Monthly Archives: Ağustos 2014

Türkiye’nin Tarımsal Bilgi Sistemi Oluşturuluyor

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, tarım politikasının belirlenmesinde temel oluşturacak ülke genelindeki tüm tarımsal faaliyetin kayıt altına alınacağı Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi için veri tabanı oluşturmaya başladı. Türkiye genelinde hangi ölçekte olursa olsun tarımsal faaliyette bulunulan tüm alanlar ile üretim bilgileri, Tarımsal Üretim Kayıt Sistemi’nde (TÜKAS) toplanacak. Bu amaçla, Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlükleri yönetiminde 81 ilde 1-30 Ağustos tarihlerinde yürütülen tarımsal sayım çalışması devam ediyor.

Tarımsal Yayımı Geliştirme Projesi (TAR-GEL) kapsamında hizmet veren tarım danışmanlarının görev aldığı çalışmada, her bir tarım danışmanı, sorumlu olduğu sahaya ilişkin tapu kadastro bilgileri ile coğrafi bilgi sistemlerinin yüklü olduğu tablet bilgisayarları kullanıyor.

Bu çalışmayla, tarımsal üretimin yapıldığı her işletmenin, hangi ürünleri hangi şartlarda ürettiğinden, sahip olduğu araç ve gerece, sulama yöntemine ve alınan verime kadar her şey tablet bilgisayarlar aracılığıyla tarım danışmanları tarafından kayıt altına alınırken,  Türkiye’nin tarımsal üretiminin en gerçekçi fotoğrafı çekilmiş oluyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İzmir İl Müdürü Ahmet Güldal, 1 Ağustos’ta başlatılan çalışmaların ülke genelinde 30 Ağustos’a kadar tamamlanmasının planladığını belirtti.

Güldal, yürütülen çalışmanın, Türkiye’nin tarımsal politikalarının daha gerçekçi, objektif ve hedeflenen amaca uygun olarak belirlenmesine yönelik olduğunu ifade etti.

Güldal,“Çalışmanın temelindeki hedef, bakanlık olarak Türkiye’deki tarım politikalarını daha gerçekçi, daha objektif ve daha amaca uygun şekilde belirlemek için Türkiye’deki tüm tarımın parsellerinin, mevcut durumlarının ve ekiliş miktarlarının ve hangi ürünlerin, hangi verim şartlarında ekildiğinin, ne kadar verim alındığının tespit edilmesi. Bununla ilerideki yıllarda yapılacak olan tarımsal desteklemelerden tutun, Türkiye’nin ihtiyacı olan ürünlerin planlamasına kadar Tarımsal planlama dediğimiz, ürün planlaması dediğimiz hedeflere ulaşmaya yarayacak şekilde, tarım bilgi sisteminin oluşturulması amaçlanıyor” diye konuştu.

Güldal, yapılan sayım çalışması ile oluşturulacak TÜKAS sayesinde, tarımsal anlamda artık Türkiye’nin neyi var neyi yok, bunun çok rahat bir şekilde ve çok hızlı sürede görülebileceğini ve buna dönük planlamaların yapılabileceğini sözlerine ekledi.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD5177_turkiye-nin-tarimsal-bilgi-sistemi-olusturuluyor.html

Bulgur ve Pirinç Gibi Ürünlere Rakip Çıktı

Astronot yiyeceği hammaddesi Kinoa, Türkiye’de yaygınlaşıyor. Son yıllarda ABD başta olmak üzere Avrupa ülkelerinde yetiştirilen ve özellikle astronotlar için yiyecek yapımında kullanılan kinoa bitkisi, Türkiye’de yeni yeni tanınmaya başladı. Anadolu’da bazı şehirlerde alternatif bitkiler arasına alınıp ekimleri yapılan kinoanın, başkentteki deneme üretiminde de başarılı sonuç alındı.

Gölbaşı ilçesi Hacı Muratlı Mahallesi’nde özel bir çiftlikte yetiştirilen kinoanın, hasadına başlandı. 4 bin dönümlük araziye ekilen kinoanın, araziye uyumu ve verime göre önümüzdeki sezon da ekilmesi planlanıyor.

Girişimci Kerem Kunt, kinoayı ekerek, tarım alanında önemli bir girişime öncülük ettiklerini belirterek,  4 dönümlük arazi üzerinde deneme amaçlı ektikleri ürünün hasadına başladıklarını kaydetti.

Anavatanı Güney Amerika olan kinoa bitkisinin Gölbaşı’nda deneme ekimini yaptıklarını söyleyen Kerem Kunt, bu bitkinin İnkalar’dan bugüne geldiğini kaydetti.

