar kurulamayacağı” yönünde haberlerin yer aldığı, söz konusu haberlerin, 15 Martta yürürlüğe gireceği iddia edilen Pazar Yerleri Yönetmeliği Taslağına dayandırıldığı belirtildi. 5957 sayılı Sebze ve Meyveler ile Yeterli Arz ve Talep Derinliği Bulunan Diğer Malların Ticaretinin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun, 1 Ocak 2012 tarihinde yürürlüğe girdiğinin anımsatıldığı açıklamada, bu kanunda, toptancı hallerinin yanı sıra pazar yerlerinin de çağdaş bir sisteme kavuşturulması ve işletilmesine yönelik düzenlemelere yer verildiği, bu düzenlemelerle, ilk defa pazar yerlerinin kuruluş, işleyiş, yönetim ve denetimine ilişkin hükümlerin bir kanun metninde yer almasının sağlandığı kaydedildi.

Açıklamada, 5957 sayılı Kanunun pazar yerlerini düzenleyen ilgili maddesinde, semt ve üretici pazarlarının kurulması ve kapatılmasına, işleyiş, yönetim ve denetimine, üretici ve pazarcılarda aranılacak niteliklere, bunların çalışmalarına, yapacakları satışlara, haklarına, uymakla yükümlü bulundukları kurallara ve faaliyetlerinin yürütülmesine dair diğer hususlara ilişkin usul ve esasların ilgili bakanlıkların uygun görüşleri alınarak çıkarılacak bir yönetmelikle düzenleneceğinin ifade edildiği belirtildi.Yeni yönetmelikle pazar yerlerine standart getirilecek. Anılan Kanunun geçici maddesinde ise söz konusu yönetmeliğin, Kanunun yürürlüğe girdiği 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren 6 ay içinde yürürlüğe konulacağının hükme bağlandığı ifade edilen açıklamada, şunlar kaydedildi: “Bakanlığımızca hazırlanan Pazar Yerleri Hakkında Yönetmelik Taslağı 10 Şubat 2011 tarihi itibarıyla 43 kurum ve kuruluşun görüşüne açılmış ve aynı zamanda icticaret.gov.tr internet adresi üzerinden kamuoyunun bilgisine sunulmuştur.

Görüşe açıldığı tarih itibariyle de basının gündeminde geniş yer bulan Yönetmelik Taslağı ile ilgili görüşler Kasım 2011 tarihi itibariyle büyük ölçüde alınmıştır. Gelen görüşler doğrultusunda son şekli verilmek üzere olan anılan yönetmelik taslağının tamamlanması için ülke genelinde yürütülen Hal Kanunu Eğitim Toplantılarının bitmesi beklenmektedir. Söz konusu eğitim toplantılarında uygulamaya ilişkin olarak alınan öneri ve eleştiriler yönetmelik çalışmalarında değerlendirilmektedir. Dolayısıyla, tamamen Bakanlığımız sorumluluğunda hazırlanmış bulunan pazar yerlerine ilişkin yönetmeliğin 15 Mart 2012 tarihinde yürürlüğe girmesi gibi bir durum söz konusu değildir.”

Pazar yerlerine asgari şartlar getirilecek

5957 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce, pazar yerlerinin her belediyenin kendi belirlediği usul ve esaslar çerçevesinde kurulup işletildiği, bu durumun, ülkedeki pazar yerlerinin kurulup işletilmesinde bir standardın oluşamamasına neden olduğu ve sokak aralarında yeterli alt yapı koşullarına sahip olmayan pazar yerlerinin varlığını doğurduğu ifade edilen açıklamada, hali hazırdaki pazar yerlerine ilişkin bu yapılanmadan, hem söz konusu pazar yerlerinde satış yapmakta olan pazarcı esnafının, hem de bu yerlerden alış veriş yapan tüketicilerin memnun olmadığı kaydedildi.

Söz konusu Kanuna dayanarak hazırlanan yönetmelik taslağında, ülkenin geleneksel alışveriş merkezleri olan pazar yerlerinde sebze ve meyveler ile belediyece izin verilen diğer gıda ve ihtiyaç maddelerine yönelik ticaretin; kaliteli, standartlara ve gıda güvenilirliğine uygun olarak serbest rekabet şartları içinde yapılmasını sağlamak, tüketicilere çağdaş, nitelikli ve sağlıklı bir ortamda alışveriş yapabilme imkanını sunmak amacıyla bu yerlerin taşıması gereken asgari alt yapı özelliklerinin belirtildiğine yer verilen açıklamada, yönetmeliğin yayınlanmasından sonra, kurulacak pazar yerlerinde tespit edilen bu asgari şartların aranması ve mevcut pazar yerlerinin de bu asgari şartları sağlayabilmesine yönelik bir geçiş döneminin öngörüldüğü belirtildi.

