Monthly Archives: Ağustos 2014

Taze Ceviz Yemek İçin İki Neden Daha

Cevizin insanoğlunun besin olarak ilk yararlandığı bitkilerden biri olarak  biliniyor. Eski ‘Signatür’ teorisinde ceviz tohumunun beyne benzemesi nedeniyle beyni geliştirdiğine inanılırdı. Nitekim cevizdeki L-arjinin amino asidinin beyin işlevlerini desteklediği yönünde bulgular mevcut. Ancak son 20-30 yılda yürütülen deneysel ve klinik çalışmalar cevizin çeşitli tip oksidatif etkenler üzerinde antioksidan etkisi bulunduğunu ve buna bağlı olarak kan lipit ve kolesterol değerlerini düşürdüğünü ortaya koyuyor. Bu bakımdan cevizin bir besinin ötesinde, bir sağlık savaşçısı olarak özellikle kalp ve damar sağlığının korunması ve düzenlenmesine yönelik uygulamaları ön plana çıkıyor.

Çoklu doymamış yağ asitleri bakımından zengin ceviz tohumlarında bulunan linoleik asit (yağın yüzde 52.4’ü) ve alfa-linolenik asit (yüzde 12.5) kolay oksitlenebilme özelliğinde. Ancak ceviz tohumlarının içinde bulunan E vitamini (tokoferoller) ve ceviz tohumlarının sarı renkli zarındaki fenolik bileşiklerin (başlıcası hidroliz olmayan elajik tanenler) ‘antioksidan’ etkisi sayesinde bu bozulma önleniyor.

SUDA SABAHA KADAR BEKLETİN

Bu konuda birkaç yıl önce bizim yaptığımız ufak ölçekli bir klinik çalışmada üç aylık uygulamada kan lipit değerlerinde yüzde 15’lik bir düşme sağlandığını gözlemlemiştik (yazılarımı izleyenler hatırlar).  Akşamdan 3-4 adet ceviz meyvesi kırılıp bir bardak suda sabaha kadar bekletilir.  Sabah kalkınca aç karnına önce bardaktaki sarı renkli su içilir ve ardından cevizler yenir.  Suyun içinde çözünen antioksidan etkili tanen tipi polifenolik bileşenlerine bağlı olarak tadı buruktur.  Yenen cevizlerde ise antioksidan E vitamini bulunur.

Yeni yayımlanan iki klinik çalışmanın sonuçları da bizim bulgularımızı destekliyor. ABD’de yapılan iki klinik çalışmadan biri 23 ile 44 yaşları arasında 32 sağlıklı gönüllüde yürütülmüş. Bir gruba yüksek doymuş yağ içerikli diyet, diğer gruba ise ceviz (90 gram) verilmesinden 24 saat sonra ölçülen kan değerlerinde ceviz verilen grupta kan antioksidan kapasitesinin (gama-tokoferol ve kateşinler) belirgin bir şekilde yükseldiği, lipit değerlerinin ise düştüğü görülmüş. Yani tek sefer bile ceviz yenilmesiyle etki ortaya çıkmaya başlıyor. Bu çalışma dünyada en yüksek yaş ortalamasına sahip yerlerden biri olan Loma Linda’da (ABD) yapılmış.

Taze cevizin piyasaya çıktığı bu günlerde sağlığımızı korumak için böylesine değerli besinden yararlanmak akılcı olacaktır.

KOLESTEROLE DE KARŞI

Diğer çalışmada ise cevizin obez ya da aşırı kilolu orta derecede yüksek kolesterol hastalarında kan lipit değerleri üzerindeki etkisi incelenmiş. Bu defa ceviz tohumunun her parçasının etkisi ayrı ayrı değerlendirilmiş. Yani gruplara ayrı ayrı tek seferde; tüm ceviz (85 gram), ceviz tohumunun sarı zarımsı kısmı (5.6 gram), yağı alınmış ceviz tohumu (34 gram) veya ceviz yağı (51 gram) verildikten sonra biyokimyasal tahlil sonuçları değerlendirilmiş.

