Monthly Archives: Nisan 2011

Kar Payı Olarak İnek Dağıttılar

Erzincan’ın Refahiye ilçesi Yurtbaşı Köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Erzincan’ın örnek tarımsal kalkınma kooperatifleri arasında ilk sırada yer alıyor. 2002 yılında Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından 200 adet gebe güvenin dağıtıldığı kooperatif Can Köyler isimli markayı yaratarak, köyde üretilen sütü işleyerek çeşitli süt ürünlerini pazara sunuyor.

ERZİNCAN (İHA)
Erzincan’ın Refahiye ilçesine bağlı Yurtbaşı köyü Tarımsal Kalkınma Kooperatifi kar payı olarak ortaklarına inek dağıttı. Kooperatif binasında satış mağazası kuran kooperatif ürünlerini hem Erzincan’a hem de İstanbul’a pazarlıyor. Kooperatif yönetimi elde ettiği karla ortaklarına inek dağıtarak, daha çok süt üretimi gerçekleştirmeyi hedefliyor. Kooperatif faaliyetleriyle dikkatleri üzerine çekmesini bildi. Hafta sonu yapılan organizasyonla ortaklarına kar payı yerine inek dağıtan kooperatif takdir topluyor. Düzenlenen organizasyona Refahiye Kaymakamı Mehmet Makas, Erzincan Tarım İl Müdürü Ali Lek, Refahiye İlçe Müdürlüğü yetkilileri ve kooperatif ortakları katıldı. Açılış konuşmasını yapan Yurtbaşı Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı, Zübeyir Durna, kooperatifin köyün kalkınması ve köyde hayvancılık sektörünün gelişmesine büyük katkı sağladığını söyleyerek, ürettikleri sütü işleyerek pazara sunduklarını ve elde edilen gelirle de inek alarak her ortağa birer adet ineği ücretsiz olarak verdiklerini dile getirdi. Sıfırdan başlayan ve bugün değeri milyona yaklaşan bir tesis ortaya koyduklarını kaydeden Durna, ürünlerinin beğeniyle tüketilmesinin kendilerini en çok sevindiren nokta olduğunu söyledi.

HAYVANCILIKTAN PARA KAZANILMASI BİZİ MUTLU EDİYOR

Lek, Tarım Bakanlığı’nın son yıllarda tarımsal kalkınma kooperatiflerine çok büyük destekler aktardığını söyledi. Erzincan’da bugüne kadar tarımsal kalkınma kooperatiflerine 5.486 adet gebe güvenin dağıtıldığını kaydeden Lek, bu yatırımların Tarım Bakanlığı’na maliyetinin 20 milyon TL’yi aştığını söyledi. Yurtbaşı Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin örnek çalışmalara imza attığını vurgulayan Lek, kooperatifin özel sektörle mücadele edebilir düzeye ulaştığını vurguladı. Bölge hayvancılığının gelişmesi adına kooperatiflere verdikleri destekleri sürdüreceklerini kaydeden Lek, çiftçilerin hayvancılıktan para kazanmasının kendilerini mutlu ettiğini, sektörün modern hayvancılık ilkelerine geçmesi durumunda kazancın katlanarak devam edeceğini söyledi. Refahiye Kaymakamı Mehmet Makas ise, ilçede böyle örnek bir kooperatifin bulunmasının kendilerini mutlu ettiğini, Refahiye’de birlik ve beraberliğin simgelerinden birisi olan kooperatifin güçlerin birleştirilmesi ile nelerin ortaya konabileceğinin göstergesi olduğunu söyledi. Organizasyonda daha sonra kooperatif ortaklarına birer adet inek ücretsiz olarak dağıtıldı.

http://yenisafak.com.tr/YurtHaberler/?i=312380

Önce Eğitim Sonra İstihdam

Adana’da bir süre önce uygulamaya konulan; ‘İstihdamın Arttırılmasına Katkı Sağlamak Amacıyla Kalifiye Bahçeci Yetiştirilmesi Projesi’ kapsamında 20 karı-koca çiftçinin önce eğitimden geçirileceği, ardından da sektörde istihdam edileceği bildirildi.Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Kadın Girişimciler Kurulu’nca, Adana Ticaret Borsası (ATB) koordinatörlüğünde yürütülen; ‘Adana’da İstihdamın Arttırılmasına Katkı Sağlamak Amacıyla Kalifiye Bahçeci Yetiştirilmesi Projesi’ kapsamında başlatılan çalışmalar devam ediyor.

Projeyle birlikte özellikle kadınların meslek sahibi olmalarına katkıda bulunulması öngörülürken, proje çerçevesindeki eğitim çalışmalarının da 5 aylık bir zaman dilimini kapsadığı, bu süreçte de çiftçilere teorik ve uygulamalı olarak modern tarım eğitimi verileceği kaydedildi.

