Monthly Archives: Şubat 2013

Çiğ Yumurta Daha mı Faydalı?

Kolesterol seviyesini yükseltmesiyle adından söz ettiren yumurtanın antioksidan açısından çok zengin olduğu ortaya çıkarıldı.Çiğ yumurta daha mı faydalı? dMısır ve buğday ile beslenen tavukların yumurtalarındaki antioksidan seviyesinin elmadakinden iki kat fazla olduğu kaydedildi. Ayrıca 2 adet çiğ yumurtadaki antioksidan seviyesinin 25 gram kızılcığa eşdeğer olduğu da ölçüldü. Yumurtada antioksidanların yanı sıra vücuda faydalı aminoasitler de bulunuyor. Yumurtadaki antioksidanların sarı rengi verdiği biliniyor. Bilim adamları yumurtada bulunabilecek diğer antioksidanları araştırıyor.

Yapılan araştırma pişmiş yumurtanın antioksidan seviyesini %50 oranında kaybettiğini de gösteriyor.

Bazı uzmanlar ise yumurtanın kolesterolü yükselttiğine dikkat çekerek fazla tüketmenin zararlı olacağını belirtiyor.

http://kisiselbakim.milliyet.com.tr/cig-yumurta-daha-mi-faydali-/kisiselbeslenmevediyet/haberdetay/19.02.2013/1670850/default.htm?ref=milliyet_anasayfa

Su Ürünleri Yetiştiriciliğine “Sıfır Faizli Kredi” Desteği

Bakanlar Kurulu, Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatifleri’nin 2013 üretim yılında uygulayacağı düşük faizli kredi limitlerini ve faiz oranlarını belirledi. Su ürünleri yetiştiriciliğine sıfır faizli kredi kullandırılacak. Bakanlar Kurulu, 2013 üretim yılında Ziraat Bankası ve Tarım Kredi Kooperatiflerince tarımsal üretime dair düşük faizli yatırım ve işletme kredisi kullandırma koşullarını belirledi. Resmi Gazete’nin 15 Şubat tarihli sayısında yayınlanan kararname ile kredi limitlerinde bazı değişiklikler yapılırken, yem bitlileri, su ürünleri yetiştiriciliği, kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliğine ilk kez sıfır faizli kredi uygulaması başlatılıyor. Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nde geçen yıl hayvansal üretim konularında en düşük 250 bin lira olan kredi dilimi 750 bin liraya çıkarıldı.

Ayrıca toplamda damızlık süt sığırcılığı hariç kullanılabilecek en yüksek kredi tutarı 10 milyon liradan 15 milyon liraya yükseltildi. Damızlık süt sığırcılığında üst limit geçen yıl olduğu gibi 20 milyon lira olacak. Ziraat Bankası ve tarım kredi kooperatiflerince tarımsal üretime dair yatırım ve işletme kredilerinde farklı faiz oranları uygulanacak. Kademeli sistemin uygulanacağı damızlık süt sığırı yetiştiriciliğinde, 750 bin liraya kadar olan yatırım kredilerinde yüzde 100, işletme kredilerinde yüzde 50 faiz indirimi uygulanacak. Damızlık süt sığırcılığında 750 bin lira ile 5 milyon lira arasındaki yatırım kredilerinde yüzde 75, işletme kredilerinde yüzde 50, 5 milyon lira ile 20 milyon lira arasında kredilerde ise yatırım kredilerinde yüzde 50, işletme kredilerinde yüzde 25 indirim uygulanacak. Damızlık etçi sığır yetiştiriciliği, damızlık düve yetiştiriciliği ve kanatlı sektörü damızlık yetiştiriciliğinde 7 milyon 500 bin lira üst limitli kredilerde hem yatırım hem de işletme kredilerinde yüzde 100 faiz indirimi uygulanacak.

