Monthly Archives: Kasım 2013

Üreticilerimizin Dikkatine

Bakanlığımız tarafından uygulanan Çiftçi Kayıt Sistemine bağlı olarak ödenen Mazot-Gübre ve Toprak Analizi ve Fındık Alan Bazlı Gelir-Telafi Edici Destekleme Ödemeleri Resmi Gazetede yayımlanan Tebliğler doğrultusunda yürütülmektedir.  Çiftçi Kayıt Sisteminde yapılan kontrollerde 2012 yılı üretim sezonunda 74854 çiftçimiz Mazot-Gübre ve Toprak Analizi, 72965 çiftçimiz Fındık Alan Bazlı Gelir ve Telafi Edici Destekleme ödemesinden yararlanmışken 2013 yılı üretim sezonunda şu ana kadar 53575 çiftçimiz Mazot-Gübre ve Toprak Analizi, 51911 çiftçimiz Fındık Alan Bazlı Gelir ve Telafi Edici Destekleme ödemesi için müracaat etmişlerdir. 2013 yılı müracaatları 31 Aralık 2013 tarihi mesai bitiminde sona ereceğinden başvuruda bulunmamış çiftçilerimizin mağdur olmamaları için bu tarihe kadar İl/İlçe Müdürlüklerimize müracaat etmeleri gerekmektedir.

 http://www.giresuntarim.gov.tr/tr/genhaber.aspx?kod=1883

Karadeniz’e Milyar Dolarlık Yatırım

Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOKA) hazırladığı ve 6 kenti kapsayan projeyle Doğu Karadeniz büyük bir yatırıma kavuşacak. Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın (DOKA) hazırladığı ve 6 kenti kapsayan “Doğu Karadeniz Bölge Planı”na göre 2014 ile 2023 yılları arasında bölgede, özel ve kamu sektöründe 230 milyar liralık yatırımın gerçekleşeceği öngörüldü. “2014-2023 Bölge Planı Taslağı” verilerinden derlediği bilgilere göre, Artvin, Giresun, Gümüşhane, Ordu, Rize ve Trabzon illerine hizmet veren DOKA, bölgesel kalkınmada strateji ve yönlendirme sağlaması için ön hazırlıklarına 2011 yılında başladığı 2014-2023 bölge planında taslak çalışmalarını tamamladı.

ÖNCELİK SEKTÖRLERİN BELİRLENMESİ!

Çalışma kapsamında ajans tarafından 33 sektörel analiz, 199 çalıştay ve saha çalışması, 32 odak grup toplantısı ve yaklaşık 300 kişiyle görüşme yapılmasının yanı sıra bu çalışmalara dayanılarak ilk aşamada bölge için önemli sektörler belirlenerek planın şekillenmesi sağlandı.

Bölge genelinde doğrudan veya dolaylı olarak yaklaşık 5 bin kişinin katkı sağladığı planın taslak haline göre, bölgede bulunan illerin finansmanı kamu kaynakları, özel sektör yatırımları, ajans kaynağı ve Avrupa Birliği (AB) hibelerini oluşturuyor.

Planda, kamu yatırımlarının bölgede sürdürülebilir kalkınmayı sağlayan altyapıyı oluşturma amacı taşıdığı ifade edilerek, Kalkınma Bakanlığının son 10 yıla ait kamu yatırım programları dikkate alındığında 2014-2023 yılları arasında bölgede yaklaşık 30 milyar lira kamu, 200 milyar lira ise özel sektör yatırımı gerçekleşeceği öngörüldü. Ayrıca, kamu ve özel sektör yatırımlarına ek olarak DOKA’nın da bu plan kapsamında amaç ve hedeflere ulaşmak için mali destek teklif çağrısı programlarına hızla devam edeceği kaydedildi.

ABD’DEN 1,5 MİLYAR LİRA

DOKA’nın gelirlerinin tahsilatının tümünün gerçekleşmesi durumunda altı ilden oluşan TR-90 Düzey 2 Bölgesi ekonomisine, toplamda yaklaşık 750 milyon liralık kaynak aktarılması planlanıyor. Öte yandan, AB tarafından 2014-2023 yılı Katılım Öncesi Mali Yardım Bütçesi ile bölgede muhtemel programlara göre hesaplanan hibe ve diğer kaynaklarının ise 10 yıllık sürede yaklaşık 1,5 milyar lira olarak gerçekleşeceği belirtildi.