Toros Tarım ve Özler Ziraat’in desteğiyle 24 Mart 2011 tarihinde hayata geçirilen; ‘Adana İlinde İstihdamın Artırılmasına Katkı Sağlamak Amacıyla Kalifiye Bahçeci Yetiştirilmesi Projesi’ ile birlikte verilecek olan eğitimlerin de; 20 karı-koca çiftçiyi kapsadığının altı çizildi. Projeye dahil edilen ve modern tarım uygulamaları konularında yetiştirilen çiftçilerin, eğitim programları tamamlandıktan sonra sektörde ‘kalifiye eleman’ olarak istihdam edileceği bildirildi. Bilinçli ve işinin ehli bahçecilerin yetiştirilmesi öngörülen projeyle, özellikle kadın çiftçilerin eğitilerek meslek sahibi olmaları ve bu doğrultuda sürdürülebilir bir istihdam oluşturulması bekleniyor.
http://www.haberfx.net/once-egitim-sonra-istihdam-haberi-362161/

Arı Yetiştiricileri Sigorta Kapsamına Alındı

Sakaryalı arı yetiştiricileri sigorta kapsamına alındı. Sakarya Arı Yetiştiricileri Birliği tarafından Adapazarı Ticaret Borsası toplantı salonunda eğitim paneli düzenlendi.Panele Tarım Bakanlığı Kanatlı ve Evcil Hayvanlar Daire Başkanı Hakan Öztürk, Tarım İl Müdürlüğü yetkilileri, Ziraat Bankası yetkilileri Veteriner hekimler ile çok sayıda arı yetiştiricisi katıldı. Sakarya Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Mustafa Ör, Sakaryalı arı yetiştiricilerinin sigorta kapsamına alındığını belirterek, “Türkiye Arıcılar Birliği ve Ziraat Bankası Genel Müdürlüğü’nün ortaklaşa yürüttüğü proje hayata geçmiştir.

 Sakarya bu proje için pilot bölge seçilmiştir. Bu kapsamda artık, arı ölümleri ve daha farklı zarar ve ziyan için arıcılar korku yaşamayacaklar. Her üretici Ziraat Bankası aracılığıyla ürettiği arıları sigorta kapsamına alarak daha güvenli ve bilinçli bir hayvancılık

yapabilecektir. Bu kapsamda 7 yıllık yatırım kredisi olan arıcılarımız, 24 ay sonra ödenmek üzere kredi de kullanabilecek. Ayrıca, kredi kartı alabilecek. Bunlardan da önemlisi, geçimini sağladığı arıları güvenlik bakımından sigortalayabilecek. Bu bir ilk. Türkiye’de ilk, bölgemizde böyle bir uygulamanın başlatılmış olması bizim için gurur kaynağıdır” dedi
http://www.haberfx.net/ari-yetistiricileri-sigorta-kapsamina-alindi-haberi-363560/

11 Milyarlık Tarım Ürünü Sigortalandı

Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi AŞ (TARSİM) Genel Müdürü Bülent Bora, 5 yılda 11 milyar lira değerinde tarımsal ürünü sigortalayarak çeşitli doğal afet risklerine karşı güvence sağladıklarını belirtti.Tarım Sigortaları Havuz İşletmesi AŞ (TARSİM) Genel Müdürü Bülent Bora, yaptığı yazılı açıklamada, doğal afet sıklığı ve şiddetinin giderek artığını, artık sigortalı olmadan ekonomik bir faaliyette bulunmanın imkansız hale geldiğini ifade etti. Japonya depremi ve akabinde yaşanan tsunaminin tarım alanlarına ve tarımsal faaliyetlere de büyük bir darbe vurduğunun altını çizen Bora, ekonomik bir faaliyet olan bitkisel ve hayvansal üretimin sigortasız yapılmaması gerektiğini bildirdi.

Bora, 5 yıl önce kurulan TARSİM’in bu konuda çok ciddi bir çözüm olduğunu kanıtladığını ifade ederek, bu süre zarfında yaklaşık 11 milyar lira değerinde tarımsal ürünü sigortaladıklarını ve çeşitli doğal afet risklerine karşı güvence sağladıklarını belirtti. Bora, şunları kaydetti:

”Sigorta yaptıran çiftçilerden zarar görenlere yaklaşık 300 milyon lira tazminat ödemesi yaptık ve yapmaya devam ediyoruz. Sistemi benimseyen üreticilerimiz her geçen gün daha fazla teveccüh gösteriyoruz. Devlet primlerin yarısını bazı sigortalarda da üçte ikisini ödüyor. Bu büyük bir imkan, bütün çiftçilerimizi sigorta yaptırmaya davet ediyoruz.”

Bora, açık alandaki bitkisel üretimin yanında örtü altı veya seralarda da yapılan üretimin giderek artığını, hayvancılığın tarımsal faaliyetlerin önemli bir kolu olduğunu ve ekonomik açıdan oldukça ciddi bir potansiyel taşıdığını vurguladı. Bora, tarımsal üretimin sürekliliğini sağlamak için üreticilerin gelirlerinin istikrara kavuşması, bunun içinde üreticilerin doğal afetler nedeniyle uğradıkları parasal kayıpları sigorta sistemi ile telafi etmeleri gerektiğini kaydetti.