Küçükbaş hayvan yetiştiriciliğinde 5 milyon lira üst limitli yatırım ve işletme kredilerinde de yüzde 100 faiz indirimi uygulanacak.   Su ürünleri yetiştiriciliğine destek Bakanlar Kurulu Kararnamesi’nde su ürünleri yetiştiriciliğinde yeni bir uygulama getirildi. Geçen yıl su ürünleri yetiştiriciliği ve avcılığına 3 milyon liraya kadar alınacak yatırım kredilerinde yüzde 50, işletme kredilerinde ise yüzde 25 faiz indirimi uygulanırken, 2013’te yetiştiricilik ve avcılık birbirinden ayrıldı. Su ürünleri yetiştiriciliğinde 5 milyon liraya çıkarılan üst limitli yatırım kredisinde yüzde 100 faiz indirimi uygulanacak. İşletme kredilerinde ise yüzde 50 indirim uygulanacak. Su ürünleri avcılığında ise 1 milyon 500 bin liralık üst limitli yatırım kredisinde yüzde 50, işletme kredisinde yüzde 25 faiz indirimi uygulanacak.   Fide ve fidan üretimine sıfır faiz Hükümet, saman krizini önlemek ve yem üretimini artırmak için ilk kez çok yıllıklı yem bitkisi üretimini de indirimli faiz kredileri kapsamına aldı. Kararnameye göre, çok yıllık yem bitkisi üretiminde 1 milyon 500 bin liralık üst limiti olan yatırım kredilerinde faiz alınmayacak. İşletme kredilerinde ise yüzde 75 indirim uygulanacak. Yurt içi sertifikalı tohum, fide ve fidan üretiminde ise kredi üst limiti 3 milyon liradan 10 milyon liraya çıkarıldı.

Hem yatırım, hem de işletme kredisinin faizi ise sıfır olacak.Yurt içi sertifikalı tohum, fide ve fidan kullanımında ise yine farklı bir uygulamaya geçildi. Geçen yıl tohum, fide ve fidan kullanımında üst limiti 1.5 milyon lira olan yatırım ve işletme kredilerinde yüzde 50 indirim uygulanırken bu yıl fidan kullanımına özel önem verildi. Sertifikalı tohum ve fide kullanımında kredi limiti 1 milyon liraya düşürülürken, fidan kullanımı 5 milyon liraya çıkarıldı. Faiz indirimi ise geçen yıl olduğu gibi yüzde 50 olacak. Modern basınçlı sulama yatırım ve işletme kredilerinde de geçen yıl olduğu gibi sıfır faiz uygulanacak. Tarımsal mekanizasyonda ise traktör alımı yer almazken, 1.5 milyon lira üst limitli yatırım ve işletme kredilerinde yüzde 50 faiz uygulanacak. Bakanlar Kurulu kararına ilişkin uygulama tebliği Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra faiz indirimli kredilerin kullandırılmasına başlanacak.

http://www.dunya.com/su-urunleri-yetistiriciligine-sifir-faizli-kredi-destegi–181949h.htm

Bu Tarifler Ekmek İsrafını Önler

Ekmek israfını önlemeye yönelik olarak, bayat ekmekleri birbirinden lezzetli tatlı ve yemeklere dönüştürmek için çok sayıda tarif bulunuyor.   Zengin fakir tüm sofraların vazgeçilmezi ve genellikle ne olur olmaz endişesiyle fazladan satın alınan, sonra tüketilemediğinden bir kısmı çöpe atılan ekmeğin israfını önlemek için başlatılan kampanya, yoğun ilgiyle ülke genelinde devam ediyor. Türkiye’de bir yılda 1,5 milyar lira değerinde 2,1 milyar adet ekmeğin çöpe atıldığı, bu parayla 80 hastane, 500 okul inşa edilebildiği belirtilirken, ekmek israfını önlemeye katkıda bulunmak amacıyla, tazeliğini kaybetmiş ekmeklerin değerlendirilmesi için çok sayıda tarif bulunuyor.

Toprak Mahsulleri Ofisi’nce (TMO), ”Ekmek İsrafını Önleme Kampanyası” kapsamında hazırlanan ”Bayat Ekmekli Yemek Tarifleri” kitabının yanı sıra AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, tatlıdan tuzluya bayat ekmeğin sofrayı lezzet şölenine dönüştürmesi için onlarca uygulanabilir yemek ve tatlı tarifi önerisi yer alıyor.

