Monthly Archives: Şubat 2014

En Eski Buğdaydan Ekmek Yapıldı

Geçmişi 10 bin yıl öncesine dayanan ve dünyadaki ilk buğday çeşidi olduğu belirtilen ”siyez”in ekmeği yapıldı. Türkiye’de ilk defa İhsangazi’de siyez buğdayından tanıtım amacıyla ekmek yapımına başlandı. Kastamonu’nun Seydiler, İhsangazi ve Devrekani ilçelerinde yetiştirilen siyez buğdayı, 14 kromozom sayısıyla genetik olarak dünyadaki ilk buğday çeşidi olarak biliniyor. Geçmişi yaklaşık 10 bin yıl öncesine dayanan ve dağlık arazilerde yetiştirilen siyez buğdayı, günümüz buğdayının atası kabul ediliyor.  Durum ve ekmeklik buğdaylarından farklı yapıdaki siyez buğdayı, veriminin düşüklüğü ve kabuklu olması nedeniyle ekim alanları sürekli daralarak yerini daha kolay işlenebilen yeni nesil buğdaylara bıraktı.

İhsangazi Kaymakamı Ahmet Başer yaptığı açıklamada, siyez buğdayının ilçede yaklaşık 10 bin yıldır genetiği değişmeden üretimine devam edilen bir tarım ürünü olduğunu söyledi.

Siyez buğdayının Türkiye ve dünyadaki organik gıda pazarında önemli paya sahip olduğunu anlatan Başer, “Çalışmalar neticesinde piyasadaki normal bulgurlara göre yaklaşık dört katlık değeri var. İlk defa bu yıl Ankara’daki Kastamonu Günleri’nde ‘başlangıç olsun’ diye ekmeğini deneme kararı aldık. Siyez buğdayından yapılan ekmek ilk defa denenmiş olacak.” dedi.

Siyez buğdayının lif oranının çok yüksek olmasından dolayı organik besin anlamında önemli bir paya sahip olacağını düşündüklerini belirten Başer, buğdayın tanıtım amaçlı üretimini yaptıklarını ifade etti. Yaptıkları ekmeğin yıllar öncesine kadar köylerde ve evlerde yapılageldiğini belirten Başer, piyasaya sürülen ekmeğin halk tarafından beğenilmesinin çok önemli olduğunu vurguladı.

İtalya’da Sergilendi

Ekmeğin besin değerinin yanında damak tadına da uygun olması gerektiğine dikkati çeken Başer, ekmeğin farklı karışımlarla desteklenip piyasaya daha uygun hale getirilebileceğini belirtirken vatandaş tarafından nasıl karşılanacağının da görülmesi gerektiği üzerinde durdu.

Yaptıkları ekmeğin İtalya’da düzenlenen ve dünya çapında fastfooda karşı dengeli ve daha yavaş beslenmeyi amaçlayan bir organizasyon olan Slow Food Hareketi Organizasyonu’nda sergilendiğini aktaran Ahmet Başer, “Organizasyon tarafından Türkiye’deki ürünler içinde presidium ürünü kabul edilen yani organik genetiği değişmemiş şekilde yapısı devam eden ürün olarak sertifikasyon çalışmaları yapılıyor. Önümüzdeki günlerde de bunun sertifikası kendileri tarafından ilçemize takdim edilecek.” şeklinde konuştu.

İhsangazi Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürü Ömer Şahin ise tarlada biçilen siyez buğdayının patozda harman edildiğini belirterek ürünün, “kavuz” diye adlandırılan kabuğu yapışık olduğundan taş değirmende öğütüldüğünü ifade etti.

Fabrikasyon değirmenlerde farklı sistem olduğu için elde edilen unun ekmek yapımında kullanılmadığını vurgulayan Şahin, “Siyez buğdayı un haline getiriliyor. Sonra içerisindeki kavuzun iri parçaları ayrılıyor. Kavuzun yüzde 15’lik kısmı unda kalıyor. Kepeğin de neredeyse tamamı unda kalıyor. Daha sonra her türlü mayayla uyum sağladığından normal hamur gibi yoğurulup taş fırında odun ateşinde düşük ısıda normal ekmeğin iki katı sürede pişiriliyor. En önemli özelliği orjinal genlere sahip olması, ikincisi de çok lifli yapıda bulunmasıdır” dedi.