Plan kapsamında, kır ve kent bütünlüğünü sağlayarak sosyal refah ve yaşam kalitesini geliştirmiş bir bölgenin amaçlandığı belirtilen taslakta, nitelikli insan, sosyal refah ve yaşam kalitesi, yenilikçi ve rekabetçi ekonomi, kırsal odaklı zenginlik ve mutluluk, yaşanabilir mekanlar ve sürdürülebilir çevre adında başlıklar oluşturuldu.

http://ekonomi.haber7.com/ekonomi/haber/1096446-karadenize-milyar-dolarlik-yatirim

TİGEM’in Sertifikalı Tohumları Dışa Bağımlılığı Azaltıyor

TİGEM tarafından lazer teknolojisiyle el değmeden üretilen “sertifikalı tohumlar” ürünlerde verimi arttırmanın yanında Türkiye’nin tohum ithalatını da azaltıyor. Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) tarafından lazer teknolojisi ile el değmeden üretilen “Sertifikalı tohumlar” verim artışının yanında Türkiye’nin tohum ithalatını da azalttı. “Türkiye’de üretme imkânımız olan bütün tohumları ülkemizde üretiyoruz. Tohum üretiminde lazer teknolojisini kullanıyoruz” diyen TİGEM Genel Müdürü Mehmet Halis Bilden, ülkemizde hibrit tohumlarda daha önceki yıllarda ihtiyacımızın sadece yüzde 10’u kadarını üretebilirken, bu rakamın şu an yüzde 50’lerin üzerine çıktığını açıkladı.

TİGEM Genel Müdürü Mehmet Halis Bilden, tohum teknolojisinin son yıllarda çok geliştiğini belirterek, Türkiye’de üretilme imkânı olan bütün tohumların üretilebildiğini ve bunun ülkemizin tohum ihtiyacı konusunda dışa bağımlılığını azalttığını kaydetti.

Bilden, Türkiye’de sertifikalı tohum kullanımını yaygınlaştırmak istediklerini dile getirerek, “Sertifikalı tohum her şeyi kesinleşmiş, verimi ve sadeliği belli, ıslah edilmiş tohum demektir. Türkiye’de yaklaşık 11 milyon hektar alanda hububat ekiliyor. Buğday ile arpa olarak düşündüğümüzde ülkemizde 850 bin ton sertifikalı hububat tohumuna ihtiyaç var. Türkiye bu ihtiyacın yaklaşık yarısını kendi karşılıyor. Hedefimiz birkaç sene içerisinde bunun tamamını üretmek” diye konuştu.

Sertifikalı Tohum Kullanana Teşvik Var

Bilden, çiftçilerin sertifikalı tohum kullandığında üründen zarar etmesi, veriminin düşmesi gibi dezavantajlarının ortadan kalkacağına dikkat çekerek, “Bu yıl buğday üretiminde 22 milyon ton ile Cumhuriyet tarihinin rekoru kırdık. Eğer buğday ekimlerinin hepsinde sertifikalı tohum kullanılsaydı bu rakam 25 bin tonları aşardı. Biz sertifikalı tohum kullanımını teşvik etmek için bir kilogram buğday getirene bir kilogram sertifikalı tohum veriyoruz” ifadelerini kullandı.

İsrail’e Bağımlılık Tartışmaları

Bilden, Türkiye’nin hibrit tohumlar konusunda İsrail gibi bu konuda yüksek teknolojiye sahip ülkelere “bağımlı” olduğu yönündeki tartışmaların da gerçeği yansıtmadığını vurguladı.

Önceki yıllarda Türkiye’nin hibrit tohum ihtiyacının sadece yüzde 10’unu kendisinin karşıladığını kaydeden Bilden şöyle devam etti:

“Şu an yüzde 50’lerin üzerine çıktık. İsrail’e bağımlılık görecelidir. Ben sertifikalı buğday tohumundan örnek verecek olursam, yüzde 100’ünü Türkiye’de üretiyoruz ve ıslah edilmiş 31 çeşit buğday tohumumuz var. Bu yıl 210 bin ton sertifikalı hububat tohumu ürettik ve 50’den fazla ülkeye ihracat yaptık”.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD3639_tigemin-sertifikali-tohumlari-disa-bagimliligi-azaltiyor.html

Eksi 40 Dereceye Dayanıklı Buğday Tohumları

 Sarıkamış ilçesine Ukrayna’dan getirilen ve eksi 40 derece soğuya karşı buğdaylık tohumların deneme ekimi yapılarak, bölgede üretimin artırılması amaçlanıyor. İlçede tarımsal verimliliği artırmayı hedefleyen İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü, Ukrayna’dan kılçıksız Krasunia Odes’ka ve kılçıklı Syrena Odes’ka adlı iki tip tohumluk buğday getirdi. Yüksek verimli ve kırmızı sert ekmeklik çeşidi olarak ön plana çıkan tohumun, kış mevsiminin sert geçtiği ilçede hem çiftçinin hem de sanayicinin yüzünü güldürmesi hedefleniyor.