 TMO’nun kitabında, 1 soğan, 2 patates, 1 yemek kaşığı salça, 100 gram kuşbaşı et, 4 yemek kaşığı sıvı yağ, tuz, biber ve kuru ekmekten oluşan malzemenin Ekmek Aşı’na dönüşmesi şöyle anlatılıyor:

 ”Tencereye koyduğumuz yağda doğradığımız soğanı pembeleşinceye kadar kavuruyoruz. Daha sonra salçayı ve soyup küp küp doğramış olduğumuz patatesleri ekliyoruz. Üzerine 1 litre su ekleyip tuzunu atarak pişiriyoruz. Patatesler pişmeye yaklaştığında daha önceden haşladığımız eti bir su bardağı et suyu ile birlikte yemeğe ekliyoruz. Daha sonra kurumuş ekmekleri minik parçalara ayırıp tabağımıza koyup üzerine de ekmek aşımızı döküyoruz. İsteğe göre biber ve baharat eklenebilir.

 Kastamonu Usulü Tirit: 750 gram dana kuşbaşı, 10 dilim bayatlamış ekmek, 1.5 litre su, 1 yemek kaşığı salça, 1 adet piyaz şeklinde doğranacak beyaz soğan, 1 adet kuşbaşı şeklinde doğranacak soğan, 150 gram tereyağı (salça için), 150 gram tereyağı (Tiritin üstüne dökmek için) 1 yemek kaşığı yaprak pul biber, 1 tatlı kaşığı tuz. Yapılışı ise, bayat ekmeklerimizi irice parçalar halinde doğrayalım, tepsiye sererek fırına atıp kızarıncaya kadar pişirelim. Diğer taraftan tencerede etimizi ve soğanını ilave edelim ve suyunu salıp tekrar çekene kadar güzelce kavuralım. Ayrı bir tencerede tereyağını ilave edip erittikten sonra salçayı atalım ve kavuralım. Pul biberi, tuzu ve suyu da ilave ettikten sonra kaynamaya bırakalım. Pişen etimizi ve piyazlık soğanı ekleyip, bu şekilde yarım saat süresince kısık ateşte pişirelim. Hazırlamış olduğunuz ekmekleri tepsiye serdikten sonra karışımımızı ekmeklerimizin üzerine salalım. Yoğurtla da servis edilebilir.”

EKMEK HELVASI, İNCİRLİ VE BALLI EKMEK TURTASI

 Çeşitli yemek bloglarında ”Bayat Emek Tatlısı, Sütlü Bayat Ekmek Tatlısı, Vişneli Ekmek Tatlısı, Üzümlü Ekmek Tatlısı, Ekmekli Puding, Ekmekli Krep, Bademli Ekmek Dilimleri, Çikolatalı ve Ekmekli Kek” gibi tatlı sevenlerin kolayca uygulayabileceği tarifler yer alırken, bazılarının yapılışları da şu şekilde anlatılıyor:

 ”Ekmek helvası: Bir tencerede 3 su bardağını dolduracak kadar ufalanmış ekmek içi, yarım su bardağı erimiş margarin veya tereyağında sürekli karıştırılarak hafif bir esmerlik alana kadar kavrulur. Ayrı bir tencerede 1 su bardağı toz şeker ve 1.5 su bardağı süt kaynatılıp ılıtılır. Vanilya eklenir. Ilık süt şerbeti, ekmekli malzemeye katılır. Tencere kapağı kapalı olarak 15 dakika beklenir. Tane tane olan helva, servis tabağına alınıp çekilmiş Antep fıstığı ile süslenir.

İncir ve Ballı Ekmek Turtası: 1 adet bayat ekmek bir kaseye ufalandıktan sonra 2.5 su bardağı süt ile ıslatılır. 20 dakika kadar bekletilerek yumuşatılır. 8 adet kuru incir suda bekletilerek yumuşatılır. Yumuşadıktan sonra suyu süzülen incirlerin her biri 5-6 dilim halinde kesilir. 2 kaşık tereyağı tavada eritilir. 4 yumurta çırpılarak eritilmiş 2 kaşık tereyağı, 3 çorba kaşığı bal ve sütlü ekmek ile mikserde karıştırılır. Daha sonra incir dilimleri bu karışıma eklenir. Yuvarlak bir fırın kabına yağlı kağıt döşenir. Kağıdın üzeri 1 tereyağı ile yağlanır. Elde edilen karışım kaba dökülür, 180 derecede ısıtılmış fırında 1 saat pişirilir. Krem şanti veya kaymak eşliğinde servis edilir.”