Şahin, ürünün ilçe halkı tarafından çok beğenildiğini ve il dışından da ürüne talep olduğunu kaydetti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4133_en-eski-bugdaydan-ekmek-yapildi.html

Büyükbaş Hayvanın Alternatifi Küçükbaş

Türkiye Kasaplar, Besiciler ve Et Ürünleri Esnaf ve Sanatkarları Federasyonu Başkanı Fazlı Yalçındağ, Türkiye’de büyükbaş hayvancılığın yanına koyulabilecek yegane alternatifin küçükbaş hayvancılık olduğunu söyledi. Yalçındağ, Türkiye’de üretilen sütün tüketilmediğini, tüketilen etin ise üretilmediğini belirtirken, öyle bir sıkıntı ile karşı karşıya olduklarını belirtti.

Yalçındağ, Kırıkkale Kasaplar Odası Genel Kurulu öncesinde açıklamada bulundu. Türkiye’de belirli bir oranda enflasyonun bulunduğunu belirten Yalçındağ, bu açıdan düşünüldüğünde ete, ekmeğe, süte, benzine gelen zamları makul karşılamak gerektiğini söyledi, temennilerinin zam gelmemesi olduğunu kaydetti. Özellikle 2010-2011 yıllarında dişi kuzu kesimine hiç rastlamadıklarını ifade eden Yalçındağ, küçükbaş hayvanların ülkemizde arttığını söyledi. Anadolu’ya yaptıkları seyahatlerde gördükleri koyun sürülerinin dağların süsü olduğunu belirten Yalçındağ, şunları söyledi

ÇOBAN BULUNAMIYOR

Ancak bununla birlikte çoban problemi ortaya çıktı. Artık çobanlık yaptıracak insan bulamıyoruz. Yada bize gelen haberler bu şekilde. Bu meselenin halledilmesi için kendimizce bir takım görüşlerimiz oldu, onları bildirdik. Tarımsal alanlardaki sosyal güvenlik primleri oldukça düşük. Bir destek verilse, acaba tercih nedeni olabilir mi Bu görüşümüzü bir raporumuzla basınla paylaştık. Henüz bu konuda bir çalışma yok, ama zaman içerisinde Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nın açıklamaları ile destek verileceğini duyuyoruz. Bu da hayvancılığı olumlu olarak yönlendirecek dedi.

Ülkemizin bir gerçeği olarak küçükbaş hayvan olmadan, Türkiye’nin et meselesini bitirmenin, veya bir daha konuşulmayacak noktaya getirmenin mümkün olmadığını kaydeden Yalçındağ, Avrupa’ya baktığınız zaman insanlar et ihtiyaçlarının yarısına yakın bir bölümünü büyükbaş hayvandan karşılıyorlarsa, yarısından fazla bir bölümünü de dinimizce haram olan domuz etinden karşılıyorlar. Bu şartlar dahilinde domuz yiyemeyeceğimize göre; büyükbaş hayvancılığın yanına koyabileceğimiz yegane alternatif küçükbaş hayvan. Ülkemizin coğrafi yapısı, bitki örtüsü küçükbaş hayvancılık için daha uygun. Bunun canlandırılması lazım diye konuştu.

http://www.sondakika.com/haber/haber-yalcindag-buyukbas-hayvanin-alternatifi-kucukbas-5649132/

Bir Faydası Daha Ortaya Çıktı

Sağlığa olan faydalarıyla insan hayatında önemli bir yeri bulunan bal, kalp çarpıntısı, yüksek tansiyon ve kansızlığı da önleyerek, vücudu dinç ve zinde tutuyor. Kahvaltı menülerinin vazgeçilmezleri arasından bulunan bal, öksürük, kabızlık ve nezle gibi hastalıkların tedavisinde doğal ilaç olarak kullanılabiliyor. İçerisindeki vitamin, mineral ve aminoasitler ile çocukların gelişiminde faydalı olan bal, kanseri önleyerek vücuttaki zararları mikropları kırıyor. Arıların çiçeklerden, meyve tomurcuklarından, yuttukları nektarın, invertaz enzimi sayesinde değişime uğramasıyla oluşan bal, mide bağırsak gazlarını izole ediyor.

