Daily Archives: 16 Nisan 2013

Su Varlığını Korumak İçin Yeni Formül

Orman ve Su İşleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Ormancılık ve Su Şurası kapsamında hazırlanan raporda, su kaynaklarının korunması için maliyet ve kullanım miktarına dayanan tarifelendirme yapılması, buna karşılık temiz üretim tekniklerini kullanarak su varlığını koruyanlara teşvik verilmesi formülü gündeme getirildi.  Orman ve Su İşleri Bakanlığı’ndan yapılan açıklamaya göre Ormancılık ve Su Şurası kapsamında toplanan Su Komisyonu bir rapor hazırladı. Su Kanunu’nun öncelikle çıkarılması kararına yer verilen rapora göre, havza ölçeğinde etkin bir su yönetimi için izin, izleme, denetim ve yaptırım bütünlüğü sağlanması gerektiği de kayıt altına alındı. Ulusal su potansiyelinin etkin kullanımı için gerekli tedbirler alınması istenen raporda, su kütleleri ulusal izleme sistemi geliştirilmesi kararı da alındı.

Suyun korunması, kullanımı ve geliştirilmesi için uygun yatırım ve finansman modelleri geliştirilmesi gerektiği belirtilen raporda, su kaynakları için çevresel kalite hedefleri, standartları ve tedbirleri belirlenmesi kararına yer verildi. Su kaynaklarının korunması için noktasal ve yayılı kaynaklardan gelen kirlilik yüklerinin azaltılması kararı alınan raporda kararların hayata geçirilmesi için şu tavsiyelerde bulunuldu:

-Ülkemizde su yönetimi konusunda dağınık yapının giderilerek güçlü idari yapılanmaya imkan verecek ve havzalarda paydaşların temsil edilerek alınacak kararlarda söz sahibi olacağı, yeterli mali ve teknik kapasiteye sahip ‘Havza Su İdare’leri kurulmalı.

– Su potansiyeli havza bazında gözden geçirilmeli, kullanımlar kayıt altına alınarak etkin biçimde takip edilmeli.

– Yeraltı su kütlelerinin belirlenmesi çalışmaları hızlandırılmalı. Yeraltı sularının yönetimi ‘sürdürülebilir verim’ kavramına uygun hale getirilmeli.  Sektörel Su Tahsisi

– Havza bazında sektörel (içme ve kullanma, doğal hayatın korunması, tarım, enerji, sanayi vb.) su tahsisi uygulamalarına geçilmeli.

– İçme suyu kaynaklarının beslenme alanları belirlenerek bu alanlardaki her türlü faaliyet yenilikçi ve korumacı bir yaklaşımla dikkate alınmalı ve gerekli tedbirler alınarak kontrol edilmeli.

– Su kaynakları yönetimi ile talep yönetimi birlikte ele alınarak, su kaynakları havzada ‘su güvenliği’ sağlanacak şekilde geliştirilmeli.

– Havzaların potansiyeli kaynak-ihtiyaç ve koruma-kullanma dengeleri gözetilerek (içme-kullanma, sanayi, sulama, hidroelektrik enerji, ekolojik akış, doğal hayat vb.) belirlenmeli ve gerekli yeni depolama tesisleri planlanmalı.

– Kuraklık ve taşkın dönemlerinde havza su potansiyelinin etkin kullanımı için modelleme çalışmaları yapılmalı.

– Havza bazında taşkın yönetim planları hazırlanarak gerekli yapısal ve yapısal olmayan tedbirler alınmalı.

– Gerekli hallerde havzalararası su aktarımı alternatif bir çözüm olarak değerlendirilmeli.

– Aşırı çekimler vb. nedenlerle su dengesi bozulmuş akiferlerin rehabilitasyonuna yönelik çalışmalar yapılmalı.

– İleri derecede arıtılmış atıksuların potansiyel su kaynağı olarak kullanım durumu değerlendirilmeli.

– Su tasarrufu sağlayan yağmurlama ve damla sulama sistemlerinin yaygınlaştırılması teşvik edilmeli.  Suya Göre Ürün Planlaması ve Destekleme

– Ürün deseni havzaların su ve sulama potansiyelleri dikkate alınarak belirlenmeli; gerektiğinde kısıtlı sulama programları uygulanmalı.

