Monthly Archives: Nisan 2013

Tarım Desteklemelerine Yoğun İlgi

Avrupa Birliği Kırsal Kalkınma Programı (IPARD) kapsamında AB standartlarında tarım üretimi için 42 ilden bin 627 proje başvurusunun alındığı bildirildi.   Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Başkan Vekili Kerem Akgündüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, AB Katılım Öncesi Yardım Aracının (IPA) 5. bileşeni olan IPARD’ın, AB’nin ortak tarım, kırsal kalkınma ve ilgili politikalarının uygulanması için uyum hazırlıkları ve politika geliştirilmesini desteklediğini belirtti. Akgündüz, bu yılın ocak ayında kurumlarınca 42 ili kapsayan 9. başvuru çağrı ilanının yayınladığını vurgulayarak, bu çağrı döneminde yatırımcıların yoğun ilgisi sonucu, 42 il koordinatörlüğünde bin 627 proje başvurusunun alındığını söyledi.

“EN FAZLA PROJE TOKAT’TAN  IPARD’ın çağrısında 10 alt sektöre destek verildiğini dile getiren Akgündüz, en çok proje alınan illerin 168 projeyle Tokat, 152 projeyle Samsun, 146 projeyle Sivas, 119 projeyle Amasya ve 96 projeyle Ankara olduğunu ifade etti.

 Akgündüz, TKDK vasıtasıyla yapılacak bu yatırımların ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağını anlatarak, IPARD kapsamında kırsal alanlara yönelik yatırımlara 1 milyar 165 milyon avro hibe desteği sağlanacağını vurguladı.

Bu rakama “faydalanıcı” katkısı da eklendiğinde Türkiye için yapılacak toplam yatırımın 2,5 milyar avroyu bulacağına dikkati çeken Akgündüz, “IPARD 9. çağrı döneminde gelen başvuruların toplam yatırım tutarı 1,3 milyar lira. Bu projelere talep edilen hibe destek tutarı ise 520 milyon 370 bin 836 lira. Kurumumuz vasıtasıyla yapılacak bu yatırımların ülkemiz ekonomisine önemli bir katkı sağlayacağı açıkça görülüyor” diye konuştu.

IPARD’LA AB STANDARTLARINDA TARIM  Akgündüz, IPARD’la Türkiye’de AB standartlarında tarımın hedeflendiğini dile getirerek, programla tarım ve kırsal nüfusun gelir düzeyinin yükselmesine ve yaşam koşullarının iyileşmesine olanak sağlanmasının beklendiğini söyledi.

 Son 10 yılda önemli bir ivme kazanan Türk tarımının, verimliliği yüksek, dünya standartlarında üretim yapan, küresel düzeyde rekabet gücüne sahip ve sürdürülebilir bir sektör haline geleceğini belirten Akgündüz, “Tarım-sanayi entegrasyonuna sağlayacağı katkıya ek olarak yatırımların yönlendirilmesi ile yatırımcı ruhu ve bilincinin oluşturulması sayesinde kurumumuz, Türkiye’nin AB uyum sürecine tarım ve kırsal kalkınma boyutuyla katkı sağlayacak” diye konuştu.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2013/04/17/tarim-desteklemelerine-yogun-ilgi

Besicilere Yeni İmkanlar

Besiciler Aylarca Beklemek Zorunda Kalmayacak. Alo Besici Hattı devrede. Besiciler her türlü sorunlarını  0 312 284 43 84  numaralı Besici Hattından iletebilecekler. Hayvan yetiştiricilerini rahatlatan yeni birçok uygulama hayata geçti. Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, düzenlediği basın toplantısıyla besicilere yönelik yeni uygulamayı anlattı. Bu yıl tamamen yerli hayvan olmak üzere Et ve Balık Kurumu’nca 21 bin 740 büyükbaş hayvan kesimi yapıldığını belirten Eker, depolarda 7 bin ton kırmızı et bulunduğunu söyledi.

