Monthly Archives: Nisan 2012

Doğa Turizmi İlgi Bekliyor

”Turizmin kıyıdan içe doğru çekilebilmesi ve iç göçün durdurulabilmesi için doğa turizmi biçilmiş kaftan”. Türkiye’ye gelen turistlerin genellikle sahil şeridini tercih ettiği, buna karşın doğa turizmi alanında yapılacak çalışmalarla çok sayıda doğal güzelliğe sahip farklı bölgelerdeki kentlerin de turizm pastasından pay alabileceği bildirildi. Türkiye Seyahat Acenteleri Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Üyesi, Doğa, Macera ve Sürdürülebilir Turizm Komitesi Başkanı Sinan Haliç, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çok sayıda doğal güzelliği bulunan Türkiye’nin önemli bir turizm potansiyeline sahip olduğunu ifade etti. Bu potansiyelin Antalya, İstanbul, Aydın, İzmir ve Muğla gibi sahil kentlerinde ağırlıklı olarak değerlendirildiğini anlatan Haliç, ”Bu 5 kent Türkiye’ye gelen turistlerin yaklaşık yüzde 80’ini ağırlıyor. Geriye kalan yüzde 20’lik dilim ise 76 il arasında dağılıyor” dedi.

İç bölgelerdeki kentlerin turizmden aldıkları payın artırılması gerektiğini ifade eden Haliç, şöyle konuştu: ”Turizmin kıyıdan içe doğru çekilebilmesi ve iç göçün durdurulabilmesi için doğa turizmi biçilmiş kaftan. Bunun için doğa turizmine gerekli yatırımlar yapılmalı. Uygun tanıtımlar sağlanmalı. Doğa turizminin getirileri konusunda bir bilinç oluşmalı.”

Haliç, Anadolu coğrafyasının bu turizm için çok cazip seçenekler sunduğunu belirterek, doğa turizminin maddi getirisinin de yüksek olduğunu söyledi. Haliç, şöyle devam etti:

”Doğa turizmi için gelen 10 turist Antalya’ya gelen 1 otobüs turiste bedeldir. Çünkü, Antalya’ya gelen turist havaalanından oteline gidiyor ve 10 gün sonra tekrar otelden havaalanına gidip kentten ayrılıyor. Doğa turizmi için gelen bir kişi ise önce İstanbul’a geliyor, oradan iç hat ile gideceği kente ulaşıyor. Gittiği şehirde yürüyüşler yapıyor, tırmanışlar yapıyor. Güzergah üzerindeki köylerden alışveriş yapıyor. Yaylalardaki pansiyonlarda kalıyor. Daha çok harcama yapıyor.”

Doğa turizminin kültürel tanıtım açısından da çok önemli faydaları olduğunu belirten Haliç, ”Doğa turizminin farklı açılımları var. Bölge kültürünün yaşatılması açısından çok önemli. Gelen turist yerel kültür ile iç içe zaman geçiriyor. Temiz havaya oksijene doyuyor. Turizm profesyonelleri ile değil samimi, içten gerçek Anadolu insanı ile tanışma fırsatı yakalıyor. Bu sayede çok farklı hatıralara sahip oluyor” dedi.

TOROS DAĞLARI’NDAKİ VADİLER DOĞA TUTKUNLARINI BEKLİYOR

Haliç, doğa turizminin dağ tırmanışları içeren maceraya yönelik ve trekking gibi yürüyüşlerin olduğu iki farklı seçeneğinin olduğunu kaydetti.

Dağ tırmanışlarının genellikle üniversitelerin dağcılık kulüpleri ile profesyoneller tarafından tercih edildiğini kaydeden Haliç, trekking gibi aktivitelerin ise herkese hitap ettiğini kaydetti.

Türkiye genelinde çok güzel doğa yürüyüşü yapılabilecek bölgeler olduğunu kaydeden Haliç, Doğu Karadeniz, Kapadokya ve çevresi ile Van Gölü havzasının bu turizm için çok cazip yerlerden bazıları olduğunu kaydetti.

Haliç, Adana ve çevresinin de Toros Dağları’ndaki vadileri nedeniyle yürüyüş için çok ideal yerler arasında olduğu ifade etti.

Haliç ayrıca, doğa turizminin sağlık açısından da çok faydalı olduğunun altını çizdi.

DOĞANIN KORUNMASI

Doğa turizminin sürekliliği açısından doğal güzelliklerin korunmasının çok önemli olduğunu vurgulayan Haliç, bu konuda herkese büyük sorumluluklar düştüğünü söyledi.

Doğa turizminde sürdürülebilirliğin çok önemli olduğunu anlatan Haliç, ”Doğa turizminde yerel kültüre saygılı olacağız, doğaya saygılı olacağız. Aksi takdirde bu turizmden sağladığımız kazancı bir süre sonra bulamayabiliriz” dedi.