Ukrayna’dan getirilen 2 tip tohumluk buğday için ilk ekim, tohum ekme makinesiyle Yayıklı Köyü’nde 10 dekarlık alanda yapıldı.

Sarıkamış Kaymakam Vekili Enbiya Eken, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgenin iklim şartlarına uygun olduğu tespit edilen tohumların deneme ekimi yapıldığını söyledi.

Kırmızı buğday çeşitlerinin yöre için verimli olduğuna vurgu yapan Eken, “Tohumları bir köyümüzde denedik. Eğer verip artırıp beklediğimiz sonuca ulaşırsak, diğer köylerimizde de denemeyi düşünüyoruz” dedi.

İlçe Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nde görevli ziraat mühendisi Volkan Önder Özdoğan da yem ve un sanayisinde kullanılacak tohumundan 200 kilonun Sunay Akbulak isimli çiftçiye ait 10 dekar alana ekildiğini kaydetti.

Özdoğan, tohumluk buğdayların soğuya dayanıklı olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti:

“Ukrayna orjinli tohumluk buğdaylar daha çok soğuğa dayanıklıdır. Kırmızı daneli buğdaylık bir çeşittir. Bin dane ağırlığı 37-42 gram civarındadır. Bu da bizim buğdaygillerde aradığımız en önemli özelliklerden biridir. Nem oranı yüzde 13-15’tir. Verim alınırsa hem bizim çiftçimizin yüzünü güldürecek hem de un sanayide çok avantaj sağlayacak çeşittir.”

Tarlasında deneme ekimi yapılan çiftçi Sunay Akbulak ise ilk defa eksi 40 dereceye dayanıklı ve ilaçlı olarak gelen buğday tohumlarının güzlük deneme ekimini gerçekleştirdiklerini, soğuk iklime sahip bölgede randıman alınırsa diğer çiftçilere de örnek olacağını kaydetti.

http://www.haberler.com/eksi-40-dereceye-dayanikli-bugday-tohumlari-5311180-haberi/

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Yeşili Korumak İçin Geri Dönüşüm Şart

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı (DOKA) tarafından yapılan araştırma geri dönüşümün önemini bir kere daha gözler önüne seriyor.  Doğu Karadeniz Kalkınma Ajansı’nın yaptığı araştırmaya göre, Dünya’da her yıl 800 milyon ton civarında çöp geri dönüşüme tabi tutulurken, Türkiye’de ise yıllık ortaya çıkan yaklaşık 39 milyon ton atığın teorik olarak yüzde 25’inin geri dönüşüme tabi tutulabilmesi mümkün. Türkiye’de atığın tamamı düzenli depolama sahalarında depolanırken, vahşi depolama alanlarında ise geri dönüşüm faaliyetleri yürütmek gerek insan sağlığına zararı gerekse ürünün muhteviyatında meydana gelen deformasyon sebebi ile pek mümkün olmadığı için geri dönüşümde istenilen performans henüz gösterilemiyor.

BÖLGEDE GERİ DÖNÜŞÜM YAPAN TEK BELEDİYE TRABZON BELEDİYESİ

Doğu Karadeniz Bölgesi özelinde ise yıllık yaklaşık 0,9 milyon ton kentsel atık açığa çıkmakta ve bunun yaklaşık yüzde 20’lik kısmı geri dönüşüme tabi tutulacak yapıda. Bölge kentsel ve ambalaj atıklarının geri dönüşümü ile ülke ekonomisine kazandırılması konusunda henüz yolun çok başında. Bölgede geri dönüşüm alanında kayda değer çalışmalar yapan tek belediye günlük 20 tonluk ambalaj atıkları geri dönüşüm amaçlı toplama faaliyeti ile Trabzon Belediyesi olurken, kentsel atıkların yanı sıra Doğu Karadeniz Bölgesi’nde ciddi bir tarımsal atık (biyokütle) potansiyelinin de bulunduğu bildirildi.

