Monthly Archives: Şubat 2014

Çiftçilere Tarsim Uyarısı

Tarım Sigortaları Havuzu’na kayıtlı çiftçilerin, ürünleri ve tarım alanlarını sigorta yaptırırlarken dikkatli olmaları gerektiği bildirildi. Kumluca Çiftçiler Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Başkanı Mustafa Çetin, tarım sigortası yaptırmak isteyen çiftçilerin dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi. Çetin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Tarım Sigortaları Havuzu (TARSİM) kapsamındaki primlerin yarısının devlet tarafından ödendiğine dikkati çekti. Poliçedeki eksiklerin daha sonra olumsuz durumlara neden olabileceğine değinen Çetin, sigorta yaptıran çiftçilerin poliçelerini dikkatle incelemeleri gerektiğini bildirdi.

Poliçelerdeki eksiklerin biran önce giderilmesini öneren Çetin, şöyle konuştu:

“Poliçedeki ürünlerle seralarındaki ürünler aynı olsun. Sigorta poliçesine dolu, fırtına, hortum ve sel gibi hayati önem taşıyan riskleri yazdırsınlar. Poliçede sera aksamı, sera içindeki ürün, sera üstü plastik veya cam örtü, mutlaka kapsam içinde yer almalıdır. Aksi takdirde olası bir durumda sigorta ekspertizi ‘Poliçede yok’ diyerek hasar ödemesi yapmıyor.”

Bu yıl Kumluca ve çevresinde birçok afet yaşandığını, bundan çiftçilerin büyük zarar gördüğünü hatırlatan Çetin, sigorta yaptıran ve poliçelerinde eksiklik bulunmayan çiftçilerin zararlarının büyük ölçüde karşılandığını açıkladı.

Çetin, poliçedeki muafiyet ve müşterek muafiyet oranlarının da çok önemli olduğunu, bu konuda da çiftçilerin ürünlerini sigorta yaptırırlarken daha dikkatli olmaları gerektiğini bildirdi.

http://www.haberler.com/ciftcilere-tarsim-uyarisi-5627781-haberi/

‘Tarımda Suyun Etkin Kullanım Programı’ Hayata Geçiyor

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, 2014-2018 dönemini kapsayan 10. 5 yıllık Kalkınma Planı’nda yer alan “Tarımda Suyun Etkin Kullanılması Programı” çerçevesinde mevcut sulama altyapılarının modernizasyonunun ve etkinliğinin artırılacağını bildirdi. Orman ve Su İşleri Bakanlığından yapılan açıklamada, kişi başına bin 500 metreküp olmak üzere toplam 112 milyar metreküp tüketilebilir su potansiyeline sahip olan Türkiye’nin, bu su potansiyelinin 44 milyar metreküpünü tarım sektöründe kullandığı belirtildi.

 Toplam tüketilebilir su potansiyelinin yüzde 73’üne denk gelen bu rakam ile Türkiye’nin su kısıtı yaşayan ülkeler arasında yer aldığı ifade edilen açıklamada, Türkiye’nin su zengini olmaması ve 2023 hedefleri doğrultusunda Orman ve Su İşleri Bakanlığı koordinasyonunda hazırlanacak ve izlenecek Tarımda Suyun Etkin Kullanma Programı kapsamında 5 bileşenin ve bu bileşenlerin altındaki politikaların tanımlandığı, bileşenlerden 3’ünün sorumluluğunun DSİ Genel Müdürlüğünde, 2’sinin ise Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığında bulunduğu aktarıldı.

Kalkınma Bakanlığına sunulmak üzere düzenlenen program kapsamında DSİ Genel Müdürlüğünce geliştirilen sulama tesislerinde, su tasarrufu sağlayan damlama ve yağmurlama modellerinin payının, plan döneminde yüzde 20’den yüzde 25’e yükseltileceği belirtilen açıklamada, şu bilgiler verildi:

 “Ayrıca DSİ sulamalarında yüzde 62 olan sulama oranı 68’e, yüzde 42 olan sulama randımanı ise yüzde 50’ye çıkarılacak. Yine bu dönemde su tasarrufu sağlayan toplam modern sulama sistemi sayısı her yıl yüzde 10 oranında artırılacak ve yeraltı suyu kullanımı yüzde 5 düşürülecek.