Haliç, doğa turizmi konunda yerel yönetimlerin de profesyonel turizmcilerle işbirliği yapması gerektiğini belirterek, bu sayede bölgenin tanıtımının daha iyi yapılabileceğini sözlerine ekledi.

 http://www.sabah.com.tr/Turizm/2012/04/04/doga-turizmi-ilgi-bekliyor

http://www.giresun.com.tr/Default.aspx

Keneleri Tavuklar Kovalayacak

Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Kırım Kongo Kanamalı Ateşi (KKKA) hastalığıyla mücadele için kenelerin yoğun olarak görüldüğü 6 ilde beç tavuğu dağıtacak. Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürü Ahmet Özyanık, KKKA hastalığının, kene kaynaklı olarak insanlara bulaşan ve son yıllarda çok sayıda insanı etkileyen viral bir hastalık olduğunu söyledi. Dış ortamlara ve ilaçlara karşı son derece dirençli parazitler olan keneyle mücadelenin son derece güç olduğunu ve zaman zaman yapılan bilinçsiz ilaç kullanımı sonucu bu mücadelenin tabiatın pestisidlerle kirlenmesine yol açtığını dile getirdi. Özyanık, kenelere karşı kimyevi mücadele yerine biyolojik mücadele yapmak amacıyla Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın kanatlı yaban hayvanı üretimine hız verdiğine işaret ederek, geçen yıl 292 bin 796 kanatlı yaban hayvanının bu amaçla tabiata bırakıldığını kaydetti.

Beç tavuğu kene popülasyonunu azaltıyor

Ahmet Özyanık, kenelerle biyolojik mücadele kapsamında yapılan bilimsel araştırmalarda, Afrika kökenli kanatlı hayvanlardan beç tavuğunun, yaşadığı bölgelerde bu tür böcekleri fazlaca tüketmesi sebebiyle kene popülasyonunun azaltılmasında etkili olduğunun belirlendiğini vurguladı.

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Yozgat Keklik Üretme İstasyonu’nda ilk kez 2011 yılında deneme amaçlı yaklaşık 2 bin 500 beç tavuğu üretildiğine dikkati çeken Özyanık, üretilen beç tavuklarından bin tanesinin kene vakalarının yoğun görüldüğü illerden Çorum’un Osmancık ilçesi merkez ve köylerine, kalan bin 500’ünün ise Yozgat’ın Çekerek, Kadışehri ve Aydıncık ilçe merkezleri ile köylerinde yaşayan ailelere, hane başına üçer tane olacak şekilde dağıtıldığını anlattı.

Altı ilde dağıtım yapılacak

Özyanık, ailelere verilen beç tavuklarının her yıl üreyerek çoğalmasıyla beraber, keneyle biyolojik mücadelenin katlanarak artacağını ifade ederek, şöyle konuştu:

”Bu yıl içerisinde Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun olurlarıyla kene ile biyolojik mücadelede kullanılmak üzere Yozgat Keklik Üretme İstasyonu’nda üretilen ve şu an yumurtlama döneminde olan beç tavuklarından; hazırlanan program çerçevesinde Çorum, Ankara, Afyonkarahisar, Sivas, Yozgat ve Tokat illerine dağıtım yapılacaktır. Dağıtımlar, bu illerin Doğa Koruma ve Milli Parklar şube müdürlükleri tarafından yapılacak. Çorum’a bin, Ankara’ya 750, Afyonkarahisar’a bin, Sivas’a 750, Yozgat’a 750 ve Tokat’a 750 olmak üzere toplam 5 bin beç tavuğu bu illerde belirlenecek köylerdeki ailelere dağıtılacak.”

Ahmet Özyanık, genel müdürlük olarak insanların yaşadıkları ortamlarda ve tabii alanlarda kenelerle mücadele edebilmek ve bu mücadelede biyolojik yöntemler kullanılmasını sağlamak maksatlı çalışmalarının alınan sonuçlara göre artarak devam edeceğini sözlerine ekledi.

 http://www.sabah.com.tr/Yasam/2012/04/05/keneleri-tavuklar-kovalayacak

Önder Çiftçi Projesi ‘Tarımsal Danışmanlığa’ Model Olabilir

1980’li yıllarda ülkemizde önce Tekirdağ’da uygulanmaya başlayan ve burada elde edilen olumlu sonucun ardın ülke geneline yayılan Önder Çiftçi Projesi , bugün ülke genelinde başarıyla uygulanıyor. 1980’li yıllarda ülkemizde önce Tekirdağ’da uygulanmaya başlayan ve burada elde edilen olumlu sonucun ardın ülke geneline yayılan Önder Çiftçi Projesi , bugün ülke genelinde başarıyla uygulanıyor. Önder Çiftçi Projesi, kendi kendine yardım prensibiyle çalışan bir tarımsal danışmanlık projesi. Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde uygulanan ve tarımsal danışmanlık ilkesine dayanan Türkiye’deki Önder Çiftçi Proje Almanya’da uygulanan projeden model alındı. Proje Koordinatörü Ufuk Kırmızı, Önder Çiftçi Projesi’nin Almanya’da uygulanan sistemden alındığını ve ülkemiz şartlarına uyarlandığını kaydetti.