Sonuç olarak ceviz tohumunun her kısmının ayrı ayrı yararları bulunduğu, birbirinin etkilerini tamamladığı gözlemlenmiş. Ceviz yağı, içindeki alfa-linolenik asit (ALA), fitosteroller gibi yağda çözünen bileşenler nedeniyle tüm ceviz ve sarı tohum zarından daha hızla emilerek bilhassa damar işlevleri (endotel) üzerinde etki göstermiş. Araştırmada gözlenen bir başka yeni bulgu ise tüm ceviz ve ceviz yağının kolesterolü düşürücü etki şekline yönelik. Cevizin iyi huylu kolesterol olarak bilinen HDL ve apoA-1’den bağımsız olarak, kolesterolün taşınmasını baskılayarak koroner damarlarda birikmesini azalttığı ileri sürülüyor (bilimsel olarak, kalp krizi riskinin belirlenmesinde bir değer olarak kabul edilen makrofajlardan kolesterol efluksunu önleyerek).Prof. Dr. Erdem Yeşilada

http://haber.stargazete.com/yazar/taze-ceviz-yemek-icin-iki-neden-daha/yazi-930271

Tarım Ürünlerinin İhracat İade Oranları

Uluslararası piyasalarda rekabet gücünü ve ihracat potansiyelinin artırılması amacıyla tarımsal ürünlerde uygulanacak ihracat iadesi oranları belirlendi.   Para-Kredi ve Koordinasyon Kurulunun konuya ilişkin kararı, Resmi Gazete’de yayımlanarak 1 Ocak 2014’ten geçerli olmak üzere yürürlüğe girdi. Türkiye’nin tarımsal ürünlerinin uluslararası piyasalarda rekabet gücünü ve ihracat potansiyelini artırmayı amaçlayan karar, Destekleme ve Fiyat İstikrar Fonundan karşılanmak üzere ihracat iadesi yardımlarından yararlanacak ürün cinslerini, ihracat iade miktarlarını, miktar barajlarını ve bunlara yapılacak azami ödeme oranlarını belirliyor.

 Buna göre, kümes hayvanları etleri (sakatatlar hariç), yumurta, bal, buket yapmaya elverişli veya süs amacına uygun cinsten çiçek ve tomurcuklar, dondurulmuş ve kurutulmuş sebzeler, meyveler, zeytinyağı, hazır ve konserve balıklar, kümes hayvanları etinden, sakatatından yapılmış sosisler ve benzeri ürünlerle kümes hayvanları etinden hazırlanmış veya konserve edilmiş ürünler, çikolata ve kakao içeren gıda müstahzarları, makarnalar, bisküvi, gofret ve kekler, dondurulmuş sebze, meyve ile meyve sebze işleme sanayine dayalı gıda maddeleri, reçel, jöle, marmelat ile meyve veya sert kabuklu meyve püreleri veya pastları, meyve ve sebze suları ile meyve nektarları ihracatının kararla belirlenen miktardaki ihracatına yüzde 15 ile yüzde 100 arasında değişen oranlarda ihracat iadesi yapılacak.

“İŞLENMİŞ TARIM ÜRÜNLERİ İHRACATININ DAHA İLERİ SEVİYELERE ÇIKARILMASI HEDEFLENMEKTEDİR”  Ekonomi Bakanlığından yapılan açıklamada, Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarına İlişkin Karar ile işlenmiş tarım ürünleri ihracatının devlet destekleriyle daha ileri seviyelere çıkarılmasının hedeflendiği belirtildi.

 Bakanlıktan yapılan açıklamada, tarımda ihracatçıların uluslararası alanda rekabet güçlerinin geliştirilerek pazar paylarının artırılması amacıyla katma değeri yüksek, üretim, ihracat ve istihdam potansiyeli olan nihai tüketiciye yönelik işlenmiş tarım ürünlerinin ihracatının desteklendiği ifade edildi.