Fındık ve çay üretiminde ülkede lider konumda olan bölgede yıllık yaklaşık 77 bin ton çay işleme atığı, 130 bin ton fındık kabuğu ve 260 bin ton fındık cürufu açığa çıkıyor. Bu ürünlerin çeşitli kompozitler içinde yalıtım malzemesi veya ahşap katkı maddesi amaçlı kullanılmasının yanı sıra organik gübre ham maddesi olarak kullanılma potansiyeli de bulunurken, bu yönüyle yatırımcılara ciddi imkanlar sunuyor.

TÜRKİYE’DE GERİ DÖNÜŞÜM

Türkiye’de son yıllarda yaşanan hızlı sanayileşme ve tüketim eğilimlerinin değişmesi, genelde çevre yönetimi özelde ise atık yönetimi, geri dönüşüm ve kazanım alanlarında belli düzenlemeler ve ciddi harcamalar yapılmasına sebep oldu. TÜİK verilerine göre, 2009 yılında kamu kesimi tarafından yapılan toplam çevresel harcamalar 1,4 milyar TL seviyesinde olduğu ve bu harcamaların artarak devam ettiği bildirildi. Toplam çevre harcamalarının yanı sıra atık yönetimine yapılan yatırımlardaki artış hızının çok daha fazla olurken, geri dönüşümün Türkiye’deki geçmiş çok yeni olmakla birlikte, özellikle 1983 yılında çıkarılan çevre kanunu ve bu kanunda 2006 yılında yapılan düzenlemeler ile Avrupa Birliği uyum sürecinde 2004 yılı sonrasında oluşturulmuş birçok yönetmelik ile geri dönüşüm ve atık yönetimi alanlarında önemli değişiklik ve iyileşmelerin sağlandığı bildirildi.

Türkiye’de 30 milyon ton atığın teorik olarak yüzde 25’inin geri dönüşüme tabi tutulabilmesi mümkün olurken, buradan ülke toplam geri dönüşüm potansiyelinin 7,5 milyon ton olabileceği teorik olarak söylenebilir. Türkiye’de atığın tamamı düzenli depolama sahalarında depolanamazken, vahşi depolama alanlarında ise geri dönüşüm faaliyetleri yürütmek gerek insan sağlığına zarar gerekse ürünün muhteviyatında meydana gelen deformasyon sebebi ile pek mümkün değil.

DOĞU KARADENİZ BÖLGESİ’NDE GERİ DÖNÜŞÜM

Kentsel atık miktarı ve bu atık içindeki geri dönüştürülebilir madde miktarının hesaplamasında nüfus ve kişi başı çöp tüketimine dair veriler kullanılırken, Doğu Karadeniz Bölgesi 2010 yılı toplam nüfusunun 2 milyon 516 bin 167 olduğu göz önünde bulundurulduğunda ve kişi başı kentsel atık üretim miktarının günlük yaklaşık 1 kg olduğu istatistiğine dayanarak bölgede günlük yaklaşık 2 milyon 516 bin 167 kilogram atık açığa çıkıyor. Bu atık içindeki geri dönüştürülebilir kısım ise illerin iklim durumuna, kullandıkları katı yakıtlardan çıkan kül atığına, toplama ve düzenli depolama sistemlerinin durumuna göre değişiklik gösterdiği bildirildi. Bölgede yapılmış akademik bir çalışmaya göre, bölge illerinde atık içinde potansiyel geri dönüştürülebilir madde oranları yaklaşık olarak belirlenirken, belirlenmiş bu yaklaşık oranlara göre illerde ve bölge genelinde geri dönüşüme tabi olabilecek kentsel atık miktarı ile ilgili hesaplamaları içeren tablo şu şekilde:

TARIMSAL YAN ÜRÜNLER

Doğu Karadeniz Bölgesi hasat sonu tarım ürünleri bakımından potansiyeli oldukça yüksek bir bölge olduğu öğrenilirken, yıl boyu yağış alması bölgenin biyokütle potansiyelinin yüksek olmasında en önemli etken. Bölgede yetişen ürünlerden elde edilen yan ürünler genelde yakacak amaçlı kullanılmakla birlikte gelişen teknoloji ve imkanlar ile birlikte katma değeri daha yüksek ve sürdürülebilir bitkisel üretime katkısı daha fazla olan yöntemlere doğru bir kayma söz konusu. Özellikle çay ve fındık açığa çıkan posa, kabuk, cüruf atıkları miktarı göz önünde bulundurulduğunda yatırımcılara potansiyel imkanlar sunuyor.