Ufuk Kırmızı, Önder Çiftçi Projesi ile verilecek danışmanlık hizmetleri sayesinde devletin üzerindeki yükün hafifleyeceğini vurguladı. Kırmızı, projenin amacının üreticiler arasındaki dayanışmayı güçlendirmek olduğunu anlattı. Ufuk Kırmızı, projenin Türkiye’nin birçok yerinde uygulanmaya çalışıldığını en başarılı örneklerinin de Trakya ve Konya’da yaşandığını söyledi. Kırmızı ayrıca, Türk tarımının kendisinden beklenen performansı gösterebilmesi için Önder Çiftçi Projesinin ülke geneline yayılması gerektiğini ifade etti. Projenin başarıyla uygulandığı illerden olan Konya’nın Önder Çiftçi Derneği Üyesi Çiftçi Fatma Yılmaz, dernek faaliyetlerinden memnun kaldıklarını belirterek, derneklerinin Türkiye genelinde yaygınlaştırılmasını istedi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD1072_onder-ciftci-projesi-tarimsal-danismanliga-model-olabilir.html

Tarımsal Atıklar ‘Yakıt’ Oluyor

Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarımsal atıklardan yakıt üretiminin önünü açmak için Samsun’da Enerji Tarımı Araştırma Merkezi kurdu. Merkez Türkiye’nin yıllık 1, 5 milyon ton olan tarımsal atıklarından yakıt üretilmesi için biyoyakıt firmalarına yol haritası çizecek. Üç ay önce çalışmalarına başlayan merkezin 36 lisanslı işletmenin bulunduğu biyoyakıt sektörüne yön vermesi planlanıyor. Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun (EPDK) kararına göre önümüzdeki yıldan itibaren benzine, 2014 yılından itibaren ise motorine yerli hammadde katkısı zorunlu hale geleceğini ifade eden bakanlık yetkilileri, tarımsal atıkların yakıta dönüşmesinin benzin ve motorin fiyatlarını düşürücü etki yapacağını kaydetti.

Enerji Tarımı Araştırma Merkezi’nin araştırma sonuçlarına göre motorine alternatif olarak kolza, ayçiçeği, aspir, soya ve ketenden biyodizel, benzine alternatif olarak da şeker, nişasta ve selüloz içeren atıklardan biyotanol, ağaç kabuğu, yaprak, sap, talaş gibi odunsu ve karbonlu maddelerden biyokütle üretilebilecek.

Çalışmalarını kamu, özel sektör ve üniversitelerle beraber yürüten merkezin, 36 lisanslı işletmenin bulunduğu biyoyakıt sektörü için üretim teknolojileri geliştirecek. EPDK’nın kararına göre 1 Ocak 2013’ten itibaren benzinin içerisine yüzde 2, 2014’ten ise yüzde 3 oranında biyoetanol katılması zorunlu. Aynı oran motorine katılacak biyodizelde yüzde 1 ile başlayıp 2016’da yüzde 3’e kadar çıkacak.

Bakanlığın hesaplamalarına göre yıllık benzin tüketimi 3 milyon ton olan Türkiye’nin 2013’ten itibaren yaklaşık 90 bin ton biyoetanol ihtiyacı olacak. Motorinde yüzde 3’ü kadar yerli hammaddeden elde edilmesi zorunluluğu kapsamında 16 milyon tüketimin olduğu Türkiye’de yıllık 480 bin ton biyodizele ihtiyaç duyulacak. Dünyada yaklaşık 12 milyon ton biyodizel, 77 milyon ton biyoetanol üretiliyor. Biyodizel üretiminde 6,5 milyon tonla AB ülkeleri önde gelirken, biyoetanol üretiminde ise 38 milyon tonla ABD ilk sırada yer alıyor.

 http://www.internethaber.com/gida-tarim-ve-hayvancilik-bakanligi-atiklari-yakit–413318h.htm

http://www.tarimtv.gov.tr/VD46_aspir-tarimi.html

Hedef, 100 Bin Aşılı Ceviz

Vali Dursun Ali Şahin´in talimatı ile başlatılan çalışmalar sonucu Şebinkarahisar ilçesi Türkiye´nin aşılı ceviz üssü haline geliyor. Giresun Valiliği´nin öncülüğünde, Giresun Orman Bölge Müdürlüğü ve Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü´nün ortaklaşa başlattıkları çalışmalar sonucunda Şebinkarahisar ilçesinde yaklaşık 220 Bin dönümlük bir alanda aşılı ceviz üretimi gerçekleştirilecek. Hazırlanan proje ve yapılan planlamaya göre, her yıl 25 bin aşılı cevizin toprakla buluşturulması sonucunda 4 yıl içerisinde toplam 100 bin aşılı cevizin üretilmesi hedefleniyor.

http://www.giresun.gov.tr/HaberDetay.aspx?HaberId=9694