 Söz konusu desteklerin Dünya Ticaret Örgütü yükümlülükleri dikkate alınarak hazırlandığı, bu kapsamda Tarımsal Ürünlerde İhracat İadesi Yardımlarına İlişkin Karar’ın Resmi Gazete’de yayımlandığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

 “Bu karar marifetiyle ülkemiz gıda sanayisinin ulaştığı gelişmişlik düzeyi, ürün yelpazesinde sağladığı kalite ve çeşitliliğin yanı sıra ülkemizin Avrupa, Bağımsız Devletler Topluluğu ülkeleri, Orta Doğu ve Kuzey Afrika pazarlarına yakınlığının sağladığı lojistik avantajlar da göz önüne alındığında, işlenmiş tarım ürünleri ihracatının devlet destekleriyle daha ileri seviyelere çıkarılması hedeflenmektedir.

 Karar ile ayrıca ihracata yönelik, tüketici taleplerine uygun çeşit ve kalitedeki ürünlerin üretiminin, üretici/ihracatçı işbirliğiyle geliştirilmesinin daha yüksek düzeyde teşvik edilebilmesi amacıyla İhracat Bağlantılı Tarımsal Üretim Sözleşmesi kapsamında temin edilerek ihraç edilecek ürünler ile organik ürünlere ilave destekler sağlanmaktadır. Bu çerçevede; ülkemiz çiftçileri, sanayicileri ve ihracatçılarının bir sinerji içerisinde birbirlerinden güç alarak daha büyük üretim ve ihracat başarılarına imza atmaları için kamu destekleri, etkin bir politika aracı olarak kullanılmaktadır. Söz konusu desteklerden faydalanmak için ihracatçılarımızın, fiili ihracatlarını müteakip ilgili ihracatçı birliklerine müracaat etmeleri gerekmektedir.”

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/08/28/tarim-urunlerinin-ihracat-iade-oranlari

Turizm Sektörüne Eğitim Desteği

Turizm sektöründe eğitimin kalitesini ve çevre duyarlılığını güçlendirmek için 7,5 milyon avro bütçeli proje hayata geçirildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca yürütülen “Turizm Sektöründe İşverenlerin ve Çalışanların Uyum Yeteneklerinin Arttırılması Projesi (TUYUP)” kapsamında sektör temsilcileri ilk kez bir araya geldi. Türkiye Otelciler Federasyonu Genel Sekreteri Savaş Çolakoğlu, bir otelde düzenlenen toplantıda, “dünya turizminde süper lige çıkan Türkiye’nin, turist sayısında 6’ncı, turizm gelirlerinde ise 12’nci sırada yer aldığını” belirtti.

Türkiye turizminin daha üst sıralara çıkması için nitelikli ve eğitimli personele ihtiyaç olduğunu vurgulayan Çolakoğlu, “Binaya ve tesislere yaptığımız yatırımlar kadar beraber çalıştığımız arkadaşlarımıza, personelimize, kendimize de yatırım yapmak zorundayız ki birinci ligde oynamaya devam edelim, yoksa küme düşeriz” dedi.

Çolakoğlu, turizm alanında dikkatli ve özverili olmak gerektiğini, turizmi çeşitlendirirken de hizmet kalitesini artırmak gerektiğini vurguladı.

Araştırma ve Eğitim Genel Müdürü Okan İbiş de Bakanlık olarak turizm sektörünün daha da kalkınması için üzerlerine düşeni yapacaklarını kaydetti.

TUYUP

Yıl başında başlayan ve 2016 yılının temmuz ayında tamamlanması planlanan projeyle özellikle, Turizm İşletme Belgeli tesislerin ön büro, servis, kat hizmetleri ve mutfak çalışanlarının mesleki, teknik ve yabancı dil becerilerinin ihtiyaçlar ve AB standartları çerçevesinde geliştirilmesi amaçlanıyor.

Proje kapsamında, 4 binin üzerinde turizm işletmesine, sektör çalışanlarına, ilgili meslek odalarına, sendikalara, sivil toplum örgütlerine, üniversitelere doğrudan ulaşılacak ve 180 bin saat eğitim verilecek.

Özel eğitim kuponları uygulaması hayata geçirilerek turizm eğitimi kolaylaştırılacak. Proje dahilindeki eğitimlere katılan ve Mesleki Yeterlilik Sınavı’na katılmaya hak kazanan çalışanların sınav ücretleri proje çerçevesinde ödenebilecek. Sınavda başarı göstererek belge almaya hak kazanan çalışanlar, işverenlerine 12 ay süreyle sigorta indiriminden yararlanma hakkı sağlayabilecek.