Kuraklığa dayanıklı kinoada A,B,C,D,E ve K vitaminleri bulunduğunu belirten Kunt, “Tadı tıpkı bulgur gibi olan kinoa Anadolu’nun her yerinde yetişebilecek özelliktedir. Özellikle İnkaların kullandığı bu ürün, uzun yıllar boyunca unutulmuş. NASA’nın yapmış olduğu bir araştırma sonucu tekrar günümüze dönüyor. Bu araştırma sonrası içerisinde en çok vitamin bulunan ve aminoasit içeren bir bitki olarak kayıtlara geçiyor. Hatta NASA astronotlar için yiyecek yapımında kullanıyor” dedi.

Kinoanın hamile ve bebekler için demir deposu olduğunu ifade eden Kunt,  “Bunun yanı sıra gluten hastaları için de tamamen doğal bir üründür. İçerisinde gluten bulunmadığı için çölyak hastaları da tercih etmektedir” dedi.

Kinoa tahılının yurt dışından gelmesi nedeniyle Türkiye’de yüksek fiyatlarla satıldığını vurgulayan Kunt, “Yerli üretimle bu fiyatlar aşağı çekilecektir. Özellikle kullanım alanları çok geniş olan bu ürünün bulgur, pirinç gibi ürünlerin yerini almasını bekliyoruz” diye konuştu.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD5178_bulgur-ve-pirinc-gibi-urunlere-rakip-cikti.html

Her Buğdayın “İzi”ni Sürdüler

Eskişehir’deki Geçit Kuşağı Tarımsal Araştırma Enstitüsü Bioteknoloji Laboratuvarı’nda, adeta insanların parmak izi gibi buğday çeşitlerinin de izleri alınarak hem saf ürün elde edilmesi sağlanıyor hem de karışık tohum sorunlarına çözüm bulunuyor. Enstitünün Bioteknoloji Bölüm Başkanı Özcan Yorgancılar, çeşitlerin ıslahını gerçekleştirip en iyi, saf ve temiz ürünler ettiklerini söyledi. Çeşitlerin saf olması için ürünlerden DNA örnekleri alındığını anlatan Yorgancılar, bitkilerde genetik çalışmalar yaptıklarını ve dayanıklılık, hastalık gibi etkenler konusunda çözüm ürettiklerini vurguladı.

Yorgancılar, sayısı 450’yi bulan tohum çeşitlerinin birbirine çok benzediğini anlatarak, “Bunları kolay kolay ayırt edemiyorsunuz. İnsanların nasıl parmak izi varsa bitkilerin de ‘parmak izi’ var. Tek başaktan bunların proteinlerini izole ederek ‘parmak izleri’ni rahatlıkla çıkarabiliyoruz. Bitkilerin ‘parmak izi’ni çıkarmamızdaki amaç; çeşitler, hatlar ya da aday olacaklar, hepsi birbirine çok benzemekte. Dış görünüşleri birbirine benziyor fakat genetik olarak farklılığı anlamak güç. Bunlara DNA ve protein bazında baktığınızda kesinlikle ayırt edebiliyorsunuz. Özel laboratuvarlarda titiz çalışma sonucu bunu yapıyoruz. Çok yararlı olan bu sistemle saf bir tohum elde ediyorsunuz. Ürettiğiniz bir çeşidi başkaları sahiplenebilir fakat bunun ‘parmak izi’ni çıkardığınız zaman çeşidin size ait olduğu kanıtlanır” dedi.

Tarladan aldıkları başakları numaralandırarak işleme başladıklarını ve belirli aşamalardan geçirdiklerini belirten Yorgancılar, buğday danesinin proteinini izole ettiklerini ve daha sonra bunu belli aşamalardan geçirdiklerini kaydetti.

Yorgancılar, “Tohumun içindeki depo proteinlerinden yola çıkarak bir sistem dahilinde bunu yapıyoruz. Her bir danenin ‘parmak izi’, nereye giderseniz gidin, bu çeşidi ya da hattı nereye götürürseniz götürün bant deseni verir. Her çeşidin her biri farklıdır. Çeşidin karışık olup olmadığını ya da o çeşidin bize ait olup olmadığını veya çiftçiye doğru çeşit verilip verilmediğini bu şekilde ispat edebilirsiniz” diye konuştu.