Bakan Eker şöyle konuştu:

“Et Balık Kurumunun besicilere sağladığı kesim faaliyetleriyle ilgili yeni tedbirler var. EBK tamamı yerli hayvanlarla olmak üzere kesimlerini sürdürüyor. Son aylarda tabii kesimle ilgili talep yüksekti. Depolarımız tamamen doluydu. Tabii bunları satışa sunduk . Depolarımız boşaldı. Yeni depolar yaptık. Besicilerimizi rahatlatacak uygulamalar yapıyoruz.  Şu an itibariyle günlük 1500 hayvan kesimi yapabilecek kapasiteye ulaşmış durumdayız. Önümüzdeki hafta  Bingöl’deki EBK kombinamız da devreye giriyor. Türkiye genelinde 15  noktada kendimize ait ve kiraladığımız yerler olmak üzere, günlük 1500 hayvan kesebilme kapasite sahip olmuş olacağız.  Burada tabii Et balık kurumunun satışlarında bir artış meydana geldi.”

Geçmişte yaşanan bazı sıkıntıların aşılması amacıyla randevu sistemine geçildiğini belirten Mehdi Eker, besicilerin artık günlük, haftalık randevular almak suretiyle kesim yaptırabileceklerini kaydetti.

“Besicilerimizin artık uzun süre beklemelerine gerek kalmayacaktır” diyen Eker, Et ve Balık Kurumu’nun piyasa istikrarı ve besicilerin hayvanlarını makul fiyata satabilmesi için ilave önlemler almaya devam edeceğini söyledi.

Besicilere sevindirici haberler de veren Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, besicilere getirilen yeni ilave tedbirleri açıkladı. Buna göre,

Örneğin kilogramı 15 lira olan birinci kalite büyükbaş karkasın alım vadesi 45 günden 30 güne düşürüldü.

60 gün olan ikinci ve üçüncü kalite için vade yine 30 güne düşürüldü.

Küçük ölçekli ve finansmana ihtiyaç duyan besiciler içinde yeni tedbirler getirildiğini belirten Mehdi Eker, “Türkiye’de besicilerin % 75 i 10 başın altında hayvan varlığına sahip, yani bir çiftlikte, bir besihanede 10 tane hayvanı bulunuyor besicinin. Biz de tam bu kitleye uygun tedbirler aldık. Daha önce 4 başa kadar olan peşin para ödemesi 10 başa çıkarılarak bu kapsamdaki bütün besicilerin bu imkandan faydalanması sağlandı” dedi.

Eker’in verdiği bilgiye göre yeni düzenleme şöyle:

Sözleşmeli besicilikte önceden var olan asgari 10 adet şartı 5 başa düşürüldü. Buna göre 5 hayvanı olan da artık EBK ile sözleşme yapabilecek. Sözleşmeyle besici ücretini peşin alırken sözleşme yaptığı için kilogram başına 30 kuruş ilave prim alabilecek.

Kesim için daha önce 4 ay olan besicilik sözleşme süresi 2 aya indirildi.

Sözleşme sebebiyle EBK tarafından alınan teminat oranı da yarıya indirildi.

Daha önce 300 lira olan teminat tutarı 20 başa kadar 150 liraya indirilmek suretiyle sözleşme şartları da üreticiler için kolaylaştırıldı.

Sözleşmelerdeki erken ve geç kesim süresi 60 günden 30 güne indirildi. Erken kesim ödemesinde daha önce kg başına 5 kuruş olan miktar 15 kuruşa yükseltildi.

Yeni düzenlemeyle, Türkiye’deki besicilerin % 75’ini oluşturan geniş kitleye besicilerin hem sözleşme şartları kolaylaştırıldı, hem kesimde peşin ödeme kolaylığı getirildi, hem de bütün hayvanlarının kesilmesine imkan sağlayan uygulama getirilmiş oldu.