ÇAY İŞLEME ATIKLARI

ÇAYKUR verilerine göre, Türkiye’de 2009 yılında satın alınan toplam yaş çay miktarı yaklaşık 1.1 ton. Bu alımın yüzde 54’ü ÇAYKUR, yüzde 46’sı ise özel sektör firmaları tarafından yapılıyor. Türkiye’de çayın tamamı Doğu Karadeniz Bölgesi’nde üretilirken, yaş çayın fabrikalarda işleme sürecinde yüzde 6-8 oranında çay atığı ortaya çıkıyor. Toplam yaş çay üretim miktarına bakıldığında; işleme sürecinde yıllık yaklaşık 77 bin ton çay atığının açığa çıktığı öğrenilirken, ortalama yaş çay alım fiyatının 1 TL olduğu göz önünde bulundurulduğunda yıllık 77 milyon TL’lik bir potansiyelin kullanılamadığı ortaya çıkıyor.

FINDIK KABUĞU VE CÜRUFU

2010 yılı TÜİK bitkisel üretim geçici verilerine göre, Doğu Karadeniz Bölgesi toplam fındık üretimi 275 bin 911 ton olarak gerçekleştirirken, bölgede ortalama fındık randımanının yüzde 50-54 arasında değişiyor. Kalan yüzde 46-50’lik kısmı kabuk atık olarak açığa çıkıyor. Her yıl bölgede yaklaşık 130 bin ton fındık kabuğunun hasat sonu yan ürün olarak değerlendirilebilme potansiyeline sahip. Bölgede fındık kabuğu yaygın olarak evlerde ısınma amaçlı kullanılıyor. Fakat kabuğun katma değeri daha yüksek ürünlerde değerlendirilebilmesi ile ilgili çeşitli araştırmalar da yürütülüyor. Fındık kabuğunun malzeme özelliklerinden faydalanılarak hafif ve dayanımı yüksek çeşitli izolasyon kompozitlerinin oluşturulabilme imkanı bulunuyor. Fındık kabuğundan özellikle İtalya, A.B.D. ve Almanya gibi tekniği ileri ülkelerde kontralit ve muşamba yapılıyor ve boya sanayinde kullanılıyor. Kömürleştirme yolu ile birlikte kömürü, aktif kömür ve sınai kömür elde ediliyor. Furfural ve furfuril alkol eldesinde kullanılabilen fındık, dış sert kabuğunun yanı sıra toplama işleminden sonra patoz adı verilen aletler ile ayrılan fındık dış yaprağı da hem evsel amaçlı yakıt olarak hem de sonrasında gerek fındık bahçelerine gerekse diğer bitkisel üretim alanlarına gübre amaçlı kullanılmak üzere kompost yapılarak değerlendiriliyor. 1 dekardan elde edilen cüruf miktarı yaklaşık olarak 60-75’kg. Bölge yaklaşık 3,9 milyon dekar alana ekim yapıldığı göz önünde bulundurulduğunda yıllık 260 bin tona yakın fındık cürufunun açığa çıktığından söz edilebilir. Bu cüruf organik gübre amaçlı geri kullanıldığında bitkisel üretim için önemli bir katkı ve yatırımcılar için önemli bir gübre kaynağı oluşturabilir.