Çevreye duyarlı turizm işletmelerinin çoğaltılması ve bu alandaki bilinirliğin artırılması için “Yeşil Yıldız Belgesi Farkındalık Programı” yürütülecek. Bu kapsamda, Türkiye genelinde seçilecek 15 iyi uygulama otelinin Yeşil Yıldız Belgesi sahibi olabilmesi için ücretsiz eğitim ve danışmanlık hizmeti verilecek.

Geniş çaplı turizm sektörü işgücü araştırması gerçekleştirilecek, turizm eğitimi veren kuruluşların kapasiteleri geliştirilerek işbirlikleri güçlendirilecek.

Online bilgi bankası kurularak sektörün ihtiyacı olan eğitim materyallerine ve güncel verilere kolay ulaşım imkanı sağlanacak

http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/27079532.asp

Bozulmak Üzere Olan Meyveleri Değerlendirin

Yaz biterken yaza ait meyvelerin de zamanı hızla geçiyor. Elinizde kalan ve lekelenerek çürümeye yüz tutmuş meyve ve sebzeleri çöpe atmanıza gerek yok. Sizin için, yazın sonunda elinizde kalan meyve ve sebzeleri değerlendirip lezzetli yiyecekler haline getirebileceğiniz bir kaç pratik bilgiyi bir araya getirdik.

Suyunu Çıkarın

Sıyrık ve çürük meyveleri katı bir şekilde tüketemediğiniz zamanlarda yapmanzı gereken çok basit bir şey var. Üzüm ve limon gibi meyvelerin suyunu soda ile karıştırıp içebilirsiniz. Böylece bozulmak üzere olan ve tadında hafif değişme olabilecek bu tip meyveleri bu şekilde değerlendirmiş olacaksınız.

Reçel Yapın

Meyvenin kendisi ezilmişse zaten reçel yapmaya hazır hale gelmiş sayılır. Örneğin domatesin özellikle çürüklerini seçip güzel bir reçel haline getirebilirsiniz. Domates teknik olarak meyve sayılır ve elde edeceğiniz reçel de oldukça lezzetl ibir kahvaltılık olacaktır. Aynı işlemi çilek, kayısı ve diğer meyveler için de uygulayabilirsiniz.

Fırına Atın

Çürümüş meyveleri kek ve poğaça gibi yiyeceklerin içine atıp fırında pişirebilirsiniz. Böylece atmak zorunda kalmayacak ve keklerinize lezzet katmış olacaksınız.

Dondurun

Muz, çilek, mango ve aklınıza gelebilecek her türlü meyveyi buz dolabınıza atıp dondurabilirsiniz. Ayrıca bozulmak üzere olan bu tip meyveleri yoğurt içerisine karıştırıp buzluğa da atabilirsiniz. Kendi meyveli yoğurdunuzu yapmak iyi bir fikir olacaktır.

http://yazarkafe.hurriyet.com.tr/Content/592836?contentUrl=http://sporlife.net/bozulmak_uzere_olan_meyveleri_degerlendirin/558

Kene Isırması İş Kazası Sayıldı

KKKA hastalığından hayatını kaybeden çiftçinin ailesine maaş bağlandı. Çorum’da tarlada çalıştığı sırada kene ısırması sonucu yakalandığı Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığından hayatını kaybeden çiftçinin ölümünü iş kazası sayan ve ailesine maaş bağlanmasına hükmeden mahkeme kararı, Yargıtay tarafından da onandı. Merkeze bağlı Serpin köyünde 14 Haziran 2009’da, başkasına ait tarlada çalıştığı sırada kene tarafından ısırılan İsa Sevim (26), rahatsızlanmasının ardından Çorum Devlet Hastanesine kaldırıldı. KKKA şüphesiyle Ankara Dışkapı Yıldırım Beyazıt Eğitim ve Araştırma Hastanesine sevk edilen Sevim, burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.