Özellikle kış aylarında meydana gelen yüz felcini de önleyen bal, böbrek hastalarının tedavisinde de kullanılıyor. Gargara yapıldığı zaman diş etlerini de kuvvetlendiren bal, vücuttaki halsizliği atıyor. Bin derde derman olarak bilinen bal, vatandaşlardan yoğun ilgi görüyor.

60 yıldan bu yana balcılık mesleğini yaptığını belirten Cuma Karahan, ‘Arıcılık kolay bir meslek değil. Arı çok nazik, çok zarif bir hayvandır. Arı 3 ile 6 kilometre arasında gider fazla gidemez. Bal 5 ayda oğul verir. Oğuldan sonra 7 ayda arı bal yapmaya başlar. Bu mesleğe yıllarımı verdim. Balın petek çeşidi fenni baldır. Bir de kara kovan balı vardır. Onu da yüzde yüz arı yapar.Fenni balın peteği hazırdır. Kara kovan balı yüzde yüz kendi balı olduğu için zahmet görür.1980 yılından beri balcılık yapıyorum. Dışarı gittim ancak buraya gelince balcılık mesleğine devam ettim’ dedi.

Balın siroz hastalığının tedavisinde önem arz ettiğini aktaran Karahan, ‘Bal mide ve bağırsak gazlarını gidererek kanı çoğaltır. Balın faydalarından birisi ise; idrarı söktürüp öksürüğü kesmesidir. Bal vücudu güçlendirerek vücutta oluşan rutubeti dışarı atıyor. Damarları genişleterek kalbi güçlendiren bal, mide ve bağırsaktaki artık maddeleri dışarı atar. Bal, felç ve yüz felcini önlüyor. Zehirlenmelere karşı mukavemet gösteren bal, mideye ferahlık verir. Bal çörek otu ile beraber yenildiğinde sırt ağrılarını önlüyor. Bal limonla içildiği zaman nezlenin geçmesini sağlıyor. Antibakteriyel özelliğinden dolayı içinde, bakteri ve mantar oluşturmayan bal, birçok gıda içerisinde bozulmadan saklanan bir özelliği sahip’ diye konuştu.

Balın birkaç dakika içerisinde ağrıları dindirdiğini kaydeden Karahan, ‘Bal, süt ile karıştırılıp içilirse ağrıları kesiyor. Gözün görme gücünü de arttırıyor. Romatizmalı hastalarda kullanıldığı zaman hastanın kısa sürede iyileşmesini sağlıyor. Bal içerdiği enzimler sayesinde de şişmanlığı önler’ ifadelerini kullandı.

http://www.sabah.com.tr/Saglik/2014/02/12/balin-bir-faydasi-daha-ortaya-cikti

Kadınlara Yönelik Önemli Proje

Sayın Başbakanımızın eşleri Emine Erdoğan Hanımefendi himayesinde yürütülmekte olan ve eş zamanlı olarak 81 ilde uygulanmaya konulan “ Kadınlar İçin Mesleki Eğitim Projesi” ilimizde de start aldı. Konuyla ilgili dün Sayın Valimiz Hasan Karahan ve eşi  Şule Meral Karahan Hanımefendinin himayesinde ilk tanıtım toplantısı yapılarak ilgili kurumlarla işbirliği içerisinde ve Gönül Elçilerinin de desteği ile projenin yürütülmesi planlandı.

Vali Karahan ve eşi Meral Karahan bu önemli projenin amacına ulaşması için ilgililerin hassas ve duyarlı olmalarını istediler.

Proje ile ilimizdeki kadınlara bir meslek, iyi bir iş, ikinci bir şans kazandırmayı hedeflemektedir.

Kadınlar için Mesleki Eğitim Projesi ile; örgün eğitim dışında kalmış kadınların Mesleki Açık Öğretim Lisesine yönlendirilerek eğitime kazandırılması, akabinde mezun olanların iş yaşamına katılımlarına aracı olunması, kadınların toplumsal yaşama daha fazla dahil olması, ekonomik ve sosyal yönden güçlenmelerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

 Sayın Valimizin Eşleri Şule Meral Karahan Hanımefendi himayesinde gerçekleştirilen projede, Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü, Milli Eğitim İl Müdürlüğü, Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü ve İl Müftülüğü birlikte çalışmaktadır.