Yeni uygulamada ALO BESİCİ HATTI da var.  Besiciler dilediğinde Et ve Balık Kurumu’nun  0 312 284 43 84  numaralı hattını arayarak bilgi alabilirler. Bu hatlara EBK kurumunun 2 müşaviri nezaret edecek.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Mehmet Mehdi Eker, Et ve Süt Kurumu’nun kuruluşuna ilişkin kararnamenin bakanlar tarafından imzalandığını ve onay için Başbakana sunulduğunu bildirdi.

Eker, kararnamenin çıkmasıyla birlikte sadece et değil sütle ilgili de piyasaya müdahale edebileceğini söyledi.

Mehdi Eker, hayvancılıkla ilgili destekler konusunda da bilgi verdi. Eker bu yıl  2, 5 milyar lirayı aşkın bir ödeme  yapılacağını belirterek, bir kısım ödemenin yılın ilk aylarında yapıldığını kaydetti.

Eker,

“Besicilerimize hayvan başına 300 lira destekleme ödemesi devam ediyor. Bu uygulamaların önemli ölçüde  küçük ve orta boy besicilerimizin sorunlarını çözeceğini, rahatlatacağını düşünüyoruz.” Diye konuştu.

http://www.tarim.gov.tr/Sayfalar//HaberDetay.aspx?rid=91&ListName=Haberler&refId

Çobanlara Müjde

Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Veysel Ayhan, “Çobanların özlük hakları, sosyal güvencesi noktasında çalışmalar yapacağız” dedi. Üçüncü En Güzel Kuzu Yarışması için Malatya’ya gelen Türkiye Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Merkez Birliği Genel Başkanı Prof. Dr. Veysel Ayhan, Malatya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı İhsan Akın’ı ziyaret etti. Ayhan, “Küçükbaş hayvancılığın sorunlarını dinlemek için buradayız. Tabi ki belli boyutlarıyla biliyoruz ama birde ilk ağızdan dinlemektir. Malatya Birlik Başkanımız Türkiye gündemine özellikle iki konuyu çok iyi taşıdı. Birincisi mera alanlarından küçükbaş hayvanlarında yararlanması noktasında çok güzel çalışmalar yapılmasıdır.

İkincisi ise çobanların özlük hakları, sosyal güvencesi noktasında birebir takip ederek Merkez Birliğini de tetikleyerek harekete geçirdi. Değişik raporlar hazırlandı. Merkez Birliğimiz de bu talepleri Bakanlık nezdinde ilgili yerlere taşıdı ve bu konular Türkiye gündemine oturdu. İnşallah çobanlığın sürdürülebilir olması için Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı prensipte anlaşarak çalışmalara başladılar. Bu bir milattır. Çobanlar için, bununda arkası gelecektir. Bu çalışma neticesinde hem bazı il birliklerimiz hem de Malatya Birlik başkanımızın özel çabalarıyla gündeme taşındı inşallah sonucunu da hep birlikte alacağız” dedi.

Malatya İli Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği Başkanı ihsan Akın ise, “Prof. Dr. Veysel Ayhan’ın da dediği gibi bizlerin Malatya birlik olarak mera ve çobanlıkla alakalı birçok girişim ve çalışmamız olmuştur biz kendilerine de teşekkür ediyoruz. Hazırladığımız raporlar, yazılar, dokümanlar olsun gerekli yerlere iletildi. İnşallah birinci ayağı atıldı önümüzdeki süreç de ikinci ve üçüncü ayağı gelecektir biz de bunların takipçisiyiz Devletimiz ve Bakanlığımızda çobanlık ve mera anlamda önemli çalışmalar yapıyor, onlara da yetiştiriciler adına teşekkür ediyoruz” dedi.