Çeşit çıkarılması halinde saflığının korunması gerektiğini vurgulayan Yorgancılar, bir kilogram tohumda üçten fazla yabancı materyal olması halinde bunun tescilinde sertifika kaybı olduğuna değindi. Yorgancılar, “Siz bunları da hesaba katarak, ‘parmak izi’ testi yaparsanız bu yabancı materyal karışıklıkları da temizlenmiş olur. ‘Parmak izi’ni çıkardığınız ve tescile verdiğiniz zaman sizin tohumunuzu kimse sahiplenemez. Aynı zamanda çiftçi, hak iddia edebilecek; böyle bir avantajı var”

Enstitü olarak daha çok buğday çeşitlerinde bu sistemi oluşturduklarını ifade eden Yorgancılar, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’nda tüm ürünlerin “parmak izleri”nin çıkarılmasına yönelik çalışmaların başladığını kaydetti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD5166_her-bugdayin–izi-ni-surduler.html

Bakanlık Meryem Ana Manastırı “Ören Yeri” İlan Etti

Giresun Kültür ve Turizm Müdür Vekili Hüseyin Günaydın, Şebinkarahisar ilçesinde bulunan Meryem Ana Manastırı’nın bakanlık tarafından “Ören yeri” olarak ilan edildiğini belirtti. Günaydın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ilçenin Sarıyer köyü yakınında bulunan ve Türkiye’nin kaya içine yapılan ikinci büyük manastırı olan Meryem Ana Manastırı’nın 2006 yılında restorasyon çalışmalarına başladığı ve bu yıl tamamlandığını söyledi. Manastırın restorasyon çalışmalarının tamamlanmasının ardından geçiçi kabulün yapıldığını aktaran Günaydın,”Kısa zaman sonra manastır bölge turizminin hizmetine sunulacak” dedi.

Günaydın, manastırın Kültür Ve Turizm Bakanlığı’nca 18 Temmuz tarihinde “Ören Yeri” olarak ilan edildiğini de aktararak, “Şebinkarahisar ilçemiz sınırları içerisinde bulunan Meryem Ana Manastırı’nın restoresine 2006 yılında başlandı. 2014 Mart ayında da sona erdi. Projenin geçici kabulünün ardından masantırın ‘Ören Yeri’ olması için bakanlığımıza rapor sunduk. Bakanlığımızda 18 Temmuz tarihinde aldığı karar doğrultusunda Meryen Ana Manastırı’nı ‘Ören Yeri’ olarak ilan etti. Giresun’da turizmin gelişimi için bu önemli bir gelişme” diye konuştu. – Giresun

http://www.giresun.web.tr/bakanlik-manastiri-oren-yeri-ilan-etti.html

“Çocuklar Koyun, Yaşlılar İnek Yoğurdu Tüketmeli”

Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesi Gıda Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İbrahim Hayoğlu, “Yaşlılar hafif olan inek yoğurdu, gelişme çağındaki çocuk ve gençler ise yağ oranı yüksek koyun yoğurdu tüketmeli” dedi.  Hayoğlu, yoğurdun vücuda mineral katkısı sağlayan önemli bir gıda ürünü olduğunu söyledi. Süte göre sindirimi daha kolay ve besleyici özelliği nedeniyle yoğurdun her yaşta tüketilmesini öneren Hayoğlu, “Yoğurt, bağırsak ve sindirim sisteminin işleyişine iyi geliyor” diye konuştu. Hayoğlu, yağ bakımından zengin koyun sütünden elde edilen yoğurdun alışık olmayan kişilerde rahatsızlığa neden olabileceğini vurguladı.

Doğal ve pastörize edilmiş kutu yoğurdun sağlıklı olduğunu ifade eden Hayoğlu, “Koyun yoğurdu, sıcak yaz aylarında özellikle alışmayan insanlar, yaşlılar ve tansiyon hastaları için ağır gelebilir. Bu nedenle yaşlılar hafif olan inek yoğurdu, gelişme çağındaki çocuk ve gençler ise yağ oranı yüksek koyun yoğurdu tüketmelidir. Bunun yanında diyet yapanların küçükbaş hayvan yoğurdunu fazla tüketmemesi gerekiyor. Özellikle yağ oranı yüksek koyun yoğurdu kalsiyum ve mineral madde bakımından zengin olduğu için diş ve kemik sağlığı açısından önem taşıyor” dedi.

Hayoğlu, yoğurt tüketemeyenlere ise ayran içmelerini tavsiye etti.

http://www.tarimtv.gov.tr/HD5153_-cocuklar-koyun-yaslilar-inek-yogurdu-tuketmeli-.html