 Tatlıların yanı sıra birbirinden farklı yemek tarifleri ise ”Ekmek Kavurması, Papara, Tirit, Ekmek Süpürgesi, Ekmek Oğması, Yalancı Paça, Kalacuş, Ekmekli Omlet, Ekmek Karıştırması, Yumurtalı Ekmek Aşı, Ekmekli Ezme, Bayat Ekmek Köftesi, Peynirli Bayat Ekmek Köftesi, Bayat Ekmek Pizzası, Dilim Pizzası, Dilim Kayganası, Sarımsaklı Ekmek, Bayat Ekmek Kanepesi, Tutmaç” şeklinde sıralanıyor.

http://www.sabah.com.tr/Yasam/2013/02/17/bu-tarifler-ekmek-israfini-onler

Sağlık Bakanlığı’ndan Buzdolabı Uyarısı

Sağlık Bakanlığı İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu, kullanma talimatında belirtilmediği sürece ilaçların buzdolabında saklanmaması gerektiğini açıkladı.   İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’ndan yapılan açıklamada, ‘akılcı ilaç kullanımı’nın yaygınlaştırılması gerektiği belirtildi. Akılcı ilaç kullanımının öncelikli olarak halkın sağlığını ve toplumun çıkarını gözettiğinin anlatıldığı açıklamada, öncelikle hastanın probleminin tanımlanması, yani hekim tarafından doğru teşhisin konulması gerektiği vurgulandı. İlaçlı veya ilaçsız, etkili ve güvenilir tedavinin tanımlanmasının şart olduğuna işaret edilen açıklamada, “Eğer ilaçla tedavi uygulanacaksa, uygun ilaçların seçimi, her bir ilaç için uygun dozun ve uygulama süresinin belirlenmesi ve uygun reçetenin yazılması basamakları izlenmelidir. Bu aşamada onaylanmış, güncel tanı ve tedavi kılavuzları esas alınmalıdır. Kullanılmakta olan ve en son kullanılan ilaçlar, hastanın alerjik durumları sorgulanmalı ve hasta tarafından belirtilmelidir.

İlaçların nasıl, hangi dozda, hangi sıklıkta, ne kadar süre kullanılacağı ve hangi koşullarda saklanacağı hastaya tam olarak anlatılmalı, hasta ve hasta yakını tarafından eksiksiz olarak uygulanmalıdır. Hasta yakını ilacın olası yan etkileri, ilacın besin ve ilaç etkileşimleri konusunda bilgilendirilmelidir. Bu durum hasta/hasta yakını tarafından da sorgulanmalıdır” denildi.

İLACIN KİMYASINI BOZMAYIN İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu’nun açıklamasında, kullanma talimatında belirtilmediği sürece ilaçların buzdolabında saklanmaması gerektiğine dikkat çekildi. Uygun olmayan saklama koşullarında ilaçların kimyasal yapılarının bozulabileceğinin hatırlatıldığı açıklamada, ilacın etkisini kaybedebileceği hatta istenmeyen etkilerin ortaya çıkabileceği ve zehirlenmelere sebebiyet verebileceği dile getirildi. Buzdolabında saklanması gereken ilaçların kesinlikle buzlukta saklanmaması ve dondurulmamasının tavsiye edildiği açıklamada, hamilelik ve emzirme döneminde, çocuklarda, yaşlılarda, böbrek ve karaciğer yetmezliği olan hastalarda, kronik hastalığı olanlarda, ilaç alerjisi öyküsü olanlarda ilaç kullanımı konusunda daha dikkatli olunması gerektiği vurgulandı.