BÖLGEDE GERİ DÖNÜŞÜM ALANINDA FAALİYET GÖSTEREN İŞLETMELER

Doğu Karadeniz Bölgesi’nde Çevre ve Şehircilik Bakanlığı kayıtlarında yer alan bilgilere göre, geri dönüşüm amacıyla faaliyet gösteren 3 toplama ayırma tesisi ile bir geri dönüşüm tesisi bulunuyor. Bu tesisler haricinde izinsiz olarak faaliyet gösteren birçok irili ufaklı toplama-ayrıştırma ve geri dönüşüm tesisi bulunuyor. Bakanlık lisansı ile faaliyet gösteren toplama ayrıştırma tesislerinin iki tanesi Trabzon ilinde yer alıyor. Toplama ayrıştırma tesislerinin bir diğeri de geçici lisans ile Ordu il sınırları içinde faaliyet gösteriyor. Bölgede bulunan toplama ayrıştırma tesisleri günlük ortalama 10 ton ambalaj atığı ayrıştırırken, yaz aylarında bu rakam 15 tonlara kadar çıkıyor. Doğu Karadeniz Bölgesi’nde lisanslı bir şekilde ayrıştırılan ürün miktarı için yıllık 13 bin 500 ton civarı bir rakam öngörülüyor. Sektörde bir o kadar da lisanssız ayrıştırma yapan işletmelerin var olduğu biliniyor. Toplama ayrıştırma tesislerinde gerek sahada toplama işlerini organize etmek, gerek taşıma işlemlerini yürütmek, gerekse tesis içinde ayrıştırma, presleme ve araçlara yükleme işlemlerini gerçekleştirmek amacıyla ciddi bir insan gücüne ihtiyaç var. Tesis başına ortalama istihdam edilen personel sayısı dönemsel olarak değişmekle birlikte 30-35 kişi civarı. Bölgede lisanslı tesislerde faaliyet gösteren personel sayısı 100’ü aşıyor. Bunun dışında kayıt dışı olarak toplama işlemi yürüten birçok sokak toplayıcısı da geri dönüşüm alanında ekonomik bir fayda sağlıyor. Bölgede geri dönüşüm tesisi olarak lisanslı bir şekilde faaliyet gösteren tek işletme Ordu ili sınırlarında ve plastik geri dönüşümü yapabiliyor.

YATIRIM FIRSATLARI VE ÖNERİLERİ

Belediye ve il çevre müdürlükleri verilerine bakıldığında, Doğu Karadeniz Bölgesi’nde kentsel atıkların düzenli depolanmasında ve geri dönüşüm amaçlı ayrıştırma düzenli depolanmasında ve geri dönüşüm amaçlı ayrıştırma yapılmasında kat edilmesi gereken ciddi mesafeler bulunuyor. Bu noktada çöp yönetimi ve geri dönüşüm çözümleri sunan işletmelerin bölge belediyeleri ile potansiyeli yüksek iş birlikleri kurma fırsatı orta ve uzun vadede kendini hissettiriyor.

DOKA tarafından yapılan araştırmada şu önerilerde bulunuluyor:

“Doğu Karadeniz Bölgesi ayrıca biyo-kütle potansiyeli bakımından avantajlı bir konumda. Organik atıkların kompostlaştırılarak tarımda toprak zenginleştirme malzemesi olarak kullanılmasına yönelik tesislerin kurulması bölge atık yapısı bakımından önem arz ediyor. Zira bölge kentsel atıkların yanı sıra, tarıma dayalı sanayi artıklarının da büyük bir kısmı organik madde ihtiva ediyor. Özellikle çay atıkları, fındıkkabuğu ve cürufunun 500 bin tonu aşan bir potansiyeli bulunuyor. Halihazırda kullanılan evsel yakıt amacı bu ürünlerin en verimsiz şekilde kullanılmasına sebebiyet vermekte. Bu ürünlerin organik gübre ve torf malzemesi olark bitkisel üretimde katma değeri daha yüksek bir şekilde değerlendirilmesi söz konusu olabilir. Ayrıca hem çay posasının hem de fındıkkabuğunun ağaç işlerinde katkı malzemesi, yapı işlerinde yalıtım malzemesi olarak kullanılması ve bu alanda yapılacak AR-GE faaliyetlerinin takibinde ticari anlamda büyük kazanımların elde edilmesi mümkün. Bölgede atık yönetimi, geri dönüşüm HES’lerin çevresel etkileri alternatif enerji gibi konularda danışmanlık hizmetleri sınırlı hatta yok denecek düzeyde. Bu alanlarda uzmanlaşmış firmaların veya bu alanlarda bölgeye kazandırılacak teknolojilerin araştırılmasına yoğunlaşmış firmalar için bölgede ciddi bir Pazar bulabilecekleri kaçınılmaz bir gerçek. Zira gelişme eksenlerinin en önemlilerinden biri turizm/yayla turizmi olan bölge çevresel sürdürülebilirlik konusunda henüz yolun başında. Yatırımlardan önce alan araştırmaları, etki değerlendirmeleri, fizibilitelerin hazırlanması gibi konularda profesyonel bakış açılarına ihtiyacı var.”

http://www.haber3.com/dogu-karadeniz-bolgesinde-yesili-korumak-icin-geri-donusum-sart-haberi-2311566h.htm