2011 yılı başından itibaren erkek besi sığırlarının da kapsama dahil edilmesi ile çiftlik hayvanları yelpazesinin genişlediğini anlatan Bora, tavuklar, hindiler, kültür balıkları, süt ve besi sığırlarının sigortalanabildiğini ve primlerin yarısının devlet tarafından Tarım ve Köyişleri Bakanlığı bütçesinden ödendiğini ifade etti.
http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=230804

Küresel Isınma 20 Yıl Sonra Türkiye’de Neyi Değiştirecek?

Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. İbrahim Atalay, küresel ısınmanın etkisiyle Türkiye’de nelerin değiştiğini ve 15-20 yıl içinde nelerin yaşanabileceğini anlattı. Atalay, AA muhabirine yaptığı açıklamada, iklim değişmelerinde iki iklim tipini esas aldıklarını, bunlardan birinin “sıcak ve nemli”, diğerinin ise “soğuk ve kurak” olduğunu, milyonlarca yıldan bu yana iklim değişikliklerinin bu iki tipte görüldüğünü belirtti. 

Dünyanın dörtte üçünün deniz olduğunu ve sıcak havayla birlikte buharlaşmanın artacağını, bunun da yağış getireceğini anlatan İbrahim Atalay, sanayi devriminden önce Türkiye’de havadaki karbondioksit miktarının 10 binde 27 PPM olduğunu, bugün ise bu oranın 40 PPM’e yükseldiğini söyledi.

Son 100 yılda dünyadaki sıcaklık artışının ise 0,6 derece olduğunu, bazı yerlerde bu oranın biraz yüksek seyrettiğini anlatan Prof. Dr. Atalay, bunun da çok yüksek bir ısınma olmadığını söyledi.

Küresel ısınma konusunda “trenin istasyona geldiğini, ancak henüz kalkmadığını” dile getiren Atalay, “Tren düdük çalıyor, uyarı veriyor. Karbondioksit emisyonu bu şekilde devam ederse sıcaklık artacak” dedi. 

Karla kaplı bölgelerde ısınma olduğunu, deniz seviyesinde de yükselme yaşandığını ifade eden Atalay, bu göstergelerin dünyanın küresel ısınma trendine girdiğini anlattığını söyledi.

“SURİYE ÇÖLÜ GÜNEYDOĞU ANADOLU’YA DAYANACAK”-

Türkiye’de sıcaklık artışının etkisinin en erken 15-20 yıl sonra görülebileceğini ifade eden İbrahim Atalay, “Söz konusu trend devam ederse bugünkü Suriye Çölü Güneydoğu Anadolu’ya dayanacak. Mut Havzası’nda çölleşme etkileri hissedilecek. Buna karşılık Türkiye’de yağış artacak” diye konuştu.

Yağışın şiddetinin de artacağını söyleyen Prof. Dr. Atalay, Akdeniz, Karadeniz ve İstanbul bölgesinde çok şiddetli taşkınların yaşanabileceğini açıkladı.

“Hava ne kadar buhar taşırsa o kadar istikrarsız olur” şeklinde konuşan Atalay, Doğu Anadolu Bölgesi’nin de bugüne göre daha fazla yağış alacağını, ancak bölgedeki tarımın da artabileceğini söyledi.

Fırat ve Dicle nehirlerinin suyla daha çok besleneceğini, iddia edilenin aksine barajlarda çekilme olmayacağını anlatan İbrahim Atalay, “Dolayısıyla küresel ısınmaya bağlı olarak Türkiye’de sıcaklık artışı olsa bile bu ülkenin tarımsal faaliyetlerini etkilemeyecek” şeklinde konuştu. 

Şiddetli yağışlardan en çok etkilenecek bölgenin de Karadeniz olacağını ifade eden Atalay, tüm bu gelişmelerin “bugünden yarına” olamayacağını, tüm gelişmelerin en erken 2025-2030 yıllarında yaşanabileceğini, 2050 yılında hava sıcaklığının bugüne göre 2 derece artış göstereceğini de söyledi. 

Isınmayla birlikte bitki örtüsünün de değişeceğini ifade eden Atalay, denizin 2050’li yıllarda 76 santimetre yükseleceğini dile getirdi.

Kamuoyunda tartışılan küresel ısınmanın köklü olarak iklim değişikliği meydana getiremeyeceğine işaret eden Atalay, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu ısınma trendine bağlı olarak doğa bize şunu söylüyor, (Benim kendime göre bir çalışma kanunum var. Eğer siz bu kanunu bozarsanız, o kanun bozulmuş şekilde çalışır. Siz bana tokat atarsanız. Ben de size yumruğu atarım. Tercih size kalmış.)”
http://www.yesilbilgi.org/kuresel-%c4%b1sinma-20-yil-sonra-turkiyede-neyi-degistirecek.aspx