http://www.haber3.com/cobanlara-mujde-haberi-1908057h.htm#ixzz2QjBPxd17

Su Varlığını Korumak İçin Yeni Formül

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Ormancılık ve Su Şurası kapsamında hazırlanan raporda, su kaynaklarının korunması için maliyet ve kullanım miktarına dayanan tarifelendirme yapılması, buna karşılık temiz üretim tekniklerini kullanarak su varlığını koruyanlara teşvik verilmesi formülü gündeme getirildi.  Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Ormancılık ve Su Şurası kapsamında toplanan Su Komisyonu bir rapor hazırladı. Su Kanunu’nun öncelikle çıkarılması kararına yer verilen rapora göre, havza ölçeğinde etkin bir su yönetimi için izin, izleme, denetim ve yaptırım bütünlüğü sağlanması gerektiği de kayıt altına alındı. Ulusal su potansiyelinin etkin kullanımı için gerekli tedbirler alınması istenen raporda, su kütleleri ulusal izleme sistemi geliştirilmesi kararı da alındı.

Suyun korunması, kullanımı ve geliştirilmesi için uygun yatırım ve finansman modelleri geliştirilmesi gerektiği belirtilen raporda, su kaynakları için çevresel kalite hedefleri, standartları ve tedbirleri belirlenmesi kararına yer verildi. Su kaynaklarının korunması için noktasal ve yayılı kaynaklardan gelen kirlilik yüklerinin azaltılması kararı alınan raporda kararların hayata geçirilmesi için şu tavsiyelerde bulunuldu:

-Ülkemizde su yönetimi konusunda dağınık yapının giderilerek güçlü idari yapılanmaya imkan verecek ve havzalarda paydaşların temsil edilerek alınacak kararlarda söz sahibi olacağı, yeterli mali ve teknik kapasiteye sahip ‘Havza Su İdare’leri kurulmalı.

– Su potansiyeli havza bazında gözden geçirilmeli, kullanımlar kayıt altına alınarak etkin biçimde takip edilmeli.

– Yeraltı su kütlelerinin belirlenmesi çalışmaları hızlandırılmalı. Yeraltı sularının yönetimi ‘sürdürülebilir verim’ kavramına uygun hale getirilmeli.  Sektörel Su Tahsisi

– Havza bazında sektörel (içme ve kullanma, doğal hayatın korunması, tarım, enerji, sanayi vb.) su tahsisi uygulamalarına geçilmeli.

– İçme suyu kaynaklarının beslenme alanları belirlenerek bu alanlardaki her türlü faaliyet yenilikçi ve korumacı bir yaklaşımla dikkate alınmalı ve gerekli tedbirler alınarak kontrol edilmeli.

– Su kaynakları yönetimi ile talep yönetimi birlikte ele alınarak, su kaynakları havzada ‘su güvenliği’ sağlanacak şekilde geliştirilmeli.

– Havzaların potansiyeli kaynak-ihtiyaç ve koruma-kullanma dengeleri gözetilerek (içme-kullanma, sanayi, sulama, hidroelektrik enerji, ekolojik akış, doğal hayat vb.) belirlenmeli ve gerekli yeni depolama tesisleri planlanmalı.

– Kuraklık ve taşkın dönemlerinde havza su potansiyelinin etkin kullanımı için modelleme çalışmaları yapılmalı.

– Havza bazında taşkın yönetim planları hazırlanarak gerekli yapısal ve yapısal olmayan tedbirler alınmalı.

– Gerekli hallerde havzalararası su aktarımı alternatif bir çözüm olarak değerlendirilmeli.

– Aşırı çekimler vb. nedenlerle su dengesi bozulmuş akiferlerin rehabilitasyonuna yönelik çalışmalar yapılmalı.

– İleri derecede arıtılmış atıksuların potansiyel su kaynağı olarak kullanım durumu değerlendirilmeli.

– Su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması teşvik edilmeli.  Suya Göre Ürün Planlaması ve Destekleme

– Ürün deseni havzaların su ve sulama potansiyelleri dikkate alınarak belirlenmeli; gerektiğinde kısıtlı sulama programları uygulanmalı.