 Su kaynaklarının etkin kullanımı ve yönetimi, sürdürülebilir kalkınma ve gıda güvenliğinin sağlanması maksadıyla hazırlanan program 5 bileşen, bu bileşenler altında tanımlanan 16 politika ve bu politikaları gerçekleştirmek üzere yapılacak 59 eylemden oluşuyor. Bu bileşenler ile mevcut sulama altyapısının modernizasyonu ve etkinliğinin artırılarak suyun bilinçli kullanımı için tarım üreticilerine yönelik eğitimler verilecek. Bileşenler çerçevesinde ayrıca destekleme politikaları su kısıtı esas alınarak gözden geçirilecek, su havzaları bazında su bütçesi çalışmaları yapılacak ve sulamada kurumsal yapı etkinleştirilecek.”

 Açıklamada, “Tarımda Su Kullanımının Etkinleştirilmesi Programı”nın, yaklaşık 15 milyar 773 milyon lira yatırım bedeliyle gerçekleştirileceği kaydedildi.

http://www.hakimiyet.com/gundem/tarimda-suyun-etkin-kullanim-programi-hayata-geciyor-h319681.html#ixzz2sxBypzoV

Küresel Isınma Karadeniz’de Bağcılığı Geliştirecek

Küresel ısınmanın da etkisiyle hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin üzerinde seyrettiği Karadeniz Bölgesi’nde, özellikle tütün yetiştirilmeyen güneye bakan arazilerde bağcılık yapılabileceği belirtiliyor.Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Çelik, AA muhabirine yaptığı açıklamada, küresel ısınmadan dolayı Karadeniz Bölgesi’ndeki tarımsal faaliyetlerde de değişiklik yaşandığını söyledi.

 Türkiye’de bağ alanı üretim ve verimi bakımından Karadeniz Bölgesi’nin son sırada yer aldığını dile getiren Çelik, şöyle devam etti:  “Geçmişte Karadeniz Bölgesi bağcılık bakımından önemliydi. Karadeniz çevresindeki yerleşim alanlarında mükemmel ve son derece verimli bağların olduğu, gezgin ve tarihçiler tarafından bildirilmiştir. Ayrıca Yunanlı coğrafya uzmanı Strabo, milattan önce 4’üncü yüzyılda Trabzon ve çevresinde çok verimli ve mükemmel bağların bulunduğunu yazmıştır. Canik Sancağı olarak bilinen ve Samsun ili ve Bafra ilçesini de kapsayan bölgede 19’uncu yüzyılda yaygın bir şekilde bağcılık yapıldığı eski kayıtlarda belirtilmektedir ancak aynı dönemde bölgede tütün ekim alanlarının artmasıyla bağlar sökülmüş ve bağcılık yok olmuştur.”  Prof. Dr. Çelik, “Son yıllarda küresel iklim değişiklikleri Karadeniz’de bağcılığı tekrar cazip hale getirmiştir. Güneye bakan alanlarda tütün üretiminden boşalan tarım arazileri ve yamaçlarda bağcılığın geliştirilmesi için çalışma yürütüyoruz” ifadesini kullandı.

– “Önemli bir üretim üssü olacak”

Fakültelerince son yıllarda Karadeniz Bölgesi’nde özellikle kokulu kara üzümlerin yaygınlaştırılması için başlattıkları çalışmaların sürdüğünü anlatan Çelik, şöyle konuştu:  “Özellikle güneye bakan yamaçlarda, tütünden boş kalan tarım alanlarında bağ kurmayı amaçlıyoruz. Çünkü Karadeniz Bölgesi artık bağcılık için gerekli iklime sahip. Bölgenin asıl ürünleri fındık ve çayın ekonomik olmadığı yerler ile Samsun’da güneye meyilli alanlarda kokulu kara üzüm bağcılığını şiddetle önermekteyiz. Bu alanlarda telli destek sistemi kullanılarak modern bağların kurulmasını amaçlıyoruz. Kokulu üzümlerin, üzüm suyu sanayisinde, sofralık üzümlerin ise ülke genelinde satışa sunulmasını amaçlıyoruz. Bu konuda TÜBİTAK tarafından desteklenen bir proje ile bölgedeki üstün verimli kokulu kara üzüm tiplerini belirledik.”  Kuzey Amerika’dan 22 üzüm çeşidi getirdiklerine dikkati çeken Çelik, “Araştırma ve uygulama sahamızda çoğaltarak bölgedeki verimliliğini ve uyumunu araştırdık. Bölgemizde bağcılığın gelişmesi için uygun çeşitleri belirledik. Bölgemizden topladığımız üstün verimli kokulu kara üzüm tipleri ile yurt dışından getirdiğimiz Amerika orijinli yeni çeşitlerden fidan üretiyoruz” dedi.