 http://www.dunya.com/pazar-yerleri-kapatilmayacak,-revize-edilecek-148181h.htm

Ziraat Odalarına Danışman Atanacak

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Türkiye’de 81 ilin ziraat odalarına danışman atanacağını ve maaşının da bakanlık tarafından karşılanacağını söyledi. Sakarya Elmas Garden Hotel’de gerçekleştirilen Türkiye Ziraat Odaları Birliği Marmara Bölge Toplantısı’nda konuşan Eker, Türkiye’nin çağın ihtiyaçlarının gerektirdiği donanıma, teçhizata, altyapıya sahip olması gerektiğini söyledi. İl ve ilçelerdeki ziraat odalarının bu anlayışla yenilenmesi gerektiğini belirten Eker, “Bir zihniyet değişimi gerçekleşmesi lazım. Hep beraber tarım sektörünü daha iyi bir noktaya getirelim. Tarım meselelerini doğru analiz edelim ve daha etkin çözümler ortaya kolayım. Buna ihtiyacımız var. 40 yıl önceki yaklaşımla bu mesleği tarım sektörünü dünya ülkeleriyle rekabet edebilecek noktaya taşımamız zorlaşır.” dedi.

 Eskiden bakanlığın köylerde ziraat mühendisi ve veteriner hekimler görevlendirdiği ve bunların kravat takıp beyaz gömlek giyerek masa başında oturduklarına dikkat çeken Eker, “Çiftçi buraya ya gelebilir ya gelemezdi. Ya yolunu bulur ya bulamazdı. Gelseler ne diyeceğini, ne söyleyeceğini, nasıl karşılanacağını bilemez bunun endişesini taşırdı. Eğer biz veteriner hekimleri ve ziraat mühendislerini böyle asık suratlı, ciddi devlet görevlisi olarak görürsek inanın ondan hizmet elde edemeyiz. Geçmişte de edemedik.“ dedi.

 Bunun için şu anda 7 bin 500 ziraat mühendisi ve veteriner hekimin köylerde görevli olduğunu, bunların bakanlığın personeli olduğunu dile getiren Eker, “2 bin 500 kişi daha almayı planlıyoruz inşallah bu yıl içinde. Sayıyı 10 bine çıkaracağız. 10 bine çıkardığımızda Türkiye’deki zirai üretim kabiliyeti, kapasitesi, potansiyeli olan bütün köyler ki 33-34 bin civarında bunların hepsinin, bu hizmetlerden istifade etmeleri imkan dahiline girmiş olacak.” diye konuştu.

TARIM DANIŞMANLARININ BİRİ ZİRAAT ODALARINDA ÇALIŞACAK

 Her ilde bulunan danışmanlardan birini ziraat odalarında görevlendireceklerini vurgulayan Eker, bu danışmanların maaşının da bakanlık tarafından karşılanacağını kaydetti.

Eker, şu bilgileri verdi: “Bu danışmanların il içindeki mesaisini ziraat odaları belirleyecek. Merkez ilçede mi başka ilçede mi görevlendirecek buna ziraat odaları kendi karar verecek. 81 vilayet, 81 danışmanı size görevlendireceğim. Bunu özellikle bilmenizi istiyorum. O arkadaşımız da o ilimizdeki ziraat odalarından istifade edecek. Maaşını da biz vereceğiz. Bakanlığın personeli olacak ama her gün 8 saat mesaisini ziraat odasına, oraya gelen çiftçiye hizmet üretecek. Bu da sonuçta çiftçiye verilecek bir hizmettir. Kanaatimce çok etkili olabilecek. İyi doğru kullanıldığı takdirde çok etkili olabilecek bir hizmettir. Çünkü çiftçilerin örgütlenmelerine önem veriyoruz.”

 Temel sorunlarımızı çözme konusunda bir irade ortaya koyduklarını anlatan Eker, bunlardan birisinin miras yoluyla tarım arazilerinin bölünmesinin önüne geçmek olduğunu vurguladı.

Bununla ilgili bir düzenleme yaptıklarına işaret eden Eker, şöyle konuştu: “Bu bizim için şu anda en acil ve üzerinde en çok çalıştığımız konu. Hükümetimizin programında ve acil eylem planında var. Onun çalışmasını yapıyoruz, bir noktayla getirdik. Geçen hafta 270 sektör paydaşıyla çalıştay yaptık. Şu anda 50 bin kişiyle anket çalışması yapılıyor. Kim bu 50 bin kişi? Muhtarlarımız, üreticilerimiz, çiftçilerimiz, tedarik sektörü, sanayi sektörü, meslek kuruluşları, üniversiteler kısaca tarım sektörünün tüm paydaşları. 50 bin kişiyle yüz yüze ayrıntılı bir anket yapıyoruz.”