– Desteklemelerde, öngörülen ürün planlaması esas alınmalı.

– Sulama yatırımlarında toplulaştırma tarla içi geliştirme hizmetleri gibi altyapı hizmetlerinin de ele alındığı bütünleşik yaklaşımlar esas alınmalı.

– Organik tarım ve iyi tarım uygulamaları (bitkisel üretim, hayvansal üretim, su ürünleri üretimi) teşvik edilmeli.

– Ücretlendirme sulama suyu kullanım miktarına göre yapılmalı.

– Belediyelere yeni içme suyu kaynağı ve fon tahsisinde şebeke kayıp-kaçak oranı dikkate alınmalı. Sanayide Atıksuyun Tekrar Kullanılması

– Sanayide su kullanımı kontrol altına alınmalı, daha az su kullanımını sağlayan temiz üretim prosesleri özendirilmeli ve arıtılmış atıksuların yeniden kullanımı teşvik edilmeli.

– Bina içi tesisatlarda yağmur suyu, gri su ve arıtılmış atıksuyun kullanılması için mevzuat geliştirilmeli. Yağmur sularının sarnıçlarda bildirilerek bahçe sulamalarında kullandırılması özendirilmelidir.

– Sanayi, tarım ve ev aletlerinde suyu verimli kullanan ürünler etiketlenerek üretim ve kullanımları teşvik edilmeli.

– Su ve çevresel altyapı yatırımlarında tam maliyet esaslı tarife uygulanmalı.

– Su yatırımları ile ilgili uygun yatırım ve finansman modelleri geliştirilmeli; kamu-özel sektör işbirliğini geliştirmek üzere mevcut yasal mevzuat iyileştirilmeli.

– Sanayiden kaynaklanacak kirletici yükünü azaltacak üretim prosesine geçiş teşvik edilmeli.

– Nitrat kirliliği açısından hassas olan bölgelerdeki tarımsal faaliyetler için yasal düzenleme yapılmalı.

http://www.sabah.com.tr/YesilEkran/2013/04/12/su-varligini-korumak-icin-yeni-formül

http://www.yabantv.com/haber/9831-turkiye-cok-susayacak

Yılanları Öldürmeyin

Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılıyor. Yılanlarla karşılaştığımızda ya korkup kaçıyoruz, ya da onları öldürüyoruz. Uzmanlar, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerektiğini ifade ediyorlar.Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılıyor. Yılanlarla karşılaştığımızda ya korkup kaçıyoruz, ya da onları öldürüyoruz.

Türkiye Herpetoloji Derneği Başkanı, Adnan Menderes Üniversitesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kurtuluş Olgun, yılanların besin zinciri içinde önemli yer tuttuğunu belirterek, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerektiğini söyledi.

Prof. Dr. Olgun, havaların ısınmasıyla birlikte kış uykusundan kalkan hayvanların da doğada görülmeye başladığını belirtti.

Kış uykusundan uyanan ve en çok korkulan hayvanlar arasında yılanların bulunduğunu ifade eden Olgun, dünyada yaklaşık 3 bin 400 yılan türü olduğunu, bunlardan 56’sının Türkiye’de yaşadığını kaydetti.

İnsanoğlunun yılanlara hiçbir zaman dost olarak yaklaşmadığını, öldürmeye, zarar vermeye kalkıştığını belirten Prof. Dr. Olgun, yılanların besin zinciri içinde önemli bir yer tuttuğunu ve yaşadıkları bölgelerde insanlara zarar değil fayda sağladığını vurguladı.

Prof. Dr. Olgun, yılanların aslında insanlardan korktuklarını ve karşılaştıklarında da uzaklaştıklarını anlattı.

Prof. Dr. Olgun şöyle devam etti:

“Bağ, bahçe, tarla işlerinin başladığı bugünlerde yılanlarla sıkça karşılaşılabilir. Yapılması gereken onları rahatsız etmemek, hatta görmezlikten gelmek. Tarlalara zarar veren farelerin ve diğer kemiricilerin yok edilmesini sağlayan yılanların öldürülmesi doğru değil. Daha fazla ürün elde etmek, daha sağlıklı bir çevre için yılanların öldürülmemesi, dostane ilişki içinde bulunulması gerekiyor.”

http://www.tarimtv.gov.tr/HD2688_yilanlari-oldurmeyin.html