http://www.beyazgazete.com/haber/2014/2/1/kuresel-isinma-karadeniz-de-bagciligi-gelistirecek-2113660.html

http://www.tarimtv.gov.tr/VD129_turkiye-bagciligi-ve-onemli-uzum-cesitlerimiz.html

Atık Yağlar Sabuna Dönüşüyor

Afyon Kocatepe Üniversitesi (AKÜ) Gıda Kontrol Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erman Duman, atık yağların evde tencerede kaynatılarak sabuna dönüştürülebileceğini söyledi. Türkiye’de her yıl tüketilen 1.7 milyon ton bitkisel yağın, 350 bin tonu atık yağ olarak önce kanalizasyona, oradan da yer altı sularına ve toprağa karışıyor. Bu nedenle atık yağlar çevre kirliliği sorununu beraberinde getiriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı kamu spotlarıyla; çevre kuruluşları, belediye ve özel şirketler ise özel çalışmalarla atık yağların geri dönüştürülmesi konusunda çalışmalar yürütüyor.

Bu kurumların yürüttüğü çalışmalara en somut destek, AKÜ’den geldi. Devlet Planlama Teşkilatı desteğiyle AKÜ bünyesinde 1.2 milyon liraya kurulan Gıda Kontrol Araştırma Uygulama Merkezi’nde atık yağlardan biodizel, gliserin ve sabun elde ediliyor.

350 bin ton atık yağ

AKÜ Gıda Kontrol Araştırma Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Erman Duman, çevre problemlerinin başında, gıda atıklarının neden olduğu çevresel kirliliğin geldiğini söyledi. Bu kirliliğin hem ekonomik hem de halk sağlığı açısından önemli kayıplara neden olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Duman, petrolden sonra Türkiye’nin en önemli ithalat kalemlerinden bitkisel yağların yıllık tüketiminin 1.7 milyon tonu aştığını kaydetti. Yrd. Doç. Dr. Duman, her yıl 350 bin ton atık yağın çevreye verildiğini belirtti.

Balık ölümlerinin nedeni atık yağlar

Atık yağların yeniden kullanımının mümkün olduğunu vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Duman, “Evde kullanılan yağın atık kısmı lavaboya döküldüğünde önce kanalizasyona, oradan derelere, akarsulara, göllere, denizlere karışıyor. Bunun yanında toprak ve yer altı sularına zarar veriyor. Maalesef bundan sonra zincirleme bir tepkime meydana geliyor. Kızartmada kullanılan 1 litre atık bitkisel yağ, su kaynaklarına karıştığında 1 milyon litre suyu kirletmekte. Atık yağ, su kaynağının üzerini ince bir katman halinde sarıyor. Maalesef bu katman su içinde yaşayan canlıların oksijenle temasını kesiyor. Yaz aylarında sıklıkla duyduğumuz balık ölümlerinin temel nedeni budur” dedi.

Biozel elde ediliyor

Atık yağlardan geri dönüşümün çevre açısından önemine değinen Yrd. Doç. Dr. Erman Duman, kimyasal testlere tabi tutulan atık yağların yönetmeliğe uygun olması durumunda biodizel ve sabun üretiminde kullanılabildiğini söyledi. Bitkisel yağların evlerde kızartmalık olarak 3 kez kullanabildiğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Duman, kızartmada kullanılan gıdanın çeşidine göre sağlık açısından bitkisel yağın en doğal kullanım şeklinin en fazla 2 kez olduğunu belirtti.