 “TARIM ARAZİLERİNİN BÖLÜNMESİNİ ENGELLEYECEĞİZ”

İsviçre Medeni Kanunu’ndan alınan uygulamaya göre tarım arazilerini aynı bir para ve eşya gibi değerlendirip babadan evlada geçerken bunun bölünmesine ve parçalanmasına imkan veren bir kanun yapıldığına vurgu yapan Eker, “Bu kanunla arazilerimiz parçalanmış. Türkiye’de 3 milyon 100 bin tarım işletmesi var. Ortalama bir işletme 60 dönüm, bu çok küçük bir parça. 60 dönüm de tek parça değil, 7 parça. Bir işletme 7 ayrı parselden oluyor. 22 milyon parsel tarım arazisi var. Bu sebeple rekabet ediyoruz bazı ülkelerle. Bir kaç tanesini söyleyeceğim. İngiltere 540 dönüm, ortalama işletme. Bizim ki kaç? 60. Almanya’da 530 dönüm; Fransa 500 küsur dönüm, bize en yakın İspanya’da 240 dönüm, bir işletme.. Bizimkinin 4 katı.’ diye konuştu.

 Arazi toplulaştırmasına hükümet olarak çok önem verdiklerini kaydeden Eker, ‘Bir yandan toplulaştırırken diğer yandan da bölünme devam ediyor. Bu olmaz. Onun için diyoruz ki bölünmeyi durduralım, toplulaştıralım. 4 milyon hektar alan hükümetimiz döneminde yapıldı. 1 milyon daha yapıyoruz şu anda. Hedefimiz yılda 1 milyon hektar arazi toplulaştırması yapmak. 61 yılında Türkiye arazi toplulaştırma çalışmalarına başlamış, 2002 yılına kadar sadece 450 bin hektar alanda toplulaştırma yapmış, yılda 10 bin hektar. Biz ne yapıyoruz, yılda 1 milyon hektar.” şeklinde konuştu.

“ET BALIK KURUMU, ET VE SÜTE MÜDAHALE KURUMU HALİNE GETİRİLECEK”

 Bakan Eker, Et Balık Kurumu’nu yeni bir yapıyla sütü de içine almak suretiyle ‘Et ve Süt Müdahale Kurumu’ haline getirme kararlılığında olduklarının altını çizdi. Eker, şunları kaydetti: “Şu anda bunun çalışmasını tamamladık. Bu da sanıyorum ilk Ekonomi Koordinasyon Kurulu toplantısına gelecek. Orada bunun ne şekilde olacağı, kanunla mı Bakanlar Kurulu kararıyla mı, mevzuat olarak nasıl bir imkân var, Ekonomi Koordinasyon Kurulu’ndaki ekonomi yönetimiyle de paylaşıp kararımızı verip uygulamaya koyacağız. Buradaki hedefimiz şu. Süt, fiyat düştüğü zaman bu kurum üretici lehine müdahale edecek, sütü toplayacak, süt tozu yapacak, her neyse… Arz yükseldiği zaman da sanayici lehine bu defa süt tozu yapılmış olanı piyasaya sunmak suretiyle sanayicinin ve tüketicinin lehine müdahale edecek. Ette de sütte de aynı şey yapılacak. Böylece modern bir düzenleme kurulu haline geçecek.”

 YENİ DESTEKLEMELER

2012 yılında destekleme takviminin Tarımsal Destekleme ve Yönlendirme Kurulu (TDYK)’nda görüşüldüğünü vurgulayan Eker, ‘Salı günü Ekonomi Koordinasyon Kurulu’ndaki bakan arkadaşlarımızla görüşüp yayınlayacağız. Yeni desteklemeler öngörüyoruz. Yeni bir takım adımlar atıyoruz. Mesela meyvecilik havzaları oluşturuyoruz. Havza modeli çerçevesinde sözleşmeli üretime yeni destekler getiriyoruz. Hayvancılığa ilave bir takım destekler getiriyoruz.”

http://www.showhaber.com/ziraat-odalarina-danisman-atanacak-maasini-bakanlik-verecek-544381h.htm