 Sevim’in eşi Özlem Sevim, avukatı Teoman Şahin aracılığıyla tarım sigortası bulunan eşinin ölümünün iş kazası sayılarak kendisine ve iki çocuğuna ölüm aylığı bağlanmasını talep etti. Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) tarafından taleplerinin reddedilmesinin ardından Sevim ve avukatı Şahin, 2010 yılı şubat ayında Çorum 1. İş Mahkemesi’ne SGK aleyhine dava açtı.

Yaklaşık 4 yıl süren hukuk mücadelesi sonrasında Çorum 1. İş Mahkemesi, davacı Sevim’in eşinin ölümünün iş kazası olduğu ve kendisi ile çocuklarına ölüm aylığı bağlanması yönündeki talep hakkında karar verdi.

 Mahkeme, İsa Sevim’in başkasına ait bir tarlada çalıştığı sırada kene tarafından ısırıldığının ve daha sonra KKKA hastalığı sonucunda kaldırıldığı hastanede hayatını kaybettiğinin delillerle sabit olduğunu bildirdi.

 “Somut olayın incelenmesinde dosyadaki bilgi ve belgelerden davacının kene ısırması neticesinde vefat ettiğinin tartışmasız olduğu, kenenin ısırdığı anın tam olarak tespit edilmesinin imkansız olduğu” ifadelerine yer veren mahkeme, “Her ihtimalde ölümün tarımsal faaliyet dolayısıyla meydana gelen iş kazası olduğunun kabulünün gerektiği sonucuna varılmıştır” hükmünde bulundu. Mahkeme, kararında İsa Sevim’in kene ısırması sonucu hayatını kaybetmesi ile sonuçlanan kazanın 5510 sayılı yasanın 13. maddesinde öngörülen iş kazası olduğunun tespitine karar verildiğini bildirdi.

 Öte yandan mahkeme, kene ısırması sonucu hayatını kaybeden Sevim’in tarım sigortası bulunduğunu göz önüne alarak, “Sigortalı iken geçirdiği iş kazası veya meslek hastalığı sonucu ölenler için prim ödeme süresi aranmayacağı yönündeki 1479 sayılı kanun dikkate alınarak davacıya talepte bulunduğu 27 Ocak 2010 tarihinden geçerli olmak üzere ölüm aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar verilmesi gerektiği vicdani kanaati ile hüküm kurulmuştur.” şeklinde karar verdi.

SGK, BU KARARINI YARGITAY’A TAŞIDI  Yargıtay 21. Hukuk Dairesi, Çorum 1. İş Mahkemesi’nin verdiği kararı incelemeye aldı. Tetkik hakimleri tarafından incelenen karar, Yargıtay tarafından 13 Mayıs 2014’te oy birliğiyle onanarak, Sevim’in ölümünün iş kazası sayılması ve ailesine ölüm geliri bağlanmasına hükmedildi.

KARAR EMSAL TEŞKİL EDECEK  Sevim’in avukatı Teoman Şahin, müvekkilinin eşinin ölümünün mahkeme tarafından iş kazası sayıldığını ve bu kararın Yargıtay tarafından da onandığını belirtti.

 Müvekkiline ölüm geliri bağlanmasına da karar verildiğini ifade eden Şahin, “Sosyal Güvenlik Kurumu’nun olayın iş kazası olmadığı yönündeki kararı aleyhine açtığımız davada somut olayı, Çorum İş Mahkemesi ve Yargıtay, çağdaş sosyal devlet anlayışına uygun olarak yorumlamış ve kene ısırması sonucu meydana gelen olayı iş kazası olduğu kararı ile diğer yasal koşullarda gerçekleşmiş olduğundan mirasçılara iş kazasından kaynaklanan ölüm geliri bağlanmasına karar vermiştir” ifadelerini kullandı.

Şahin, “Bu şekilde çalışanların kene ısırması sonucu hayatlarını kaybetmeleri, iş kazası sayılmıştır. Böylece bu karar Türkiye’de ilk kez verilerek emsal teşkil edecektir” dedi.

http://www.sabah.com.tr/Ekonomi/2014/08/27/kene-isirmasi-is-kazasi-sayildi