İLAÇLARIN YÜZDE 50’Sİ UYGUNSUZ KULLANILIYOR  Hamilelerin ve emziren annelerin ilaç kullanmadan önce mutlaka hekim ve eczacıya danışılması gerektiğinin kaydedildiği açıklamada şu uyarılara yer verildi: “İlacınız; hekiminize veya eczacınıza sormadan; çiğnenerek, kırılarak, bölünerek veya suda çözülerek kullanılmamalıdır. İlaçlar çocukların göremeyeceği, ulaşamayacağı yerlerde, ışıktan ve nemden korunarak ve ambalajında saklanmalıdır. İlaç, hekiminiz tarafından önerilen süre boyunca kullanılmalıdır. İlaç kullanımı yarıda kesilmemeli, hekime danışmadan doz değişikliğine gidilmemelidir. Doz atlamamaya ve ilacı her gün aynı saatlerde almaya özen gösterilmelidir. Herhangi bir ilacı veya vitamin, ilaç dışı gıda takviyesi, bitkisel ürün gibi bütün ürünleri kullanmadan önce hekiminize ve eczacınıza danışınız. Kesilmiş veya açılmış ambalajlar satın alınmamalı, son kullanma tarihi geçmiş olan ilaçlar kesinlikle kullanılmamalıdır. İlaç ancak doğru kullanılırsa etkilidir. Ancak ne yazık ki tüm dünyada ilaçların yaklaşık yüzde 50’si uygunsuz şekilde kullanılmaktadır.”

 http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Saglik/2013/02/16/saglik-bakanligindan-buzdolabi-uyarisi

Süt Tüketiminin Artması İçin Neler Yapılmalı?

Süt, birçok canlıda olduğu gibi, insanların da doğumdan itibaren aldıkları ilk besindir.   Protein, kalsiyum, fosfor, B2 vitamini ve B12 vitamini olmak üzere birçok besin ögesinin önemli kaynağıdır. Bu bakımdan, başta çocuklar, gençler ve yetişkin kadınlar olmak üzere tüm yaş gruplarının tüketmesi gereken mucizevî bir gıdadır.  Ülkemizde süt ve süt ürünleri tüketimi maalesef gelişmiş ülkelerin gerisindedir. Aradaki tüketim farkı, özellikle içme sütünde belirgin bir şekilde görülmektedir. Yörsan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilüfer Hakarayan birçok Avrupa Birliği ülkesinde ve Avustralya’da 100 kg’ı aşan, ABD ve Kanada’da ise 100 kg’a yaklaşan yıllık kişi başına içme sütü tüketiminin Türkiye’de henüz 25-26 kg civarlarında olduğunu söyledi.

 
Dünyada sağlık otoriteleri, yeterli ve dengeli beslenme düzeyinin yükseltilerek insan sağlığının korunmasında özel ve önemli bir yeri olduğundan, içme sütü, ve peynir, yoğurt, ayran, tereyağı, dondurma gibi süt ürünleri tüketiminin arttırılması gerektiğine önemle dikkat çekmektedir.

 Yörsan Beslenme ve Diyet Uzmanı Nilüfer Hakarayan Türkiye’nin süt ve süt ürünleri üretimi bakımından dışarıya bağımlı bir ülke olmadığını söyledi.

Bu bağlamda;

• Ülkemizde süt tüketiminin artırılması amacıyla ülke genelinde büyük boyutta kampanyalar yapılarak her yaş grubundan tüketiciye ulaşılabilirlik sağlanmalı.

• Ambalajlı süt ve süt ürünlerinin, aynı zamanda, Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’ndan “Kalite” ve “Gıda Güvenliği” denetimine tabi ürünler olduğu konusunda toplumun bilinçlendirilmesi sağlanmalı. Sağlıklı ve güvenli süt tüketimini teşvik edici tanıtımlar yapılmalı, reklam araçları kullanılmalı.

• Toplu tüketim yerlerinde kolalı gazlı içecekler yerine süt ürünleri bulundurulmalı ve tüketimi özendirilmeli.

• Türkiye’de süt içme alışkanlığının artırılması için çocukluk çağından başlayarak yaşam boyunca süt içme alışkanlığının kazandırılmasına yönelik Okul Sütü Projesi gibi destekleyici projelere devam edilmesi sağlanmalı,

• Süt ürünleri ihracatı için destekleme yapılması

 • Süt tozu ithalatının kontrol altına alınması, hususlarında etkin çalışmalar yapılması sağlanmalı.

http://www.sabah.com.tr/Gunaydin/Saglik/2013/02/15/sut-tuketiminin-artmasi-icin-neler-yapilmali