Vatandaşlara ‘Atık yağları lavaboya dökmeyin’ tavsiyesinde bulunan Yrd. Doç. Dr. Duman, belediyelerin bundan ciddi gelir elde edebileceğini anlattı. Köy, belde ve sitelerde atık yağ toplama alanlarının yaygınlaştırılması gerektiğine vurgu yapan Yrd. Doç. Dr. Duman, “Belli dönemlerde bu atık yağlar toplanarak biodizel ya da sabun üretilebilir. Böylece atık maddeden ülke ekonomisine girdi sağlanır, çevre korunur” dedi.

Atık yağdan sabun

Biodizel üretiminin bazı riskler içermesi nedeniyle testlerin uygun işletmeler tarafından yapılmasının daha uygun olduğunu anlatan Yrd. Doç. Dr. Duman, isteyen herkesin kendi evinde, ocağını ve tenceresini kullanarak sabun üretebileceğini belirtti. Sadece 2 kez kullanıldığı bilinen bir yağdan hiçbir teste gerek kalmadan gönül rahatlığıyla sabun yapılabileceğini vurgulayan Yrd. Doç. Dr. Duman, “Atık yağı tuzlu bileşikler olarak bilinen ‘sodyum hidroksit’ ya da ‘potasyum hidroksitle’ belli oranda karıştırıp ısıl işleme tabi tutarak sabun üretmek mümkün. Atık yağ ve bileşenler bir tencereye konularak ocakta düşük ateşte ısıtılır. Atık yağ hamur yoğunluğuna gelene kadar sürekli karıştırmak gerekiyor. Hamur yoğunluğuna ulaştığında kalıplara dökülerek soğutmaya bırakılır ve sabun elde edilir. Burada özellikle bileşenlerin kullanım oranı ve kullanılacak malzemelerin kalitesine dikkat etmek gerekir” diye konuştu.

Doğal peeling etkili haşhaşlı sabun ürettiler

Kozmetik sektörünün peeling etkisini sağlamak için çeşitli kimyasallar kullandığını da hatırlatan Yrd. Doç. Dr. Duman, peeling etkisini doğal olarak geliştirmek için Afyonkarahisar’ın geleneksel gıdalarından haşhaşın kullanabileceğini söyledi. AKÜ Gıda Kontrol Araştırma Uygulama Merkezi’nde haşhaşlı sabun üretiminin başarıyla yapıldığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Duman, evde hazırlanan sabunun içine karıştırılıp, tamamen dağılacak haşhaşın doğal peeling etkisi oluşturacağını anlattı.

http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/cevre/37225
/Atik_yaglar_sabuna_donusuyor.html

Ceviz Şifa Kaynağı

İçerisindeki yağ profili ve magnezyum sayesinde zihinsel fonksiyonların işlevselliğini artıran ceviz, egzama hastalığından alzheimer’a kadar birçok rahatsızlığa iyi geliyor. Çocukların zeka gelişiminde de önemli rol oynayan ceviz, kalp atışını düzenliyor. Cevizde bulunan yağ asitleri kalp hastalıklarını önleyerek, erkeklerde meydana gelen prostat kanserini engelliyor. Omege 3 yağ oranı düşük çocuklarda oluşan hiperaktif ve davranış bozuklarını da düzenliyor. Cevizin, antioksidan özelliği ile sinir sistemine zarar veren Alzheimer gibi çok kuvvetli hastalıkların ilerlemesini yavaşlatıyor.

Gaziantep’te 11 yıldan bu yana kuruyemişçilik mesleği ile uğraştığını belirten Zeynel Abidin Karaoğlu,“Ceviz, kabuklu kuruyemişler içerisinde içerdiği yağ asitleri bakımından E vitamininden kat kat daha üstün bir yapıya sahiptir. Ceviz Omega 3 bakımından zengin olduğu için çocukların zeka gelişimine faydası çoktur” diye konuştu

http://www.tarimtv.gov.tr/HD4071_ceviz-sifa-kaynagi.html