Ay içerisinde tüm ilçelerimizde proje ile ilgili programlar düzenlenecektir.

http://www.giresun.gov.tr/syf/haberiGoster.aspx?haber_ID=13516

TKDK 12. Başvuru Çağrıları Başladı

Kırsal Kalkınma Programı kapsamında hazırlanan projelere 488 milyon 772 bin avro hibe desteği sağlanacak. Tarım ve Kırsal Kalkınmayı Destekleme Kurumu (TKDK) Kırsal Kalkınma (IPARD) Programı’nın 12. başvuru çağrıları başladı. Program kapsamında hazırlanan projelere 488 milyon 772 bin avro hibe desteği sağlanacak. TKDK’dan yapılan açıklamada, IPARD Programının 15 Ocak 2014’te 12. başvuru çağrı ilanın çıktığı, yüzde 75’i AB ve yüzde 25 Türkiye Cumhuriyeti katkısından oluşan toplam destek bütçesinin 488 milyon 772 bin 128 avro olduğu bildirildi. TKDK, AB’nin katılım öncesi mali yardım aracı olan IPA’nın kırsal kalkınma bileşeni kapsamında süt ve et üreten tarımsal işletmelere; süt ve süt ürünlerinin, et ve et ürünlerinin, meyve ve sebzelerle su ürünlerinin işlenmesi ve pazarlanmasına; çiftlik faaliyetlerinin çeşitlendirilmesi ve geliştirilmesi, yerel ürünlerin ve mikro işletmelerin geliştirilmesi, kırsal turizmle kültür balıkçılığının geliştirilmesine yönelik yatırımlara yüzde 50-65 arasında hibe desteği sağlayacağı belirtilen açıklamada, proje başvuruların yapılacağı ve yatırımların uygulanacağı iller şöyle sıralandı:

“Afyonkarahisar, Ağrı, Aksaray, Amasya, Ankara, Ardahan, Aydın, Balıkesir, Burdur, Bursa, Çanakkale, Çankırı, Çorum, Denizli, Diyarbakır, Elazığ, Erzincan, Erzurum, Giresun, Hatay, Isparta, Kahramanmaraş, Karaman, Kars, Kastamonu, Konya, Kütahya, Malatya, Manisa, Mardin, Mersin, Muş, Nevşehir, Ordu, Samsun, Sivas, Şanlıurfa, Tokat, Trabzon, Uşak, Van ve Yozgat.”

“Kamu Katkısı” olarak adlandırılan destek, program çerçevesinde gerçekleşmiş yatırımlar için geri ödemesiz olarak kullandırılacak. 12. başvuru çağrı ilanı kapsamında hazırlanacak başvurularda yatırım süreleri 2 taksiti geçmeyecek şekilde planlanacak. Programın güncel hali, taksitlendirmenin nasıl yapılacağı ile başvurular hakkında detaylı bilgiye “www.tarim.gov.tr” ve www.tkdk.gov.tr” adreslerinden ulaşılabilecek. Başvurular, TKDK il koordinatörlüklerinde bugünden itibaren kabul edilecek, 10 Mart 2014 Pazartesi saat 21.00’de sona erecek.

IPARD Programı

Avrupa Komisyonu tarafından 25 Şubat 2008’de onaylanan Kırsal Kalkınma (IPARD) Programı; Türkiye’nin katılım öncesi dönemdeki öncelikleri ve ihtiyaçlarını dikkate alarak, sürdürülebilir  kalkınmayı sağlamak için kapasite oluşturmayı hedeflemekte, işletmeleri AB standartlarına yükseltmeyi amaçlıyor.

IPARD fonları; ortak tarım politikası ve gıda güvenliği, veterinerlik ve bitki sağlığı ile ilgili alanlara ilişkin topluluk standartlarının uygulanması ve tarım sektörünün sürdürülebilir adaptasyonuna katkı sağlanması, tarım-çevre tedbirlerinin ve yerel kırsal kalkınma stratejilerinin uygulanması için hazırlık niteliğinde faaliyetlere katkı sağlanması ve kırsal ekonominin gelişimini destekleyerek, kırsal alanların sürdürülebilir kalkınmasına katkı sağlanmasına yönelik olarak kullandırılacak.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4100_tkdk-12–basvuru-cagrilari-basladi.html