– Desteklemelerde, öngörülen ürün planlaması esas alınmalı.

– Sulama yatırımlarında toplulaştırma tarla içi geliştirme hizmetleri gibi altyapı hizmetlerinin de ele alındığı bütünleşik yaklaşımlar esas alınmalı.

– Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları (bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri üretimi) teşvik edilmeli.

– Ücretlendirme sulama suyu kullanım miktarına göre yapılmalı.

– Belediyelere yeni içme suyu kaynağı ve fon tahsisinde şebeke kayıp-kaçak oranı dikkate alınmalı. Sanayide Atıksuyun Tekrar Kullanılması

– Sanayide su kullanımı kontrol altına alınmalı, daha az su kullanımını sağlayan temiz üretim prosesleri özendirilmeli ve arıtılmış atıksuların yeniden kullanımı teşvik edilmeli.

– Bina içi tesisatlarda yağmur suyu, gri su ve arıtılmış atıksuyun kullanılması için mevzuat geliştirilmeli. Yağmur sularının sarnıçlarda bildirilerek bahçe sulamalarında kullandırılması özendirilmelidir.

– Sanayi, tarım ve ev aletlerinde suyu verimli kullanan ürünler etiketlenerek üretim ve kullanımları teşvik edilmeli.

– Su ve çevresel altyapı yatırımlarında tam maliyet esaslı tarife uygulanmalı.

– Su yatırımları ile ilgili uygun yatırım ve finansman modelleri geliştirilmeli; kamu-özel sektör işbirliğini geliştirmek üzere mevcut yasal mevzuat iyileştirilmeli.

– Sanayiden kaynaklanacak kirletici yükünü azaltacak üretim prosesine geçiş teşvik edilmeli.

– Nitrat kirliliği açısından hassas olan bölgelerdeki tarımsal faaliyetler için yasal düzenleme yapılmalı.

http://www.sabah.com.tr/YesilEkran/2013/04/12/su-varligini-korumak-icin-yeni-formül

http://www.yabantv.com/haber/9831-turkiye-cok-susayacak

Yılanları Öldürmeyin

Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılıyor. Yılanlarla karşılaştığımızda ya korkup kaçıyoruz, ya da onları öldürüyoruz. Uzmanlar, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerektiğini ifade ediyorlar.Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılıyor. Yılanlarla karşılaştığımızda ya korkup kaçıyoruz, ya da onları öldürüyoruz.

Türkiye Herpetoloji Derneği Başkanı, Adnan Menderes Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, yılanların besin zinciri içinde önemli yer tuttuğunu belirterek, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Olgun, havaların ısınmasıyla birlikte kış uykusundan kalkan hayvanların da doğada görülmeye başladığını belirtti.

Kış uykusundan uyanan ve en çok korkulan hayvanlar arasında yılanların bulunduğunu ifade eden Olgun, dünyada yaklaşık 3 bin 400 yılan türü olduğunu, bunlardan 56’sının Türkiye’de yaşadığını kaydetti.

İnsanoğlunun yılanlara hiçbir zaman dost olarak yaklaşmadığını, öldürmeye, zarar vermeye kalkıştığını belirten Prof. Dr. Olgun, yılanların besin zinciri içinde önemli bir yer tuttuğunu ve yaşadıkları bölgelerde insanlara zarar değil fayda sağladığını vurguladı.

Prof. Dr. Olgun, yılanların aslında insanlardan korktuklarını ve karşılaştıklarında da uzaklaştıklarını anlattı.

Prof. Dr. Olgun şöyle devam etti:

“Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılabilir. Yapılması gereken onları rahatsız etmemek, hatta görmezlikten gelmek. Tarlalara zarar veren farelerin ve diğer kemiricilerin yok edilmesini sağlayan yılanların öldürülmesi doğru değil. Daha fazla ürün elde etmek, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerekiyor.”

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2688_yilanlari-oldurmeyin.html