Teşviğin Kaymağını ‘Keçi’ Yiyor

Keçi çiftlikleri yatırımcılar için karlı bir alternatif oldu. Sektör, büyüyen pazarla birlikte hibe ve teşvik ile destekleniyor. Yüksek kar getirisi ile büyük sanayicilerden bireysel yatırımcılara kadar pek çok kişinin şansını denediği keçi çiftlikleri, yükselen pazar değeri ve aldığı teşviklerle, yeni yatırımlara açık bir görüntü sergiliyor. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı tarafından açıklanan tarımsal kredi programlarında, bakanlığın bu yıl küçükbaş hayvancılığın üzerinde durulduğu görülüyor. Bakanlığın kredi desteklerinde küçükbaş hayvancılık için üst limit 3 milyon TL’den 5 milyon TL’ye çıkarılmış durumda. Bunun dışında devletin keçi sütüne litre başına 15 krş’luk pirim desteği söz konusu.

 Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı İl Müdürlükleri koordinasyonu ile keçi başına 15 TL’lik destek veriliyor. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (IPRAD) ise kırsal kalkınmayı destekleme kapsamında işletmelere makine alımlarında yüzde 50 hibe desteği veriyor.

Aile işletmeleri için 50 baş, sanayiciler için 500 baş şart

Mado, Bolca-Hindi, Sezer Grup gibi markalar dışında pek çok küçük bireysel girişimcinin son 5 yılda önemli yatırımlar yaptığı sektörde, hala büyük bir kapasite boşluğu söz konusu. Ambalajlı Süt Üreticileri Derneği’nin son verilerine göre toplam süt sektöründen yüzde 5 pay alan keçi sütü 350 bin tonluk üretim ile 850 milyon TL’lik ciroya ulaştı. Anne sütüne en yakın ürün olması nedeniyle son dönemlerin sağlıklı yaşam trendinden nasibini alan keçi sütü, peynir ve yoğurt olarak da önemli talep görüyor.

Market raflarındaki yerini her geçen yıl artıran bu ürünler, küçük ve büyük tüm yatırımcılara farklı fırsatlar sunuyor. Yatırımın aile işletmeleri şeklinde düşünülmesi durumunda en az 50 başla başlanması önerilirken, sanayici olarak girmek isteyenler için bu rakam 500’e kadar çıkıyor. 200 başlık bir çiftlik için gerekli yatırım soğuk hava depoları ve modern tesisler ile birlikte 10 milyon dolar iken, 500 başı aşan büyük üretim tesisleri için öngörülen rakam ise 60 milyon TL’ye kadar çıkıyor.

İnek sütüne göre 1.32 TL daha kârlı

Keçi sütünün bu kadar talep görmesinin bir başka nedeni de yüksek kar getirisi. Seferihisar’da 3 bin baş keçi ile besicilik faaliyetlerine devam eden Özer Türer, basit bir hesaplama ile inek sütü ile keçi sütü arasındaki gelir farkını ortaya koyuyor; “Bir kilogram fabrika yemi ile bir inekten 2 litre süt elde edebiliriz.

İnek sütünün kilosu bugün 75 krş. İki litresi 1.5 TL ediyor. İnek sütüne devletin 40 kuruş birim desteği var. Bununla birlikte 2 litre süt 1.58 TL’ye gelmiş oluyor. Yine 1 kilogram fabrika yemini keçiye yedirdiğinizde 2 litreden fazla süt alıyorsunuz. Keçi sütünün bugünkü litre fiyatı 1.30 TL. 2 litre süt 2.60 TL ediyor. Keçi sütüne devletin 15 krş desteği var. Bu destek ile birlikte 2 litre keçi sütü 2.90 TL ediyor. İnek sütü ile keçi sütü arasındaki fark 1.32 TL’ye varıyor.”

Küçükbaşta teşvik avantajı

Gelirdeki bu fark, yatırımcılar açısından tüm hesapları değiştirebilecek bir avantaj sağlıyor. İnek sütüne göre daha karlı olan bu yatırımlar, küçükbaş hayvan işletme ve besicilik başlıklarında da çeşitli yatırım destekleri alabiliyor. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, kademeli bir sistem ile sunduğu 2012 tarım kredilerinde, küçükbaş hayvan yetiştiriciliği yatırım ve işletme kredisini 3 milyon TL’den 5 milyon TL’ye çıkardı.

Yatırım ve işletme kredilerinde yüzde 100 faiz indirimi uygulanması söz konusu. Besilicilikteki üst sınır ise 1.5 milyon TL. Bu alanda alınacak yatırım kredilerinde ise yüzde 50 faiz indirimi desteği veriliyor. Bunun dışında, devletin keçi başına 15 TL’lik yardımı söz konusu. Bu destekten faydalanmak isteyen yatırımcıların, bakanlığın il müdürlükleri ile koordinasyona geçmesi gerekiyor.

Ayrıca, keçi sütüne litre başına 15 krş pirim desteği söz konusu. Yeni yatırım dışında var olan işletmelerin geliştirilmesi veya ekipman alımı konusunda da IPRAD’ın destekleri söz konusu. Yatırım destekleri için 5’inci çağrısını yapan IPRAD, ‘Süt ve Süt Ürünlerinin İşlenmesi ve Pazarlanması’ başlığı ile süt işleme tesislerine ve süt toplayan üretici örgütlerine toplam 17 milyon 542 bin euro bütçe ayırdı.

2012 için belirlenen bu bütçe kapsamında işletmelerin geliştirilmesine yönelik projeler için yüzde 50 hibe desteği veriliyor. Bu destekten Afyonkarahisar, Amasya, Balıkesir, Çorum, Erzurum, Isparta, Kahramanmaraş, Kars, Konya, Malatya, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat ve Yozgat’taki işletmeler faydalanabilecek.

‘Saanen’ ırkının fiyatı bin-bin 500 TL arasında değişiyor

Bugüne kadar keçi çitliği yatırımlarındaki öne çıkan ırk Avustralya kökenli Saanen ırkı. Diğer cinslere göre yüksek süt verimi ile öne çıkan bu ırk, özellikle İzmir ve Çanakkale bölgesinden temin edilebiliyor. Burada önemli olan ırkın ıslah edilmiş olması. Halen Türkiye’de 300 bin civarında Saanen ırkı keçi olduğu tahmin ediliyor. Özer Türer, Türkiye’nin 10 milyon Saanen süt keçisini kaldırabilecek bir potansiyele sahip olduğuna vurgu yapıyor.

10 milyon TL’ye çiftlik kuruluyor

* Anavatanı Avustralya olan Saanen ırkı, keçi yatırımcılarının gözdesi durumunda. Saanen ıslah yolu ile verimleri 3 katına kadar çıkarılabiliyor. Yerli teke ırkları ile ıslah edilen Saanen, bol süt veren bir cinse dönüştürülüyor.

*Çanakkale 18 Mart Üniversitesi ile Ege Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Batı Anadolu Süt Keçiciliğinin Geliştirilmesi ve Damızlık Sorunu Çözüm Projesiyle keçi sütü süt ürünleri ve saf kan damızlık saanen keçisi konusunda önemli bir eksiği kapatmayı hedefliyor.

*Türkiye’de bin -bin 500 TL arasında satılan saanen ırkından bir çiftlik kurmanın bedeli 10 milyon ile 60 milyon TL arasında değişiyor.

*Ege Bölgesi, iklimi ve doğa şartları ile yatırım için ön plana çıkıyor

*Keçi yatırımlarından kar elde edebilmek için dikkat edilmesi gereken dönemlerin başında doğum geliyor. Burada en önemli etken doğumdan sonra verilecek ağız sütü. Bu süre keçinin süt verimi üzerinde önemli etken taşıyor.

*Erken sağım süt verimliliği üzerinde önemli bir etkendir. 3 günün sonunda keçiler sağıma alınmalı.

Yatırımcı sayısı hızla artıyor

*Mado tüm ürünlerinin ana hammaddesini Ahir Dağı’nda kurduğu keçi çiftliğinden elde ediyor. 600 dönüm arazi üzerinde kurulan çiftlikte bin keçi yetiştiriliyor. Yaklaşık 80 milyon dolara mal olan çiftlikte 3 bin başa ulaşılması hedefleniyor. Mado Saanen ile Halep ırklarını harmanlayarak verimi artırma yolunu seçti.

*Turizmci Sezer Grup bünyesinde faaliyet gösteren Rani Çiftliği, sektörün önde gelenlerinden. Bünyesinde bin adet Rani ve Halep keçisi bulunan çiftlikte, her bir keçiden günde 2.5-3 litre süt elde ediliyor. Bu keçilerden elde edilen sütlerden farklı peynirler üretiliyor. Firma, bu yatırım için 15 milyon dolarlık yatırım gerçekleştirdi.

*Bolu Kalite Yem San iştiraki olan Bolana Keçi Süt Ürünleri İşletmesi ise 2002 yılında keçi yetiştiriciliğine başladı. Bünyesinde Saanen ırkı keçiler bulunduran şirket, 46 sözleşmeli çiftlikte 4 bine yakın keçi ile faaliyet gösteriyor. Şirket, keçilerden 300 – 320 günlük sağım süresinde 700 litre süt alıyor.

http://77.92.144.110/tesvigin-kaymagini-keci-yiyor-147822h.htm